Amplifikatör devreleri kasten transfer işlevi sunarlar.Pansergrave omkranser gerne befæstede positioner.
Şov, Springfield'ın konumunu kasten açıklamamaktadır.Også klimatisk er det vanskelig å peke på hvor Springfield ligger.
Rahipler, bir kediyi kasten veya kazara öldürmenin cezasının ölüm olacağını beyan ettiler.Hình phạt cho tội giết chết một con mèo, dù là chẳng may, là tội chết.
Şov, Springfield'ın konumunu kasten açıklamamaktadır.番組制作陣はスプリングフィールドの位置に関してさらに特定出来ないように回避を試みた。
Mozolenin boyutları orijinal formunda, kasten Augustus Mozolesi'nden biraz daha büyük yapılmıştı.装甲厚は先にペレスヴェート級より若干強化された。
Komik anlar kasten abartılmış.^ いおりょぎは面白がって放置している。
2009 yılında kasten öldürmekten idam cezasına çarptırılmıştır.2009年、コカイン所持で有罪判決が下される。
Aynı zamanda kasten yanlış bilgi yayma ile suçlanmıştır.与此同时,也有针对误导广告的指控。
Kasten yaralama ve taksirle yaralama olarak ikiye ayrılır.夫兩不相傷,故德交歸焉。
Eğer Kader Zinciri kasten kopartılırsa, bu manevi aşağılaşmaya neden olur.소지장이 인식적 방해라면, 이것은 도덕적 방해.
Komik anlar kasten abartılmış.הדרוזים נהנים מייצוג יתר בכנסת.
Toplamda, yaklaşık 15.000 İtalyan sivil kasten (bunların içerisinde kadın ve çocuklarda var) öldürüldü.בקרבות אלה נהרגו כ-150,000 איטלקים.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.הבה לא נשקר לעצמנו: זה לא עומד להיות עניין קצר מועד.
Orton, kendisini kasten diskalifiye ettirdikten sonra Lesnar ile alay etti ve Slater'a RKO yaptı.Ортън нарочно се дисквалифицира, подигравайки се на Леснар, преди да направи на Слейтър RKO.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.Ne izmikam se mu namerno, a povem mu lahko le nekaj malega.
Toplamda, yaklaşık 15.000 İtalyan sivil kasten (bunların içerisinde kadın ve çocuklarda var) öldürüldü.V spopadu je umrlo (vključno s civilisti) skoraj pol milijona Italijanov,.
Kasten yaralama ve taksirle yaralama olarak ikiye ayrılır.Izvemo tudi, da je bil ranjen in je ostal brez obeh nog.
Şov, Springfield'ın konumunu kasten açıklamamaktadır.Šou tyčia neapibrėžia Springfildo vietos.
Komik anlar kasten abartılmış.Kosilased lõbutsevad lärmakalt edasi.
Beni durdurmak için kasten mi kaza geçirdin?Szándékosan lett balesete, hogy távoltartson tőle?
Beni durdurmak için kasten mi kaza geçirdin?Μήπως εσκεμμένα έμπλεξες σε ατύχημα για να με σταματήσεις;
Beni durdurmak için kasten mi kaza geçirdin?لقد قمت بالحادثة عمدا لايقافي؟
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.At du stopper mig beviser, at jeg har ret.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Att du stoppar mig bevisar att jag har rätt.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.El hecho de que intentes pararme demuestra que estoy en lo cierto.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Il fatto che tu stia cercando di fermarmi dimostra che ho ragione.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.O facto de me estares a tentar impedir prova que estou certo.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Se, että yrität estää minua, todistaa, että olen oikeassa.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.To, że mnie zatrzymujesz, dowodzi, że się nie mylę.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Για να με σταματάς, πρέπει να έχω δίκιο.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Ты хочешь остановить меня, и это подтверждает, что я прав.
BF: İlk denemede, kasten kaçır.BF : 처음 시도에, 일부러 한 번 실수해보라는 분 있으세요?
BF: İlk denemede, kasten kaçır.Prima dată, intenționat.
BF: İlk denemede, kasten kaçır.בארי:: נסיון ראשון, אחד בכוונה.
BF: İlk denemede, kasten kaçır.باري فريدمان : تجربة أولى .. لا تحسب .. ام محاولة مباشرة
BF: İlk denemede, kasten kaçır.(聴衆:1回外して!)
Bu felaketler çoğunlukla serbestçe ulaşabileceğimiz fakat kasten görmezden geldiğimiz bilgilerden doğar.그것은 자유롭게 이용할 수 있는, 바로 저기 놓여진 그러나 우리가 기꺼이 눈을 감은 정보로부터 옵니다.
Bu felaketler çoğunlukla serbestçe ulaşabileceğimiz fakat kasten görmezden geldiğimiz bilgilerden doğar.הן קורות מתוך מידע קיים, הזמין לכולם, אבל שאנו ביודעין מתעלמים ממנו,
Bu felaketler çoğunlukla serbestçe ulaşabileceğimiz fakat kasten görmezden geldiğimiz bilgilerden doğar.بل تأتي من المعلومات المتاحة بحرية، لكننا نغض البصر عنها عمدًا،
Bu felaketler çoğunlukla serbestçe ulaşabileceğimiz fakat kasten görmezden geldiğimiz bilgilerden doğar.その情報が生まれる対立を処理できない 処理したくないと 我々が意識的に目をそむけたことに
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Aby ją zapewnić, celowo projektuje się towar tak, by się zużywał i psuł.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Aby se toho zajistilo, záměrně se navrhují výrobky tak, aby se opotřebovávaly a rozbíjely.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Ca să poată fi vândute în mod continuu, produsele sunt intenţionat proiectate să se uzeze şi să se strice.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.C'est dans ce but qu'ils sont délibérément conçus pour s'user et se briser.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Ezért mindent szándékosan úgy terveznek, hogy elhasználódjon vagy elromoljon.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.För att försäkra oss om detta konstrueras de medvetet så att de ska slitas ut och gå sönder.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Om dit te waarborgen, worden ze ontworpen om te verslijten en kapot te gaan.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Per garantire questo, vengono deliberatamente progettati per deteriorarsi e rompersi.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Tämän varmistamiseksi ne suunnitellaan kuluviksi ja hajoaviksi.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Um dies zu gewährleisten, werden sie bewusst so gestaltet, dass sie sich abnutzen und kaputt gehen.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Zato so načrtno oblikovani tako, da se obrabijo in pokvarijo.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Για να διασφαλιστεί αυτό, τα προιόντα σχεδιάζονται σκόπιμα για να φθείρονται και να χαλάνε.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Това се гарантира, като произвежданите продукти умишлено се проектират така, че да се износват и повреждат.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Чтобы гарантировать это, продукция преднамеренно разрабатывается так, чтобы изнашиваться и ломаться.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.ولضمان ذلك، يتم تصميم المنتجات عمداً لتبلى وتنتهي صلاحيتها.
Bunu kasten mi yaptın? Oy toplamak için mi?Vous l'avez fait exprès ?NPour attirer des votes favorables ?
Bunu kasten mi yaptın?Szándékosan csináltad?
Bunu kasten mi yaptın?Μήπως το έκανες επίτηδες;
Bunu kasten mi yaptın?هل تعمدت هذا؟
Bunu kasten yapma... Bunu istememiştim!En tehnyt sitä tahallani.