Ana içeriğe geç
Sözlük

katolik ile cümle

katolik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1641 yılında İrlandalı Katolikler ayaklandılar.Im Jahr 1641 begann in Ulster der Aufstand der katholischen Iren.
Aynı zamanda Ortodokslar ve Katolikler tarafından kabul edilen son konsildir.Das althergebrachte Nebeneinander von Katholiken und Orthodoxen wurde toleriert.
Katolikler Münster'de, Protestanlar ise Osnabrück'te bulundular.Aus den katholisch gebliebenen Teilen stammten Domherren in Münster und Osnabrück.
Bu dönemde Katolik inanca dönmüştür.In jener Zeit konvertierte er zum katholischen Glauben.
Babası Katolik bir aileden gelmiş bir mimardı.Ihr Vater scheint Domherr einer Kathedrale gewesen zu sein.
Katolik All Hallow Enstitüsde okudu.Nach dem Abitur studierte Lueben Jura in Halle.
Roma Katolikleri nüfusun % 99'unu oluştururken kalan % 1'lik kısım Protestandır.Der Anteil der Römisch-Katholischen an der Einwohnerschaft beträgt rund 90 Prozent.
1555 yılına kadar imparatorlukta Katolik Kilisesi tek resmi dindi.Die Kapelle war bis 1525 eine katholische Kirche.
Küçük katolik kilisesi ve daha büyük olan protestan kilisesi vardır.Außerdem verfügt es über eine kleine römisch-katholische Kirche und über eine größere evangelische Kirche.
Günümüzde Katolik papaz okulu olarak kullanılmaktadır.Zurzeit wird es als katholisches Pfarrhaus genutzt.
Heykelin inşasına bazı yüksek Katolik mercileri tarafından karşı çıkılmıştır.Dem Freispruch lagen entlastende Aussagen zahlreicher katholischer Geistlicher zugrunde.
Çocukluğunda Katolik rahip olan amcası de Sade’nin yanında eğitim gördü.Ein Onkel von ihm, katholischer Priester, nahm sich seiner an.
Vytautas Katolik töreniyle vaftiz oldu ve Hristiyan oldu.Er habe einen Schwur bei den Heiligen geleistet, sei also krypto-katholisch.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Erst das Zweite Vatikanische Konzil (1962–1965) erlaubte weibliche Ministranten.
Santiago ve Torino'da felsefe ve katolik ilahiyatı eğitimi alır.Er studierte in Santiago de Chile und Turin die Fächer Philosophie und Katholische Theologie.
Katolik kültürüne sahip olan Bunyevatsların siyasi merkezi Subotica şehridir.Kulturelles Zentrum der Bunjewatzen aus Batschka ist die Stadt Subotica.
Ayrıca güçlü Katolik örgüt Opus Dei'yle de ilişkisi vardı.Auch führende Männer der Opposition gehörten dem Opus Dei an.
Belle sıkı bir Katolik ailede büyüdü.Sie wuchs in einem streng katholischen Haushalt auf.
Ülkede Katolik ve lüteranlar azınlık oluşturuyor.Lutheraner und Katholiken bilden die Minderheit.
Landkreis'ın %76'sı protestan ve %15'i katolik.Die Bevölkerung des Kreises ist zu etwa 76 % evangelisch und zu etwa 15 % katholisch.
Katolik Kilisesi'nde anma günüsü 9 Ocak'tır.In der katholischen Kirche ist der 9. Januar der Gedenktag für ihn.
Kısa bir süre önce Katolik oldu.Il s'est récemment converti au catholicisme.
İkisi de katolikti.Les deux étaient catholiques.
O zamandan itibaren Thomas Raber katolik çevrelerde de tanınmaya başlamıştır.Dès lors, Thomas Raber est connu dans les cercles catholiques.
Oyuncu Allentown Merkez Katolik Lisesine (Allentown Central Catholic High School) devam etti.Elle est scolarisée au Allentown Central Catholic High School.
Ryan Murphy, Indianapolis, Indiana'da İrlandalı bir Katolik ailede yetişti.Ryan Murphy grandit à Indianapolis au sein d'une famille catholique d'origine irlandaise.
Bazı uzmanlar Vermeer'in katolikliğine şüpheyle yaklaşmaktadır.Quelques spécialistes ont mis en doute la sincérité de conversion de Vermeer.
Temmuz 1920'de, Ottla, babasına rağmen Çek Katolik Joseph David ile evlendi.En juillet 1920, Ottla épouse le tchèque Catholique Joseph David, contre l'avis de son père.
Roman Katolik RKSP üyesiydi.Il était membre du parti catholique RKSP.
Saint-Benoît Lisesi, Bulgar Katolik Kilisesi'nin oluşmasında önemli rol oynamıştır.Le lycée Saint-Benoît joua un rôle primordial dans la formation d'une Église bulgare catholique.
Annesi katolik, babası protestandı.Sa mère était catholique, son père protestant.
Constantinople'un Latin'lerde fethinden sonra, yapı Roma Katolik kilisesi olarak kullanıldı.Durant l'empire latin de Constantinople, l'édifice devint une église catholique.
Yaşamının son günlerinde Katolik Kilisesi'ne girmişti.Elle consacra ses dernières années à l'Église catholique.
1984 yılında Katolik Hareket'in başkan yardımcısı olmuş ve 1989'da bu görevi bırakmıştır.En 1984, elle est élue vice-présidente de l'Action catholique, poste qu'elle abandonne en 1989.
Annesi tarafından bir Katolik olarak yetiştirildi.Il est éduqué en catholique par sa mère.
Katolik inancının icra edilmesi yasaklanır.Le culte catholique est interdit.
Tarihsel olarak ülke katolikler ve protestanlar arasında yaklaşık olarak dağılır.La population d'alors se répartit presque à égalité entre protestants et catholiques.
Bu dönemde Katolik Gençlik Hareketi genel başkanı olmuştur.Au cours de cette période, il est aussi président général de l’action catholique de la jeunesse.
Birleşik Krallık'ın son katolik hükümdarıdır.Il est le dernier monarque catholique de Grande-Bretagne.
Ülkenin üçte biri Katolik'tir.Près d'un tiers de la population est catholique.
İmparator da hep Katolik'ti.En outre, la princesse était catholique.
Annesi katoliktir.Sa mère est catholique.
Üniversiteye gidene dek, Katolik kolejlerinde okudu.Il enseigna à l'Université catholique jusqu'à sa mort.
Aynı zamanda Minnesota'nın ilk Katolik şapeli de buradadır.Ce fut le site de la première chapelle catholique dans l'État du Minnesota.
Roma Katolik Kilisesince çevirmenlerin, kütüphanecilerin ve ansiklopedistlerin koruyucu azizi olarak tanınır.Dans l'Église catholique romaine, il est reconnu comme le saint patron des bibliothécaires et des traducteurs.
Doğu Timor Filipinler ile birlikte Asya'da Katolik nüfusun en yoğun olduğu 2 ülkeden biridir.Le Timor oriental est l'un des deux seuls pays à dominante catholique en Asie, avec les Philippines.
Öğrencilerin arasında Katolik, Ortodoks ve Musevî öğrenciler de vardır.À côté des élèves musulmans, prenaient place également des élèves catholiques, orthodoxes et juifs.
Bu kiliseler Doğu Katolik Kiliseleri olarak adlandırılır.On les appelle collectivement les Églises catholiques orientales.
Hıristiyanlığın Katolik kültürüyle büyümüştür.En conséquence, la culture catholique prospère.
Ermeni Hristiyanlığında Ermeni Apostolikler ve Ermeni Katolikler de aynı kavramı kullanır.L'Église apostolique arménienne et l'Église catholique arménienne utilisent le même terme.
Sırp Ortodokslardan başka kentte 20.366 Müslüman, 16.305 Katolik, ve 3.796 Protestan bulunur.Il y a aussi 20 366 musulmans, 16 305 catholiques et 3 796 protestants.
1980'li yıllarda Katoliklik inancına yöneldi.Dans les années 1980, il se convertit au catholicisme.
Mapplethorpe, Katolik bir ailenin bir İngiliz-İrlanda melezi oğlu olarak, New York'ta doğmuştur.Mapplethorpe naît dans une famille catholique d'origine anglo-irlandaise.
Servet'in iki erkek kardeşi vardı, bir tanesi babası gibi noter oldu, diğeri ise Katolik rahibi oldu.Michel a deux frères : l'un est notaire comme leur père, l'autre prêtre.
Katolikler nüfusun %42'sini oluştururlar.Religions: La religion catholique représente 42 % de la population.
1989 yılında Macauley'e, Katolik Kilisesi tarafından kendisine diyakon rütbesi verilmiştir.En 1989, Macauley est ordonné diacre de l'Église catholique.
Bazı kantonlar Katolik kaldılar ve bu durum ciddi çatışmalara ve sonunda Kappel savaşlarına neden oldu.Sept d'entre eux restèrent cependant fidèles au catholicisme, ce qui déboucha sur les guerres de Kappel.
Bu hal, Kıbrıs Kilisesi'nin Roma Katolik Kilisesi'nin devamlı tecavüzünden kurtulmasına vesile olmuştur.Cette disparition signifierait la perte à tout jamais de la Capilla gitana.
Ancak Katolik Merkez Partisi ile bir anlaşma sağlanamadı.En effet, elle ne pourrait trouver un parti plus enviable dans le monde catholique.
Bundan başka Katoliklik ve Protestanlık yaygındır.Le catholicisme et le protestantisme sont répandus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod