Ana içeriğe geç
Sözlük

katlanmak ile cümle

katlanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir şemsiye alma zahmetine katlanmak zorunda değilsiniz.You don't have to go to the trouble of getting an umbrella.
Çocuklar evdeyken bir sürü gürültüye katlanmak zorundayız.We have to put up with a lot of noise when the children are at home.
Hayatta birçok zorluklara katlanmak zorundasın.You have to endure a lot of hardships in life.
Bu gürültüye katlanmak zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to put up with this noise.
Çaresi yoksa katlanmak gerekir.What can't be cured must be endured.
Ona katlanmaktan başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to put up with it.
Yapabileceğimiz tek şey ona katlanmaktı.The only thing we could do was to bear with it.
Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.We had no choice except to put up with it.
Aşk kızamık gibidir. Hepimiz ona katlanmak zorundayız.Love is like the measles. We all have to go through it.
Yaptığının sonucuna katlanmak zorundasın.If you make your bed, you've got to lie in it.
Buna katlanmak zorunda değilim.I don't have to put up with this.
Anladığım kadarıyla gökkuşağı görmek istiyorsanız yağmura katlanmak zorundasınız.The way I see it, if you want the rainbow, you gotta put up with the rain.
Tom katlanmak zorunda kaldı.Tom had to bite the bullet.
Tom bütün lise boyunca bana katlanmak zorunda kaldı.Tom had to put up with me all through high school.
Hiç kimse buna katlanmak zorunda olmamalıdır.No one should have to put up with this.
Buna ne kadar süre katlanmak zorunda kalacağız?How long will we have to put up with this?
Fransız palavralarına katlanmak zordur.It's hard to endure the boastings of the French.
Neden hep bu şeylere katlanmak zorundayım?Why do I always have to put up with these things?
Daha ne kadar buna katlanmak zorundayız?How much longer do we have to put up with this?
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.The heroes resolve to change the outcome of that crisis.
Taşınabilirlik için katlanmak yerine Touch Mouse, kavisli "kullanımdaki" şekilden düzleştirilir.Instead of folding for portability, the Touch Mouse flattens from its curved "in-use" shape.
Kaçıp saklanıyorsun ve bunlara katlanmak zorunda kalmıyorsun.You run and hide, so you don't have to look.
Terketmek ölümün acılı bir çeşidi. katlanmaktan daha zor.Renouncing is such a bitter death, it's harder to bear.
Siz dinlemiyorsunuz diye niye buna katlanmak zorundalar?Why do they have to go through that because you motherfuckers don't want to listen?
Büyükbabam onu cezalandırmışsa... ...katlanması gerektiği kadar katlanmak istiyor.If that was grandfather's punishment for him, he wants to bear it as he should.
Şu an... ...bütün bu acılara katlanmak için birinden nefret etmeliyim.Right now, I need someone to hate to endure all this pain.
Öyleyse demokrasiye inandığını söyleyenler bunun neticesine de katlanmak zorundadırlar.In that case, those who say they believe in democracy must also endure the its aftermath.
Buna katlanmak zorunda mıyım?That's a lot to endure
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Death and life are in the power of the tongue; those who love it will eat its fruit.
Hindistan'da pandemi ilk ortaya çıktığında vaka sayısı her dört günde bir ikiye katlanmaktaydıThe initial growth of the pandemic in India was one of doubling every four days
Bütün bu gürültüye katlanmak zorundasın.Du musst dich mit den ganzen Geräuschen abfinden.
Şu an için ona katlanmak zorundayız.Für den Moment müssen wir uns damit abfinden.
Gökkuşağını isteyen, yağmura katlanmak zorunda.Wer einen Regenbogen haben will, muss den Regen akzeptieren.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.Sie kommen zu spät; die Brüder haben sich gegenseitig getötet.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.En la primera temporada los hermanos son bastante lejanos el uno del otro.
Üç gemiyle çıkıp gelen Phokaialının kendilerine eziyet etmesine katlanmak istemediler.La cosa che non sapevano è che tre Marines vi si erano trincerati.
Tüm bu gürültüye katlanmak zorundasın.Тебе придётся потерпеть весь этот шум.
Mahalle nüfusu yazın 3 e katlanmaktadır.Ze riepen driewerf schande, juffrouw Zomer het driewerfst.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.Nieszczęścia niespodziewanie zbliżają braci do siebie.
Mahalle nüfusu yazın 3 e katlanmaktadır.Sommartid trefaldigas invånartalet.
Kahramanlar bu değişimin sonuçlarına katlanmak, dengeleri yeniden kurmak zorunda kalırlar.Censurerna tvingade dem att ändra en av de gångerna till rumpa.
Anladığım kadarıyla gökkuşağı görmek istiyorsanız yağmura katlanmak zorundasınız.Din câte văd eu, dacă vreți să vedeți curcubeul, trebuie să îndurați ploaia.
Kuşatma boyunca kentteki sivil halk, özellikle 1941 -1942 kışında yaygın bir açlığa katlanmak zorunda kaldı.A városban maradt civilek különösen 1941-1942 telén szenvedtek az éhezéstől.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.Ντροπιασμένοι από τις ενέργειές τους, οι αδελφοί έφυγαν αμέσως μετά.
Kuşatma boyunca kentteki sivil halk, özellikle 1941 -1942 kışında yaygın bir açlığa katlanmak zorunda kaldı.레닌그라드 도시의 민간인은 특히 1941년~1942년 겨울 시기 기근으로 고통받았다.
Goethe, oğlunun ölümüne Roma’da iken katlanmak zorunda kalmıştır.בנו של חיון התנצר ברומא לאחר מות אביו.
Bazıları bunun sonuçlarına katlanmak zorunda.A někdo musí nést následky.
Bazıları bunun sonuçlarına katlanmak zorunda.To je apokalipsa svobode!
Bazıları bunun sonuçlarına katlanmak zorunda.Και κάποιος πρέπει να πληρώσει τις συνέπειας .
Bazıları bunun sonuçlarına katlanmak zorunda.И някой трябва да плати последствията.
Bu bir devrim, parti değil. Bazıları bunun sonuçlarına katlanmak zorunda.To apokalipsa wolności!
Buraya gel, Tommy. Siz dinlemiyorsunuz diye niye buna katlanmak zorundalar?Γιατί πρέπει να το περνάνε αυτό επειδή εσείς οι γαμημένοι δε θέλετε να ακούσετε;
Büyükbabam onu cezalandırmışsa... ...katlanması gerektiği kadar katlanmak istiyor.C'est la punition de Grand-Père, il veut l'assumer comme telle.
Büyükbabam onu cezalandırmışsa... ...katlanması gerektiği kadar katlanmak istiyor.Ha nagyapa ezt a büntetést szánta neki, akkor követni akarja azt.
Büyükbabam onu cezalandırmışsa... ...katlanması gerektiği kadar katlanmak istiyor.Είπε ότι αφού ήταν η τιμωρία του παππού μου γι'αυτόν ,θα υπάκουε.
Büyükbabam onu cezalandırmışsa... ...katlanması gerektiği kadar katlanmak istiyor.قال بما انها عقوبة جدي له فسيقبل بها
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.A morte e a vida estão no poder da língua; e aquele que a ama comerá do seu fruto.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Död och liv har tungan i sitt våld, de som gärna bruka henne få äta hennes frukt.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Død og Liv er i Tungens Vold, hvo der tøjler den, nyder dens Frugt.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Død og liv er i tungens vold, og hver den som gjerne bruker den, skal ete dens frukt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod