Ana içeriğe geç
Sözlük

katla ile cümle

katla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep.
Ona daha fazla katlanamam.I can't put up with him any longer.
Onun kibri artık katlanılır değil.His arrogance is no longer tolerable.
Onun tükürme şekline katlanamam.I can't put up with the way he spits.
Ben artık onun zorbalığına katlanamam.I can't put up with his violence any longer.
Onun kaba davranışına katlanma sorunum var.I have trouble putting up with his rude manner.
O, görüşmede güçlüklere katlandı.He took great pains in the negotiation.
O havluları katladı ve onları dolaptaki yerine koydu.She folded up the towels and put them away in the cupboard.
O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.He put up with the greatest hardship that no one could imagine.
O bana istasyona giden yolu gösterme zahmetine katlandı.He took the trouble to show me the way to the station.
Saçını tarama zahmetine katlanmaz.He doesn't bother to comb his hair.
O, bir hakarete katlandı.He suffered an insult.
Zor eğitime katlanamaz.He cannot put up with hard training.
O ondan ayrı kalmaya katlanamadı.He couldn't bear to be apart from her.
Kolunu katlamış oturuyordu.He was sitting with his arms folded.
Böylesine bir muameleye katlanmazlar.They will not stand for such treatment.
Onun davranışına katlanamam.I cannot put up with her behavior.
O, ağrıya cesurca katlandı.She bore the pain bravely.
O, mendilini düzgünce katladı.She folded her handkerchief neatly.
O, hakaretlere daha fazla katlanmadı.She could not put up with the insults any more.
O, acı sona katlandı.She endured to the bitter end.
O, onun bencilliğine katlanmadı.She didn't tolerate his selfishness.
Onun kabalığına daha fazla katlanamadı.She couldn't put up with his rudeness any more.
O, arkadaşını havaalanında karşılama zahmetine katlandı.She took the trouble to meet her friend at the airport.
Bir evin düzensiz olmasına katlanabilirim ama kirli olmasından hoşlanmıyorum.I can put up with a house being untidy, but I don't like it to be dirty.
Yarın ona katlanacağım.I'm putting up with him tomorrow.
Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.Let go of my arm! I can't stand people touching me.
Bir A-7 kağıdını ikiye katlayın ve birbirine yapıştırın.Fold A-7 in half and stick it together.
Biri sana yardım etmek için zahmete katlandığında bir teşekkür notu yazın.Write a thank-you note when someone goes out of his or her way to help you.
O, Amerika için çoğumuzun hayal bile edemeyeceği fedakarlıklara katlandı.He has endured sacrifices for America that most of us cannot begin to imagine.
Ona bakmaya katlanamadım.I couldn't stand looking at it.
Yazı severim ancak sıcağa katlanamam.I like summer, but I can't stand the heat.
O gürültüye katlanamam.I can't put up with that noise.
Onun davranışına güçlükle katlanıyorum.I can barely stand his behavior.
Onun küstahlığına katlanamıyorum.I can't put up with his arrogance.
Bu tür bir politikacıya katlanamam.I can't stand that kind of politician.
Bu gürültüye katlanamam.I can't stand this noise.
Caddeden gelen gürültüye katlanamıyorum.I can't stand the noise from the street.
Onun davranma tarzına katlanabiliyor musun?Can you put up with the way he behaves?
Tatoebanın popülaritesi kurulduğu günden beri katlanarak artmaktadır.Tatoeba's popularity has been growing exponentially since the day of its inception.
Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.We'll have to double our budget for next year.
Hata yapan sonuçlarına katlanır.He who makes the mistake bears the consequences.
Artık sana katlanamam.I cannot stand you anymore.
Bir sürü zarara katlandık.We suffered a lot of damage.
Roka ve diğer acı şeylere katlanamam.I can't stand arugula or any bitter greens.
Bana bir kağıt vinci nasıl katlayacağını öğret. Onu nasıl katlayacağımı unuttum.Teach me how to fold a paper crane. I forgot how to fold it.
Onun sonsuz aşkına katlanamıyorum.I cannot bear her endless love.
Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes.
Bu gürültüye katlanmak zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to put up with this noise.
Bileşik kırığın ağrısı neredeyse katlanılmazdı.The pain of the compound fracture was almost unbearable.
O, acıya oldukça iyi katlandı.She put up with the pain quite well.
Tom kırk yılda bir saçını tarama zahmetine katlanır.Tom seldom bothers to comb his hair.
Tom sıcaklığa daha fazla katlanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with the heat any longer.
Tom'un çok ağrısı var fakat o ona katlanabileceğini söylüyor.Tom is in a lot of pain, but he says that he can take it.
Tom mendilini katladı.Tom folded his handkerchief.
Tom acıya katlanamadı.Tom couldn't put up with the pain.
Tom Mary'yi severdi. Artık ona katlanamıyor.Tom used to love Mary. Now he can't stand her.
Tom Mary'nin davranışına artık katlanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with Mary's behavior any longer.
Tom Mary'ye daha fazla katlanamadı.Tom couldn't put up with Mary any longer.
Tom Mary'ye katlanamıyor.Tom can't stand Mary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod