Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarina uymayan bir durum.,כבילה והנפה היא הפרה נוספת של איסור ואין היא גם תואמת לדרך .הכשרה שלפיה אמורים להתייחס לחיות
Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarına uymayan bir durum.Insultar y atormentar es otra violación, y no corresponde al modo Kosher de tratar los animales.
Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarına uymayan bir durum.Umieszczanie na dźwigu jest kolejnym naruszeniem nie odnoszącym się do koszernego traktowania zwierząt
Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarına uymayan bir durum.Vezanje in dviganje z verigami je spet še ena kršitev in ne usreza niti "kosher" načinu ravnanja z živalmi.
Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarına uymayan bir durum.Zavěšení zvířete za nohu je dalším porušením předpisů očekávaného košer zacházení se zvířaty.
Prangaya vurmak ve ters çevirmek de bir ihlal, kaser kurallarına uymayan bir durum.כבילה והנפה היא, הפרה נוספת של איסור ואין היא גם תואמת לדרך הכשרה שלפיה אמורים להתייחס לחיות.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Am pus înaintea fiilor casei Recabiţilor nişte vase pline cu vin, şi pahare, şi le-am zis: ,Beţi vin!`
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.A postavil som pred synov domu Rechabitov žbánky, plné vína, a poháre a povedal som im: Pite víno!
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.e pus diante dos filhos da casa dos recabitas taças cheias de vinho, e copos, e disse-lhes: Bebei vinho.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Ik zette bekers en kannen wijn voor hen neer en nodigde hen uit te drinken,
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.In ko sem postavil pred sinove družine Rehabovcev kupe polne vina in čaše, jim rečem: Pijte vino!
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Ja minä asetin reekabilaisten eteen täysiä viiniruukkuja ynnä maljoja ja sanoin heille: "Juokaa viiniä".
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.내가 레갑 족속 사람들 앞에 포도주가 가득한 사발과 잔을 놓고 마시라 권하매
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Og jeg satte frem for rekabittenes slekt skåler fulle av vin, og begere, og jeg sa til dem: Drikk vin!
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Og jeg satte krukker, som var fulde af Vin, og Bægre for dem og sagde: "Drik!"
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Potem postawiłem przed synami domu Rechabitów czaszę pełną wina i kubki, i mówiłem do nich: Pijcie wino.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.Potom postavě před syny domu Rechabitských koflíky plné vína a číše, i řekl jsem jim: Píte víno.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.И като турих пред синовете на дома на Рихавовците паници, пълни с вино, и чаши, рекох им: Пийте вино.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.и поставил перед сынами дома Рехавитов полные чаши вина и стаканы и сказал им: пейте вино.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.ואתן לפני בני בית הרכבים גבעים מלאים יין וכסות ואמר אליהם שתו יין׃
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.وجعلت امام بني الركابيين طاسات ملآنة خمرا واقداحا وقلت لهم اشربوا خمرا.
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.於 是 我 在 利 甲 族 人 面 前 設 擺 盛 滿 酒 的 碗 和 杯 、 對 他 們 說 、 請 你 們 喝 酒
Rekav ailesinin üyelerinin önüne şarap dolu testiler, kâseler koyarak, ‹‹Buyrun, şarap için›› dedim.於是 我 在 利 甲 族人 面前 設擺 盛滿 酒 的 碗 和 杯 、 對 他 們說 、 請 你 們喝酒
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Av rus og sorg skal du bli full - et ødeleggelsens og herjingens beger er din søster Samarias beger.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.budeš naplnená opilosťou a zármutkom; bude to pohár hrôzy a spustošenia, pohár tvojej sestry Samárie.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.De embriaguez e de dor te encherás, do cálice de espanto e de assolação, do cálice de tua irmã Samária.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.det er fuldt af Beruselse og Stønnen, et Bæger med Gru og Rædsel er din Søster Samarias Bæger.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.네가 네 형 사마리아의 잔 곧 놀람과 패망의 잔에 넘치게 취하고 근심할지라
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Mầy sẽ phải đầy sự say sưa và buồn rầu; vì chén của chị Sa-ma-ri mầy, là chén gở lạ và hoang vu.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Mầy sẽ phải đầy sự say_sưa và buồn_rầu ; vì chén của chị Sa-ma-ri mầy , là chén gở lạ và hoang_vu .
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Opilstvím a zámutkem naplněna budeš, kalichem pustiny a zpuštění, kalichem sestry své Samaří.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Pijaóstwem i boleścią napełniona będziesz, kubkiem spustoszenia i smutku, kubkiem siostry swej Samaryi!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Polna bodeš pijanosti in žalosti; ker čaša groze in otožnosti je sestre tvoje Samarije čaša.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Részegséggel és bánattal megtelsz; pusztaság és elpusztulás pohara a te nénéd, Samaria pohara!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Te llenarás de embriaguez y de dolor; copa de horror y de desolación es la copa de tu hermana Samaria
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Te vei umplea de beţie şi durere; căci potirul sorei tale Samaria este un potir de groază şi spaimă!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Tulet juopumusta ja murhetta täyteen: kauhun ja häviön malja on sinun sisaresi Samarian malja.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Опьянения и горести будешь исполнена: чаша ужаса и опустошения – чаша сестры твоей, Самарии!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Ще се изпълниш с пиянство и скръб, с чашата на смайването и на запустението, с чашата на сестра си Самария.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.שכרון ויגון תמלאי כוס שמה ושממה כוס אחותך שמרון׃
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.تمتلئين سكرا وحزنا كاس التحيّر والخراب كاس اختك السامرة.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.你 必 酩 酊 大 醉 、 滿 有 愁 苦 、 喝 乾 你 姐 姐 撒 瑪 利 亞 的 杯 、 就 是 令 人 驚 駭 淒 涼 的 杯
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.你 必 酩酊大醉 、 滿有 愁苦 、 喝乾 你 姐姐 撒 瑪利亞 的 杯 、 就是 令人驚駭淒涼 的 杯
Şarkıyı yazmadım ama, kasede kaydetttim.Ich hab es nicht aufgeschrieben aber auf Band aufgezeichnet.
Şarkıyı yazmadım ama, kasede kaydetttim.Nenapsal jsem jí, ale nahrál na pásku.
Şarkıyı yazmadım ama, kasede kaydetttim.Nie spisałem jej, ale nagrałem ja na kasecie.
Şarkıyı yazmadım ama, kasede kaydetttim.Δεν το έγραψα με νότες, αλλά σε κασέτα.
Şarkıyı yazmadım ama, kasede kaydetttim.Я не писал её, но я записал её на кассету.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Apoi a luat un pahar, şi, dupăce a mulţămit lui Dumnezeu, li l -a dat, şi au băut toţi din el.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.A vzav kalich, a díky učiniv, dal jim. A pili z něho všickni.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.A wziąwszy kielich, i podziękowawszy, dał im; i pili z niego wszyscy.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.E tomando um cálice, rendeu graças e deu-lho; e todos beberam dele.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Il prit ensuite une coupe; et, après avoir rendu grâces, il la leur donna, et ils en burent tous.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.In vzame kelih, se zahvali in jim da; in vsi so pili iz njega.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ja hän otti maljan, kiitti ja antoi heille; ja he kaikki joivat siitä.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.또 잔을 가지사 사례하시고 저희에게 주시니 다 이를 마시매
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ngài lại cầm chén , tạ ơn , rồi trao cho các môn_đồ , và ai_nấy đều uống .
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ngài lại cầm chén, tạ ơn, rồi trao cho các môn đồ, và ai nấy đều uống.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Och han tog en kalk och tackade Gud ock gav åt dem; och de drucko alla därav.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Og han tog en Kalk, takkede og gav dem den; og de drak alle deraf.