"Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" sloganının popülerleştirilmesine katkısı büyüktür.Il suo nome è legato al celebre motto « Liberté, Égalité, Fraternité », da lui ideato.
Katkıda bulunuyorum.Я вношу свой вклад.
O, ekonominin gelişimine çok katkıda bulundu.Он внёс огромный вклад в развитие экономики.
İtalyan ailelerde dede ve nineler çocukların yetiştirilmesine oldukça fazla katkıda bulunurlar.В итальянских семьях бабушки и дедушки оказывают большую помощь в воспитании детей.
Zirve, dünya genelinde barışa katkıda bulundu.Саммит способствовал миру во всём мире.
Böylece ülke ekonomisine katkıda bulunurlar.Таким образом, они вносят свой вклад в экономику страны.
Kuzey Kutbu'nun araştırılmasında katkıları olmuştur.Внёс вклад в изучение северных полярных территорий.
Serling, politikada da etkindi ve televizyon sanayisi standartlarına katkıda bulundu.Серлинг также был активен в политике и помог сформировать стандарты телевизионной индустрии.
Gelecek nesillere katkıda bulunmuştur.5) Бремя для будущих поколений.
Filmin olay örgüsüne Sam Raimi de katkıda bulunmuştur.В работе над фильмом также принимал участие Сэм Рэйми.
Uluslararası Parlamentolar Birliği'nin kurulmasına (1889) katkıda bulundu.Активный участник создания Международного межпарламентского союза (1889).
Bacher projenin başarısındaki ilk katkısının bu olduğunu anladı.Бэчер чувствовал, что это был его первый вклад в успех проекта.
O ve öğrencileri, organik sentez ve petrol arıtımına önemli katkılarda bulundular.Он и его студенты сделали значительный вклад в органический синтез и перегонку нефти.
Gıda sanayiinde E238 adlı katkı maddesi olarak da bilinir.Также известен как пищевая добавка E238 в пищевой промышленности.
Talal Abu-Ghazaleh Cambridge IT Becerileri Merkezi: bilgi toplumu inşasına katkı.Талал Абу-Газале Кембриджский Центр ИТ навыков: вклад в строительство общества знаний.
Bu katkılar şunları içerir: Mevcut bilgi çağını ve İnternet'i içeren dijital devrimin başlangıcıdır.Вклад информатики: Начало «цифровой революции», включающей информационную эпоху и интернет.
1967 yılında kurulan Ulm Üniversitesi şehrin gelişmesine önemli bir katkı sağlamıştır.В 1967 году был основан Ульмский университет, оказавший очевидное влияние на развитие города.
Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, K.Marks.Одно из основных понятий политической экономии К. Маркса.
Paris'in işgalden kurtulmasında çok büyük katkısı vardır.Именно там она сыграет ключевую роль в освобождении Парижа.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Прежде между ними были любовные отношения, которые распались.
Bu arada Lysa ise Tyrion'ı kocasının ölümünde katkısı olduğunu ve suç ortağı olduğunu iddia eder.Тем временем Лиза готовится судить Тириона как соучастника убийства её мужа.
Venedik, ayrıca katkıda bulunmayı vadetmişti.Ясманд), который также намеревался принести в дар.
Çok sayıda kitap yazdı ve Mısır dergisi Ekim’e köşe yazarı olarak katkıda bulundu.Писал книги, вёл колонку в египетском журнале «October».
ASALA'nın siyasi çizgisinin geliştirilmesinde büyük katkıları oldu.Участвовал в разработке политической линии АСАЛА.
Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.Это сказалось на улучшении экономики страны.
Karmaşık analizin geliştirilmesine büyük katkıda bulundu.Внёс значительный вклад в изучение дискурсного анализа.
Ayreon'un son albümü 01011001'de vokalist olarak katkıda bulunmuştur.Следующей работой Ayreon стал двойной альбом 01011001.
Ayrıca Nate Dogg, Tupac'ın birçok kaydına da katkıda bulundu.Между тем, Nate Dogg ищет его по всему Лонг-Бич.
Ölümünden sonra çıkan ilk albümü Life After Death'in aksine Biggie'nin katkısı olmaksızın hazırlandı.В отличие от предыдущего альбома, Life After Death, диск был записан без участия Бигги.
Katkı payı olarak da % 5 ücret talep etmektedir.В качестве оплаты он просит два процента от прибыли.
Değiştirmek için ailemden izin aldım ve bunun kariyerime gerçekten büyük katkısı oldu."Я докажу народу моему свою преданность и сослужу ему службу».
Hussein Bassir, Giza Piramitleri'nin kazı çalışmalarına katkıda bulunmuş Mısırlı arkeolog.Хуссейн Бассир — египетский археолог, изучающий пирамиды Гизы.
Bu, onun ciddi anlamda yaptığı ilk katkıdır.Он по сути был первым, кто занялся этими материалами всерьёз.
Ayrıca, erken ve cömert emeklilik programları yüksek emeklilik maaşlarına katkıda bulunmaktadır.Кроме того, работа на вредных и опасных производствах даёт право на досрочное назначение трудовой пенсии.
Federal yasaların oluşumuna katkıda bulunur.Обеспечивает соблюдение федеральных правил.
Senaryo yazarı Max Landis, SCP Vakfına hatırı sayılır derecede katkı sağlamıştır. ^ wikiСценарист Макс Лэндис ранее являлся одним из известных участников SCP Foundation.
İkisi, görevi isimlerinin katkıda bulunanlar kısmında görünmemesi şartıyla kabul etmişlerdir.Никто не сомневался, что назначения будут приняты теми, кому их предлагали.
1994 yılında bilime ve teknolojiye olan katkıları nedeniyle İngiliz Kraliyeti tarafından sir unvanını aldı.В 1994 году за выдающиеся заслуги в развитии науки королевой Англии ему был присвоен рыцарский титул.
Buna ek olarak, ayların oldukça büyük iç manyetik alanları Jovian manyetik alanına da katkıda bulunurlar.С другой стороны, крупные магнитные поля лун вносят свой вклад в магнитосферу Юпитера.
The Humble Brothers oyuna ağır katkıda bulunmuştur.Братья Бейлы довольно серьёзно усилили команду.
Bu yüzden "Zottarella" ve "Bayerntaler", "garantili GDO'suz ve katkısız"' olarak değiştirilmiştir.Таким образом, "Zottarella" и "Bayerntaler" были изменены на "питание свободное от ГМО".
2007'de Michael Stipe ve Chris Martin'in "In the Sun" adlı EP'sine katkı sağlamıştır.В феврале 2006 года Иха вместе с Майклом Стайпом и Крисом Мартином спродюсировал «In the Sun» (iTunes EP).
Katkıda bulundu Rosa Luxemburg.Сдружилась с Розой Люксембург.
Dolayısıyla bölgeyi korumak için ya da saldırıda bulunmak için her yetkin birey katkıda bulunabiliyordu.Каждый отряд может либо нападать, либо защищать территорию.
Guevara ve Kabila arasında bu çatışma, aynı yıl isyanın bastırılmasına katkıda bulunmuştur.Неудачное сотрудничество Че Гевары с Кабилой привело к разгрому в том же году отряда партизан-кубинцев.
Filmin müziklerine de Hilary Duff katkıda bulunmuştur."Now you Know" şarkısını söylemiştir.Дасти Хилл сказал, что песня о том, кто ты на самом деле.
Lutein gıda katkı maddesi olarak (E161b) gıdalara renk vermek amacı ile kullanılır.Лютеин зарегистрирован в качестве разрешённой добавки к пище E161 b (относится к красителям).
Bu özellikleriyle sivil toplumun gelişimine de katkıda bulunmaktadırlar.У них заведены даже общественные жертвоприношения этого рода.
Karintiya bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine büyük katkı sağladı.Внёс большой вклад в социально-экономическое развитие Курганской области.
Optik dalında çok önemli katkıları bulunmaktadır.Они играют важную роль в оптике.
Bu tesislerin hem ülke hem de il ekonomisine büyük katkıları olmaktadır.Это принесло бы большую прибыль как отдельным гражданам республики, так и государству в целом.
İlkinde (1908-19), cebirsel değişmezler ve sayı alanlarıüzerine etkin katkılar sağlamıştır.В первый период (1908—1919) она развивала теорию инвариантов и числовых полей.
Haggard, çocuk edebiyatına birçok katkısı bulunan bir yazardır.Также Ходжер является автором ряда произведений для детей.
Bazı eserlere illüstrasyon yaparak katkıda bulundu.Некоторые афоризмы были иллюминированы.
Sanayi, toplam üretimde %40 katkıda bulunur.В совокупности они обеспечили 40 % поступлений.
Ülkede milliyetçi duyguların güçlenmesine katkıda bulundu.В народе усиливались национально-патриотические настроения.
Despicable Me animasyon filmine sesiyle katkıda bulundu.LAS тесно сотрудничает с Lucasfilm Animation.
Kurum aynı zamanda coğrafyanın gelişmesine katkıda bulunmuş olan coğrafyacılara da pek çok ödül verir.Общество также вручает множество наград географам, внёсшим вклад в развитие географии.
Benford araştırma üzerine önemli bir katkıda bulunur.Внес значительный вклад в исследование былин.
Ülkeme bir katkım olsun istedim.А я хотел делать что-то для моей Родины.