Katilin suçu kanıtlandı ve ömür boyu hapse mahkum edildi.The murderer was convicted and sentenced to life in prison.
Peynir, inek, keçi, koyun, ve diğer memelilerin sütlerinden yapılan bir katı gıdadır.Cheese is a solid food made from the milk of cows, goats, sheep, and other mammals.
Senin katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that you will join.
Toplantıya katılmalıydın.You should have attended the meeting.
Toplantıya katılmak için yetkili değilsiniz.You are not entitled to attend the meeting.
Toplantıya katılma hakkınız yok.You are not entitled to attend the meeting.
Yapmak zorunda olduğun tek şey bize katılmak.All you have to do is to join us.
Toplantıya katılmayı planlıyor musun?Are you planning to take part in the meeting?
Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.Your book is double the size of mine.
Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.Your room is twice the size of mine.
Seni katılmaktan muaf tutacağız.We will exempt you from attending.
Geliriniz yaklaşık olarak benimkinin iki katı kadar büyük.Your income is about twice as large as mine.
Gelirin, benimkinin yaklaşık iki katı kadar büyük.Your income is about twice as large as mine is.
Senin şehrin nüfusu benim kasabanınkinin yaklaşık beş katı kadar büyüktür.The population of your city is about five times as large as that of my town.
Fikirlerinden bazılarına katılıyorum.I agree with some of your opinions.
Sana katılmıyorum.I don't agree with you.
Size katılmıyorum.I don't agree with you.
Fikrine katılmamak beni üzüyor.It pains me to disagree with your opinion.
Sanırım sana katılabilirim ama henüz karar vermedim.I think I might join you, but I haven't decided yet.
Ya sen ya da o, toplantıya katılmak zorunda.Either you or he has to attend the meeting.
Ne yazık ki bize katılamazsın.It is a pity that you can't join us.
Geçit töreninde bize katılacağınızı ve cadde boyunca yürüyüş yapacağınızı umuyoruz.I hope you will join us in the parade and march along the street.
Bize katılacağına güveniyorum.I'm counting on you to join us.
Süt dondu ve katılaştı.The milk froze and became solid.
Katılacak acil bir konum var.I have an urgent matter to attend to.
Başkanın isteği üzerine toplantıya katıldı.She attended the meeting at the request of the chairman.
Temel olarak, fikrine katılıyorum.Basically, I agree with your opinion.
Partine katılmaktan mutluluk duyarım.I'd be happy to attend your party.
Tüm öğrenciler partiye katıldı.All the students attended the party.
Okul orkestrasına katılacağım.I'm going to join the school orchestra.
Dışişleri bakanı görüşmelere katıldı.The foreign minister attended the talks.
Yabancı dil dersine düzenli katılım önemlidir.Regular attendance is important in a foreign language class.
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Neden sohbete katılmıyorsun?Why don't you join in the conversation?
Toplantıya katılmaya niyet etmiştim.I had intended to attend the meeting.
En azından 100 kişi toplantıya katıldı.No less than 100 people attended the meeting.
Toplantıya katılanlar, 100 kişiden aşağı değildi.No less than 100 people attended the meeting.
Toplantıya çoğu tarafından katılındı.The meeting was attended by many.
Toplantıya katılacak mısın?Are you going to attend the meeting?
Bir konferansa katılmak için Tokyo'ya geldim.I came to Tokyo to attend a conference.
Toplantıya katıl.Attend the meeting.
Toplantıya çok az sayıda insan katıldı.Few people attended the meeting.
Toplantıya katılamam.I can't attend the meeting.
Partiye katılım beklenenden daha büyüktü.The attendance at the party was larger than had been expected.
Toplantıya katılım iyiydi.The meeting was well attended.
Toplantıya katılmayı isteyip istemediğini ona sor.Ask him if he will attend the meeting.
Toplantıya katılıp katılmayacağını ona sor.Ask him if he will attend the meeting.
Hepimiz yeni plana katılıyoruz.We all agree to the new plan.
Katile karşı öfkeyle doldurulduk.We were filled with anger against the murderer.
Şimdi bile, biz halen onun gerçek katil olduğundan şüpheleniyoruz.Even now, we still doubt that he is the real murderer.
Ailemize bir katılım bekliyoruz.We are expecting an addition to our family.
Boş olsan da meşgul olsan da törene katılmak zorunda kalacaksın.You'll have to attend the ceremony whether you are free or busy.
Fiyat geçen yılkinin iki katı.The price is double what it was last year.
Konferansa kaç tane mühendis katıldı?How many engineers took part in the conference?
Onlarca genç insan gösteriye katıldı.Dozens of young people attended the demonstration.
Konsere katılım iyiydi.The concert was well attended.
Çatı katında geniş bir oda var.There's ample room in the attic.
İngilizce konuşma yarışmasına katılacak mısın?Are you going to take part in the English speech contest?
Yüzme için bize katılacak mısın?Will you join us for a swim?
İçerken bana katılır mısın?Will you join me for a drink?