Ana içeriğe geç
Sözlük

katla ile cümle

katla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Artık buna katlanmayacağım.I won't tolerate it anymore.
Artık bu ağrıya katlanamam.I can't take this pain any longer.
Bu acıya katlanamıyorum artık.I can't bear this hurt anymore.
Zar zor katlanabilirim.I can barely stand.
Maaşımı ikiye katladıklarında mutlu oldum.I was happy when they doubled my salary.
Ağrıya katlanabilir misin?Can you stand the pain?
Hiç kimse Tom'a katlanamaz.Nobody can stand Tom.
Herhangi bir yağmalamaya katlanmayacağız.We won't tolerate any looting.
Zorbalığa katlanılmayacak.Bullying won't be tolerated.
Mary tişörtünü dikkatle katladı.Mary folded her T-shirt carefully.
Bu saçmalığa yeterince katlanmadık mı?Haven't we had enough of that nonsense already?
Senden ayrı kalma düşüncesine katlanamam.I can't bear the thought of being away from you.
Gürültüye nasıl katlanıyorsun?How do you put up with the noise?
Gürültüye nasıl katlanabiliyorsun?How can you put up with the noise?
Fransız palavralarına katlanmak zordur.It's hard to endure the boastings of the French.
Tom sözünün kesilmesine katlanamaz.Tom can't stand being interrupted.
Katlandıkları şey için sadece acıma hissedebilirim.I could only feel pity for what they were enduring.
Yalnız yaşamaya katlanamam.I can't stand to live alone.
Eleştirilere katlanmayacağım.I won't abide critiques.
Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.All storeys of the house are made of wood.
Buna daha fazla katlanamayız!We can't take it any more!
Buna daha fazla katlanamayacağım.I won't take this any longer.
Böyle bakılmaya katlanamam.I can't stand being looked at like that.
Biz buna nasıl katlanabiliriz?How can we put up with that?
Tom pek çok şeye katlandı.Tom has endured a lot.
Biz yeterince uzun katlandık.We've endured for long enough.
Bu tür ağrıya katlanamıyorum.I can't bear this kind of pain.
Başkaları hakkında her zaman kötü konuşan insanlara katlanamam.I can't stand people who always speak ill of others.
Her şeyi kaybetmeye katlanıyorsunuz.You stand to lose everything.
O artık buna katlanamaz.He can't stand it anymore.
Erkek kardeşim başından beri ona katlanamadı.My brother couldn't stand her from the very beginning.
Benim ülkemde insanlar kendilerinden daha zeki olan kişilere katlanamazlar.In my country, people can't stand others who are more intelligent than they are.
Dostluk sevinci ikiye katlar ve üzüntüyü yarıda keser.Friendship redoubles joy and cuts grief in half.
Ağlayan çocuklara katlanamam.I can't stand children crying.
Benim ülkemde insanlar kendilerinden daha zeki olanlara katlanamazlar.In my country people cannot stand those who are more intelligent than they are.
Ben can sıkıcı zengin insanlara katlanamam.I can't stand annoying rich people.
O durmaksızın üç saat konuştu. O katlanılmaz.He talked for three hours non-stop. He's unbearable.
Ona katlanamadığımı biliyorsun.You know I can't stand him.
Katlanıp katlanamayacağımı görmek istiyorum.I want to see if I can stand.
O tür aşağılamaya nasıl katlanıyorsun?How do you put up with that kind of humiliation?
Neden hep bu şeylere katlanmak zorundayım?Why do I always have to put up with these things?
Artık daha fazla katlanamıyorum.I just can't take it anymore.
Büyüme hızı katlanarak büyüyor.The rate of growth is growing exponentially.
Tom annesine katlanamadı.Tom could not stand his mother.
Yatak duvara katlanabilir.The bed folds into the wall.
Ben böyle itaate katlanmayacağım.I will not tolerate such subordination.
Bir kişi hayatı tehdit edici yaralara katlandı.One person suffered life-threatening injuries.
Ona daha fazla katlanamıyorum.I can't stand him any longer.
Mary elbiselerini düzgünce katladı ve onları şifoniyer çekmecelerine yerleştirdi.Mary neatly folded her clothes and placed them in her dresser drawers.
Bir kadın kaç çocuğa katlanabilir?How many children can a woman bear?
Bu, cümlelerin sayısını çabucak ikiye katlamamıza izin verecektir.This will let us quickly double the number of sentences.
Tom gürültüye katlanamadı.Tom couldn't bear the noise.
Ben başkaldırmaya katlanamam.I do not tolerate insubordination.
Bu insanlara katlanamam.I can't stand these people.
Üretim geçen on yılda dörde katlandı.Production has increased by four times in the past ten years.
Sadece Tom'a katlanamıyorum.I just can't stand Tom.
Parası için onunla evlendi ve onun sıradan yaşantısına katlanamadı.She married him for his money, and couldn’t put up with his plain way of living.
Artık burada buna katlanamıyorum.I can't stand it here any longer.
Bu dünyada katlanamayacağım bir şey varsa, bu bir yalan.If there is something I can't stand on this world, it's a lie.
Nüfusumuz katlanarak büyüyor.Our population is growing exponentially.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod