Ayrıca hidrat alüminayı jel yerine toz halinde oluşturan katkı maddeleri geliştirilmiştir.For example, additives that form the alumina as a powder rather than a gel have been developed.
Psikolojiye katkılarContributions to psychology
Benzer şekilde, post-endüstriyel toplumlar da yaratıcı bir kültüre katkıda bulunmuştur.Similarly, post-industrial society has serviced the creative culture.
Başlıca katkıları ve başarılarıMajor contributions and achievements
Ayrıca aşağıdaki kitaplara da katkıda bulunmuştur:She has also contributed to the following books:
Ek olarak, elektrolit katkı maddeleri performans ölçümlerini iyileştirebilir.Additionally, electrolyte additives can improve performance metrics.[citation needed]
Alana katkılarContributions to the field
1966'da müzikal katkılarından dolayı Engel Ödülü'nü aldı.In 1966, she received the Engel Prize for her musical contribution.
Ermeni feminist dergisi Hay Gin'e de katkıda bulundu.She also contributed to the Armenian feminist journal Hay Gin.
"Eğitime Seçkin Psikolojik Katkılarından dolayı Kariyer Başarı Ödülü: Alıcılar".↑ "Career Achievement Award for Distinguished Psychological Contributions to Education: Recipients".
Paul McCartney de şarkıya katkıda bulunduğunu belirterek, "'If I Fell'i birlikte yazdık." dedi.[1]Paul McCartney stated that he contributed to the song: "We wrote 'If I Fell' together."[4]
Psikanalize katkılarıContribution to psychoanalysis
Bor, silikon, germanyum ve silisyum karbür gibi yarı iletkenler için faydalı bir katkı maddesidir.Boron is a useful dopant for such semiconductors as silicon, germanium, and silicon carbide.
O, ekonominin gelişimine çok katkıda bulundu.Er hat zur Entwicklung der Wirtschaft viel beigetragen.
Herkes bir katkıda bulunabilir. Gerçekten herkes!Jeder kann einen Beitrag leisten. Wirklich jeder!
Tucholsky'nin son büyük katkısı 8 Kasım 1932 tarihli Weltbühne 'de yayınlandı.Tucholskys letzter größerer Beitrag erschien am 8. November 1932 in der Weltbühne.
Pek çok önemli çeviriler ve yayınlarla Naropa Üniversitesi’ne katkıda bulunmuştur.Er beteiligte sich in der Naropa University an vielen bedeutenden Übersetzungen und Publikationen.
Bu durum ayrıca çoğunlukla etkin şekilde Çin felsefesinin gelişiminde katkıda bulunma fırsatını sağlardı.Diese Position erlaubte meist auch, aktiv zur Entwicklung der chinesischen Philosophie beizutragen.
Gelecek nesillere katkıda bulunmuştur.Inspiration für kommende Generationen.
Vanity Fair dergisindeki katkısı.Mitarbeit in der Redaktion von Vanity Fair.
Tabii ki bu yayınlarının sonucunda gelen ödüller de onun gelirine katkıda bulunmuştur.Nun trugen auch Honorare aus diesen Veröffentlichungen zu seinem Einkommen bei.
Çok yönlü ortamlarına katkıda bulunan lüks ürünler sattılar ya da sergilediler.Diese dienten der Aufnahme von beschlagnahmten oder unter Zollverschluss stehenden Gütern.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Bereits zuvor hatte er über seine verstorbene Frau einen größeren Anteil der Güter in seinen Besitz gebracht.
Geliştiriciler doğrudan kod değişikliklerine katkıda bulunabilir ve en son kodu indirebilirler.Entwickler können direkt Änderungen am Code einbringen und den jeweils aktuellen Code herunterladen.
Maksutov'un optik alanında en çok bilinen katkısı, 1941'de Maksutov teleskobunu icat etmesidir.Sein wichtigster Beitrag auf dem Gebiet der Optik war die Erfindung des Maksutov-Teleskops (1942).
Daha çok İngiliz-Amerikan ilişkilerine katkı sağlamaya çalışır.Zugleich bemühte er sich um eine Verbesserung der anglo-amerikanischen Beziehungen.
Roman Jakobson ve Claude Levi-Strauss da önemli katkılar yapmışlardır.Wichtige Beiträge lieferten Roman Jakobson und Claude Lévi-Strauss.
İtalya'nın Avrupa'nın kültürel ve tarihî mirasına katkısı çok büyüktür.Der italienische Beitrag zum kulturellen und historischen Erbe Europas und der Welt ist beachtenswert.
Almanya’da bilimsel araştırmaların gelişmesine katkıda bulundu.Ich werde versuchen, in Deutschland weiter wissenschaftlich zu arbeiten.
Albüm ünlü yapımcı Terry Date'in katkılarıyla kaydedilmiştir.Produziert wurde das Album von den Deftones in Zusammenarbeit mit Terry Date.
Katkıda bulundu Rosa Luxemburg.Ich ließ Rosa Luxemburg richten.
Bu eseriyle beraber ölüm cezasının 200 yıldır tartışılmasına katkıda bulunmuştur.Die Todesstrafe wird seit mehr als 200 Jahren in Frage gestellt.
John Hawkesworth senaryo yazımında da katkıda bulunmuştur.John Hawkesworth schrieb das Drehbuch.
Onun şiirleri Ukrayna’nın ulusal bilincinin gelişmesinde büyük katkı yapmıştır.Sie spielte eine zentrale Rolle in der Herausbildung eines Nationalbewusstseins in der Ukraine.
1901 yılında, "dünya barışına katkıdaki başarıları" nedeniyle Hamburg onursal vatandaşlığı verildi.Er erhielt von Hamburg die Ehrenbürgerwürde für seine „Tätigkeit im Interesse der Erhaltung des Weltfriedens“.
İntegral katkı olasılığı nedir?Wie hoch ist die Wahrscheinlichkeit für Kollaps?
Kurtuluş Savaşı’na katkılarından ötürü 21 Ekim 1923’te İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.Die Stadt kündigte wegen „Vertrauensmissbrauchs“ den Mietvertrag zum 1. April 1923.
Katkılarından ötürü UNESCO Hizmet madalyası ile ödüllendirildi.Man verlieh ihm die UNESCO-Medaille.
Avustralya ve Avrupa'da gıda katkısı olarak kullanımı yasaklandı.In Australien ist der Verkauf des Fleisches als Nahrungsmittel untersagt.
Bugün, tarım Çin'in GSYİH'sının sadece %13'üne katkıda bulunmaktadır.Gleichzeitig trägt die Landwirtschaft 23 % zum Bruttoinlandsprodukt bei.
Ayreon'un son albümü 01011001'de vokalist olarak katkıda bulunmuştur.2008 wirkte er gesanglich auf dem Album "01011001" von Ayreon mit.
Senaryonun yazılmasında Pietro Germi'nin de katkısı olmuştur.Arbeiten für Pietro Germi bedeuteten seinen Durchbruch.
Ancak iki albüme de katkıda bulunmadı.Das übrige Album biete beides nicht.
Hali hazırdaki katkılar Google Maps'e yansıtılmamaktadır.Konkurrierende Anbieter werden bislang nicht in dieser Weise von Google Maps unterstützt.
Albüm sırasında ise sanatçı, ailesinden herhangi birisinin albüme katkıda bulunmasını istemedi.Für ihr Album wollte sie keine Beteiligung ihrer Familienangehörigen.
CBS'nin katkılarıyla hazırlanmıştır.Daher nahm er das Angebot von CBS an.
BBIC firması Bellingham'ın ekonomik gelişimine çok büyük çapta katkıda bulundu.Das Gemeinschaftsunternehmen hängt stark vom Erfolg des BrahMos-Projektes ab.
Bu albüme Okay Temiz, Svend Staal Larsen ve Mehmet Ozan da katkıda bulundular.Okay Temiz, Svend Staal Larsen und Mehmet Ozan haben ihn in diesem Album begleitet.
Şihenze'yi çevreleyen çiftlikler şehrin gelişmesine çok katkıları olmuştur.Unbestreitbar trug die rasche Ausweitung der Schafzucht viel zur Entwicklung der Region bei.
Ülkesinde Kur'an'ın Arapça'dan tam çevirisine büyük katkı sağlamıştır.In Indien vollendete er seine Übersetzung The Meaning of the Glorious Koran.
Ancak içindeki katkılarla beraber bu süre çok daha uzatılabilmektedir.Er trinkt häufiger, auch zur Erleichterung seines Befindens.
Kocasına hemfikir arkadaşlığı yapar, hem de çalışarak ev masraflarına katkıda bulunur.Hier wohnt und dichtet er, soll für seinen Lohn jedoch Gartenarbeit verrichten.
Yapılan tarımla mahalle ve ülke ekonomisine katkı sağlanmaktadır.Über Zusammenarbeit mit den Nachbarstaaten will das Bündnis wirtschaftlichen und sozialen Wohlstand sichern.
1760'larda Royal Academy of Arts'ın kurulmasına katkıda bulundu.1768 beteiligte er sich an der Gründung der Royal Academy of Arts.
Eğer kütleleri varsa, evrenin toplam kütlesinin çoğuna katkıda bulunacak ve genişlemesini etkileyeceklerdir.Wäre er als Ganzes sichtbar, würde er den größten Teil des Orions ausfüllen.
Optik dalında çok önemli katkıları bulunmaktadır.Mit seinen Arbeiten lieferte er wichtige Beiträge zur Optik.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Eurimages'in katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.Es wird vom israelischen Kultur- und Tourismusministeriums und der Stadt Eilat unterstützt.
Onla birçok röportaj yapılmıştır ve birçok belgesele katkısı olmuştur.Dieser führte eine Reihe von Interviews und sah Unterlagen ein.
Okullarda insancıl düşüncenin ve eğitimin geliştirilmesine katkıda bulunmak.Es geht darum, den Religionsunterricht und die religiöse Wertebildung an Schulen zu stärken.
Kendisi aktör Charles Dullin'in katkılarıyla oyunculuğa yönelmiştir.Schließlich schrieb er sich bei einem Schauspielkurs von Charles Dullin ein.