Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.I wanted some salt, but there was none in the jar.
Kavanozda biraz şekerleme var.There are some cookies in the jar.
Kavanozda birkaç kurabiye var.There are some cookies in the jar.
Kavanozda çok şeker var mıdır?Is there much sugar in the jar?
Bu kavanoz iki litre sıcak su tutabilir.This jar can hold two liters of hot water.
Bu kapak o kavanoza aittir.This lid belongs with that jar.
Oğlumu kurabiye kavanozundan çalarken yakaladım.I caught my son stealing from a cookie jar.
Kavanozları suyla doldur.Fill the jars with water.
Peni dolu bir kavanozun değeri nedir?What is the worth of a jar full of pennies?
Konserveler hava geçirmez bir conta ile kavanozda saklanmalıdır.Preserves must be stored in a jar with an airtight seal.
Kavanozumda bir kazanova var.There is a casanova in my jar.
Tom silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.Tom hid the gun in the cookie jar on top of the refrigerator.
Tom fıstık ezmesi kavanozunun kapağını yerine koydu.Tom put the lid back on the peanut butter jar.
Kavanoz boş.The jar is empty.
Birisi kurabiye kavanozundaki bütün kurabiyeleri yedi.Someone ate all the cookies from the cookie jar.
Benim kavanozum sızıntı yapıyor.My jar is leaking.
Reçel kavanozda gelir.Jam comes in a jar.
Kavanoz yere çarptığında paramparçaydı.The jar was smashed to bits when it hit the floor.
Kurabiyeler kavanozda.The cookies are in the jar.
Reçel kavanozunun kapağı sıkışıyor.The jam jar's lid is jammed.
Bu reçel kavanozunun kapağı sıkışmış ve açılmayacak.This jam jar's lid is stuck and won't open.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatmayın.Don't close the jar too tightly.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatma.Don't close the jar too tightly.
Mary, Tom'un beynini bir kavanozda tutuyor.Mary keeps Tom's brain in a jar.
Bu etiketleri kavanozlara yapıştır.Paste these labels on the jars.
Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary.
Kapak kavanoz üzerine vidalanır.The lid screws onto the jar.
Tom kavanozdan bir kaşık dolusu fıstık ezmesi yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat spoonfuls of peanut butter right out of the jar.
Bu kavanozda kaç tane şekerleme olduğunu hiç kimse tahmin edemez.No one can guess how many jellybeans are in this jar.
Rafta bir sürü boş cam kavanoz var.There are a lot of empty glass jars on the shelf.
Tom hâlâ kavanozu açmaya çalışıyor.Tom is still trying to open the jar.
Kurabiye kavanozu boştu.The cookie jar is empty.
Tom kavanozu aldı ve etiketi okudu.Tom picked up the jar and read the label.
"Bu kavanozu açamıyorum. Yeterli gücüm yok." "Bırak ben yapayım.""I cannot open this jar. I don't have enough strength." "Let me do that."
Tom kavanozu açmaya çalıştı.Tom tried to open the jar.
Bu kavanozu benim için açabilir misin?Could you open this jar for me?
Bu kavanozu açamıyorum.I can't open this jar.
Kavanozun üstünde etiket var.There's a label on the jar.
Tom parayı bahşiş kavanozuna koydu.Tom put money into the tip jar.
O kavanozu bana ver.Give me that jar.
O kavanozu bana uzat.Hand me that jar.
Kavanozda bir örümceğe bakar ve onu bahçede yakaladığı böceklerle besler.He keeps a spider in a jar and feeds it with beetles that he catches in the garden.
Kavanozda kaç tane fasulye var?How many beans are in the jar?
Tom penilerini biriktirir ve onları büyük bir kavanoza koyar.Tom saves his pennies and puts them in a big jar.
Tom bozuk parasını büyük bir kavanozda saklıyor.Tom keeps his pennies in a big jar.
Tom penisini büyük bir kavanozda tutuyor.Tom keeps his pennies in a big jar.
Biri bu kavanozda kaç peni olduğunu tahmin edebilir mi?Can anyone guess how many pennies are in this jar?
Biri bu kavanozda ne kadar para olduğunu tahmin edebilir mi?Can anyone guess how much money is in this jar?
Leyla kavanozu açamaz. Onun sadece bir eli var.Layla can't open the jar. She only has one hand.
Tom kavanozu açamadı.Tom couldn't open the jar.
Tom kavanozu benim için açtı.Tom opened the jar for me.
Kavanozu açmaya çalıştım ama açamadım.I tried to open the jar, but I couldn't.
Kurbağa yavrularını yakaladık ve onları kavanozlara koyduk.We caught tadpoles and put them in jars.
Sami bir kavanoz kornişon turşusu satın aldı.Sami bought a jar of gherkins.
Tom,onları koyduğu kavanozda yüzen kurbağa yavrularını izledi.Tom watched the tadpoles swimming in the jar that he'd put them in.
Tom üç kavanoz salatalık turşusu aldı.Tom bought three jars of dill pickles.
Tom üç kavanoz kornişon turşusu aldı.Tom bought three jars of dill pickles.
Bu kavanozun kapağını açamadım.I couldn't get this jar open.
Bana bir kavanoz reçel verdi.He gave me a jar of jam.