Ana içeriğe geç
Sözlük

katla ile cümle

katla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'nin davranışına daha fazla katlanamaz.Tom can't put up with Mary's behavior anymore.
Tom Mary'nin kötü davranışlarına daha fazla katlanamaz.Tom can't put up with Mary's bad manners any longer.
Ben artık ona katlanamıyorum.I can't stand her any longer!
Tom Mary'nin iyi zaman geçirdiğinden emin olmak için zahmete katlandı.Tom went out of his way to make sure Mary had a good time.
Tom Mary'yi evindeymiş gibi hissettirmek için zahmete katlandı.Tom went out of his way to make Mary feel at home.
Tom Mary'ye yardım etmek için zahmete katlandı.Tom went out of his way to help Mary.
Tom altı ay içerisinde yatırımını üçe katladı.Tom tripled his investment in six months.
Tom gömlek cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.Tom took a folded piece of paper out of his shirt pocket.
Tom kağıdı Mary'ye vermeden önce katladı.Tom folded the paper before handing it to Mary.
Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.Tom folded his clothes and put them in his suitcase.
Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.Tom could hardly stand the pain.
Tom hapishanedeki hayata katlanabildi.Tom could face life in prison.
Tom Mary'nin sızlanmalarına daha fazla katlanamıyor.Tom can't put up with Mary's whining any longer.
Tom Mary'nin John'la çıkması fikrine katlanamaz.Tom can't bear the thought of Mary going out with John.
Bu adama katlanamıyorum.I can't stand that guy.
Bu sıcak havaya daha fazla katlanamıyorum.I just can't stand this hot weather anymore.
Ben onun yorumlarına katlanamıyorum.I can't stand his comments.
Çaresi yoksa katlanmak gerekir.What can't be cured must be endured.
Ona katlanmaktan başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to put up with it.
Yapabileceğimiz tek şey ona katlanmaktı.The only thing we could do was to bear with it.
Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.We had no choice except to put up with it.
O, kocasının yaptıklarına katlanamıyor.She cannot stand what her husband does.
O adama nasıl katlanabildiğini bilmiyorum.I don't know how can you stand that guy.
Aşktan dolayı katlandığın acı herhangi bir zevkten çok daha tatlıdır.The pain you go through because of love is by far sweeter than any other pleasure.
Aşk kızamık gibidir. Hepimiz ona katlanmak zorundayız.Love is like the measles. We all have to go through it.
Böyle bir dile katlanamam!I won't tolerate such language!
Gürültü yapan çocuklara katlanamıyorum.I can't stand noisy children.
Onun hakaretlerine daha fazla katlanamam.I can't put up with his insults any longer.
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
Buna katlanılmayacak.This will not be tolerated.
Şimdiye kadar büyük bir halıyı ilk defa tek başıma katladım.This is the first time I've ever folded the big carpet by myself.
Onun kabalığına katlanamıyorum.I can't tolerate his rudeness.
Katlanabilir güneş ocakları var.There are colapsible solar cockers.
Hiç bir bayrak katladın mı?Have you ever folded a flag?
Yaptığının sonucuna katlanmak zorundasın.If you make your bed, you've got to lie in it.
Tüm giysileri katlamak birkaç saatimi aldı.It took me several hours to fold all the clothes.
Ben artık buna katlanamıyorum.I can't take it anymore.
Ben katlanamadım.I couldn't stand.
Artık bu tür bir davranışa katlanmayacağım.I'm not going to tolerate this kind of behavior anymore.
Tom'un şarkı söyleme tarzına katlanamayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who can't stand the way Tom sings.
Tom ve Mary bayrağı katladı.Tom and Mary folded up the flag.
Tom Mary için mektubu tercüme etsede, o, tercümeyi okuma zahmetine katlanmadı.Even though Tom translated the letter for Mary, she didn't bother to read his translation.
Artık buna katlanamam.I can't take this any longer.
O artık buna katlanamadı.He couldn't take it any longer.
Tom'un bunca yıldır Mary'ye nasıl katlandığını merak ediyorum.I wonder how Tom put up with Mary for so many years.
Ben buna katlanamam.I can't bear it.
Tom Mary'ye bakmaya katlanamıyor.Tom can't bear to look at Mary.
Tom'un bunca yıldır Mary'ye nasıl katlandığını hayal bile edemiyorum.I can't imagine how Tom has put up with Mary all these years.
Bebeklerin ağlamasına katlanamam.I can't stand babies crying.
Hastanelere katlanamam.I can't stand hospitals.
Artık buna katlanamıyorum. Şu müziği kapat. O beni çıldırtıyor.I can't stand it any longer. Turn that music off. It's driving me crazy.
Çocuklara katlanamam.I can't stand kids.
Yalancılara katlanamam.I can't stand liars.
Tom kaybetmeye katlanamaz.Tom can't stand losing.
Tom Mary'ye katlanamıyor ve o bunu biliyor.Tom can't stand Mary and she knows it.
Ben tahmin etmeye katlanamam.I can't stand the anticipation.
Bir arkadaş olarak Tom'u kaybetme düşüncesine katlanamam.I can't stand the thought of losing Tom as a friend.
Tom'a katlanamıyorum.I can't stand Tom.
Onlar kas ağrısına katlanır.They put up with muscle pain.
Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardıThe oldest son succeeded in doubling his inheritance.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod