Ayrıca Britannica Ansiklopedisi'ne katkıda bulundu.He also made significant contributions to the Encyclopædia Britannica.
En önemli başarısı, Sovyet ay robotu olan Lunokhod rover'ın tasarımına olan katkısıdır.He was involved in the development of Lunokhod, the Soviet Moon Rover.
Garantili GDO'suz ve katkısız sütten üretilmektedir.It is produced from milk which is guaranteed GM-free and import-feed-free.
Yapılan tarımla mahalle ve ülke ekonomisine katkı sağlanmaktadır.They maintain a community life by sharing land and labour.
Yazılı ve görsel medyanın katkılarına dikkat çekti.Described and Captioned Media Program.
Ülkede ticaretin gün geçtikçe büyümesi finansal tekniklerin gelişmesine katkı sağladı.The growth of trade in Greece led to the development of financial techniques.
DESHAM uzmanları düzenli olarak USAK yayınlarına katkıda bulunmaktadırlar.Wilhelm still regularly contributes to the site.
Bazı yazarlar "yer değiştirme akımı" adını sadece bu katkı için kullanırlar.Some authors apply the name displacement current to only this contribution.
Yararlı yönleri ise tozlanmaya katkıları ve predatör türlerin bulunuşudur.These include things like destruction of habitat and predators.
Bana ve oyunculuğuma çok katkısı oldu.Me and my team worked hard.
Tam anlamıyla çalışanın kuruma ve topluma olan katkısı sıfırlanıyor.Lastly, the person's social behavior and executive functions begin to improve.
Ayreon'un son albümü 01011001'de vokalist olarak katkıda bulunmuştur.He also sang on the Ayreon album 01011001.
Fransa'ya yerleşerek bu ülkede judo sporunu gelişimine katkıda bulunmuştur.He led the development of judo in France.
Rose, albümün tanıtımına katkıda bulunmadı.Berry did not partake in the album.
2004 ve 2008 olimpiyatlarında da büyük katkıda bulundu.She also participated in the 2004 and 2008 Olympic games.
Katkılı yarı iletkenler “extrinsic” olarak da adlandırılır.Doped semiconductors are referred to as extrinsic.
Ülkeme bir katkım olsun istedim.I wanted to leave on a high for my country.
Mekanizma tasarım teorisine katkıları nedeniyle bu ödüle layık görülmüşlerdir.He was awarded the prize for his contributions to mechanism design theory.
Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nin kuruluşuna katkı sağladı.The Scottish Rite offered to finance the completion of the fourth floor's museum.
Okullarda insancıl düşüncenin ve eğitimin geliştirilmesine katkıda bulunmak.To improve human rights education in schools.
Avrupa Birliği'nde gıda katkı maddesi olarak E951 kod adını almıştır.In the European Union, it is codified as E951.
Ukrayna pavyonunun başarısındaki en büyük katkıya sahip.This is still the greatest achievement for Ukraine in biathlon.
Adanın iç bölgelerindeki diğer kısımları tarım endüstrisine katkıda bulunur.A number of other industries on the island contribute to the economy.
Bunun sebebi büyükçe bir Rayleigh katkısıdır.It is an extension of Rayleigh's method.
Bu, neslimin vatandaşlık hakları mücadelesine benim katkım.This is my contribution to the civil rights fight of my generation.
Karar verme süreçlerine katkı koyarak, başarıyı artırabilirdi.It can give credit to sound decision-making, adding momentum to success.
Herkes katkıda bulunmakta serbest.Everyone is free to contribute.
Herkes katkıda bulunabilir.And everyone has the ability to contribute.
Bu karşılıklı değişim direnme gücüne ve bütün ekonomiye katkıda bulunmaktadır.This change has contributed to the vitality and the whole economy.
Bu buz çatlak ve çığlık yapmak için katkıda bulunan küçük hava tabancaları.These are the little air-guns which contribute to make the ice crack and whoop.
Tom Otterness, Maria Kalman katkıda bulundu ve bu, bizim için psikoterapik bir deneyim oldu.Tom Otterness contributed, Maira Kalman contributed and it became this cathartic experience for us.
Bazılarınız mavi yüzgeçlilerin ölümüne katkı sağladığı için kendilerini suçlu hissedebilir.Some of you may be guilty of having contributed to the demise of bluefin.
İnsan bedeni, aslanın vücut yapısına ve gelişimine katkıda bulunacak.The human body will go into the structure and the development of lions.
Hükumetin yaşlanmaya karşı mücadeleye katkısı pek az oldu.The role of government in working on combating aging has so far being very slight.
Mesela ben bu deneyleri yaparken kendimce bilime katkıda bulunduğumu düşünüyordum.When I was doing these experiments, in my mind, I was helping science.
Kendimi bilimin ilerlemesine katkıda bulunan bir şövalye gibi görüyordum.In my mind, I was actually a knight trying to help science move along.
Ortalama katkı miktarı ise 57 dolar civarındaydı.The median contribution was somewhere around 57 dollars.
Örneğin demokrasi kavramını alalım. Herkes katılım ve katkıda bulunuyor.The democratic concept for example, where everybody participates and contributes,
Vakfım bu rüyayı gerçekleştirmeye nasıl katkıda bulunabilir?"and connect it up with the other great things going on on the internet."
Şu anda Kickstarter'da, isterseniz lütfen katkıda bulunun.It's currently on Kickstarter, so if you want to contribute, please do it.
İnsanların üzerine düşeni yapması ufak bir katkı sağlaması ve hepsinin bağlanmasıdır.It's about people doing their bit to produce a little bit, and it all connecting.
Güvenli, sağlıklı, besleyici gıda sistemlerine katkı koyan insanları kutlayalım.let us celebrate every person who is making a safe, healthy, nutritious food system possible.
Çok büyük bir rakam, Amerikan ekonomisine ücretsiz bir katkı.It's a number -- very large -- a contribution to the economy of the United States for free.
Ben de, "Size katkılarınız için iki sent ödeyeceğim" dedim.And I said, "I'll pay you two cents for your contribution."
Bu da yapılan tüm farklı katkıları gösteriyor.This is again showing all the different contributions.
Yine, videoyu oynatabilir ve kişisel katkıları öğrenebilirsiniz.Again, you can get the playback and personal contribution.
Bu işe katkı sağlayan tek Afrikalı, kendisi.He's the only African who's contributing to this.
Kimi vekiller katkıda bulunuyor ve geri dönüp soruyu aktarıyor.There are some MPs who participate, and come back and ask.
Damarda kalabildiklerinden dolayı da tonisiteye katkıları oluyor.Water is going to be driven into the blood vessels.
Bu sayede aldığınız ürün ilave renklendiriciler, katkı maddeleri ve dolgu maddeleri içermez.That way you won't get all the added colorings, bindings, or fillers.
Katkı sonunda sen-ebilmek bulmak belgili tanımlık yol Takdirlerini ifade etmek.At the end of the article you are enabled to express your appreciation.
Her birimiz dünyanın işleyişinin değişimine katkıda bulunmalıyız.We should all be participating in changing the way the world works together.
Aslında benim oğluma olan katkım bu genlerin yarısının rastgele bir şekilde toplanmışı olacak.Well, my contribution to my son is going to be a random collection of half of these genes.
Tahmin bile edemeyeceğimiz katkılara ne dersiniz?What about contributions we can't even predict?
Petrol fiyatları 2.000 Dolar arttı. Sağlık sigortası katkı payları 2.500 Dolar arttı.Health insurance premiums, up $2,500.
- Ama özel yatırımcılar diyelim ki 7 liralık bir katkıda bulundular. -But private investors will contribute, say, $7.
Hazine de 7 liralık bir katkıda bulunacak. -So the Treasury will contribute another $7.
"self-sacrificial"--katkıda bulunmaya istekli kamu yararı için."self-sacrificial" -- the willingness to contribute to the public interest.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.And how they're distributed really contributes to their underlying function.
Kendisine ekonomiye büyük katkısı olduğunu söyleyen yüksek mevkiilerde arkadaşları vardı.He had friends in high places who assured him that he was of great value to the economy.