Ana içeriğe geç
Sözlük

kaset ile cümle

kaset kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2 kaset bandı çıkardılar.Dessutom släpptes 200 kassettband.
Kasette bu gizli şarkı yoktur.Problemet är att denna sångerska inte finns.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Jag ville göra filmer och behövde en kamera.
1983'te kaset olarak çıkmıştır.Det släpptes på kassettband 1983.
Karanlık imajlarla dolu bir video kaset.Rikligt illustrerad med svartvita fotografier.
Albüm 1999'da kaset ve cd formatında Hammer Müzik etiketi ile yayınlandı.Första delen av boken lästes 1994 även in på kassettband och CD.
1997 yılından bu yana TDK yavaş yavaş kompakt kaset üretiminden çekilmiştir.Sedan 1997 tillverkas endast stumfilm.
Albümün CD ve kaset yayımları tüm şarkıları tek bir diskte/kasette içermektedir.CD-utgåvan rymmer alla låtar på en skiva.
Douglas ile yapılan bir ropörtaj ikinci kasete eklenmiştir.Ytterligare en inspelning gjordes med Thorleifs.
Sabah, Fred yine bir video kaset bulur.Вранці Фред знаходить третю відеокасету.
Geçmişte görüntü manyetik kasetlerde analog sinyallerle saklanıyordu.Історично, відео інформація зберігалася в аналоговому вигляді на магнітних касетах.
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.У лютому цього року компанія випускає перший в Японії касетний магнітофон TP-707.
Kaset lazerdisk ve video disk formatlarında da yayımlanmıştır.Фільм також був записаний на лазерному диску і в форматі VideoCD.
Kaset bu sefer de polisin eline geçmez.Проте контейнер не потрапив у руки поліції.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Курт знаходить сигнал і прослуховує його запис.
Özel sürüm kaset ve CD'lerde 5 bonus parça daha bulunmaktadır.Перевиданий на CD з 5-ма додатковими бонус-треками.
Ama size bazı resimleri inşallah arkadaşlarım ulaştırsınlar bir de ses kasetlerini ulaştırsınlar.Якщо телефонограму передають кільком адресатам, то складають список їх з номерами телефонів.
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.Společnost vyrobila první japonský magnetofon, který nazvala Type-G.
İbrahim Tatlı bundan sonra İbrahim Tatlıses olarak kaset kapaklarına yazılır.Bůh uložil Abrahámovi, aby se na znamení smlouvy obřezal.
Foxy Brown hakkında ise "Onun kasetlerini oynatmadan bir gün geçiremiyordum.K jejich přístupu Igor Haefeli uvedlː "Nikdy jsme doopravdy skladby před jejich nahráváním nenacvičovali.
Yedeklemeler sunuculardan lokal olarak kasetlere alınabilir.Zálohy lze stáhnout ze serverů lokálně na pásek.
Buradaki dinletiler kayıt edildikten sonra dinleyicilere kaset olarak verilirdi.Místnost byla kvůli nahrávání přestavěna tak, aby mohli přijít i diváci.
Kasetlerde Katie ile Kristi'nin anne ve annelerinin erkek arkadaşı Dennis ile olan kamera görüntüleri vardır.Na videích jsou vidět dvojčata Katie a Kristi se svými rodiči.
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.Compania a construit prima bandă de înregistrare din Japonia, numită la început „Tip-G”.
Orbit, Madonna'ya 13 parçalık bir dijital ses kaseti yolladı.Orbit i-a trimis cântăreței un digital audio tape cu 13 piese.
1980'li yılların sonunda film VHS kaset olarak yayımlanmıştır.Filmul a fost colorat la sfârșitul anilor 1980 pe casete VHS.
2005 yılında DVD ve kaseti çıkmıştır.Filmul a fost lansat în cinematografe și pe DVD în 2005.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Ma pregateam să plec la munte și am primit un telefon prin care eram chemat la un casting.
"Hatırla Sevgili'den Karışık Kaset'e koymayan var mı?".Ce se întâmplă dacă niciun antrenor nu apasă butonul pentru un concurent”.
Ve kaseti izlediklerinde şok olurlar.Cînd vezi videoclipul e întradevăr uimitor.
Oysa herkes bu kasetlerin gelecek nesiller için faydalı olabileceği görüşündedir.Este posibil ca aceleași persoane să fie surse utile și pe viitor.
Kaset bu sefer de polisin eline geçmez.A rendőrök ezúttal sem veszik komolyan.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Lyle elveszi a felvételt és elszalad.
Ancak bunu, gerçek bir kaset çalışması olarak kabul etmiyor.Tudják, hogy ez azért van, mert nem az igazi szalag volt náluk.
Albüm plak ve kaset olarak basıldı.Az album hanglemezen és kazettán jelent meg.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Már itthon voltam, amikor közölték velem, hogy a Krízissel nyertem.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Puhelinsoitto saatiin kuin saatiinkin nauhoitettua.
1952 yılında ve onu takiben 1966'da kompakt kaset ile manyetik bantların üretimine başladı.Vuonna 1952 aloitettiin magneettinauhan valmistus, jota seurasi nauhakasettien valmistus vuonna 1966.
Daha önce, Muntaser Almanya ve İsviçre'den kaset ithal etti.Gotthardin maantietunneli on merkittävä ajoreitti Italiasta Sveitsiin ja Saksaan.
"Hatırla Sevgili'den Karışık Kaset'e koymayan var mı?".Joku on laittanut väärän levyn kansien sisään.”
Sabah, Fred yine bir video kaset bulur.Seuraavana aamuna Marcel löytää häätöilmoituksen ovestaan.
Başta kaset olarak satışa sunulan tekli, 1994'te CD olarak da yayımlandı.Kultaa Aknepop myi vasta sen ilmestyttyä CD-painoksena vuonna 1994.
DJ Premier (Waxmaster C adıyla da biliniyordu) ona bir beat kaseti gönderdi.C.A. Rosetti, tuleva ministeri, tarjosi hänelle erään kirjapainon johdon.
Dolayısı JVC bu hareketiyle 80'lerdeki video kaset formatı savaşını başlatmış oldu.VCR-järjestelmä ei siten osallistunut 1980-luvun videojärjestelmäsotaan.
Tüm yirmi dokuz katılımcının ses kasetleri ulusal jürilere sunulmuştur.Οι ακουστικές ταινίες των είκοσι εννέα συμμετεχόντων υποβλήθηκαν σε εθνικές επιτροπές.
Lawrence ve Adam'ın ceplerinde "Beni Oynat" yazan iki kaset bulurlar.Ο Λόρενς και ο Άνταμ θα ανακαλύψουν κασέτες στις τσέπες τους με τίτλο "Παίξε με".
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.Η εταιρεία δημιούργησε την πρώτη μαγνητοταινία της Ιαπωνίας, που ονομάζεται Type-G.
1997 yılından bu yana TDK yavaş yavaş kompakt kaset üretiminden çekilmiştir.Μετά το 1995 σταδιακά σταματά η παραγωγή του καπνού.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Kardashian, kasetin sahiplenilmesi için Vivid Entertainment'a dava açtı.Kim Kardashian sagsøgte Vivid Entertainment for ejerskab af videoen.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Shaq har lavet film og indspillet albums.
2000'in üzerinde kaset yaptı.Den var lavet i cirka 2000 oplag .
İkinci kasetinin ismi Sensiz İki Gün oldu.Tittelsporet ble sluppet som single to dager etter.
14 plak ve kaset çıkardı.I altkom det 14 plater fra ham.
Tüm yirmi dokuz katılımcının ses kasetleri ulusal jürilere sunulmuştur.Rekaman-rekaman audio dari seluruh dua puluh sembilan perwakilan diajukan ke juri-juri nasional.
Şarkı söylemeye ablası Angela'yı izleyerek ve onun kasetleriyle pratik yaparak başladı.Ingin menjadi seperti Angela, Perry mulai bernyanyi dengan berlatih dengan kaset tape kakaknya.
Karnaval Plak ve Kasetçilik'ten kaset formatında çıkmıştır.Records dalam format piringan hitam dan kaset.
2000'in üzerinde kaset yaptı.Serial tersebut difilmkan pada 2000.
Video kaset - Güncel video kasetlerin tanıtımı.Kaset beta, format kaset video yang lama.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod