Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Rabinii descriu acest lucru facand o comparatie cu un rege care are un bol de sticla frumos si fragil.
Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Rabinowie przytaczają przykład króla, który ma piękną, delikatną szklaną wazę.
Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Οι ραβίνοι το περιγράφουν αυτό όπως το να είσαι ένας βασιλιάς που έχει ένα όμορφο, εύθραυστο γυάλινο μπωλ.
Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Рабини описують, що це як бути королем, у якого є чарівна тендітна скляна чаша.
Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Раввины описывают это как быть царем, который имеет красивую и хрупкую стеклянную вазу.
Hahamlar bunu kral olmak gibi açıklıyor. Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.Равините описват това, все едно си цар, който има красива, чуплива стъклена купа.
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor.I en tortilla skål.
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor. İğrenç.Dobré ráno.
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor. İğrenç.Es ist mein Lieblingsessen!
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor.나지
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor.فى وعاء التورتيا .
Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor.うわー気持ち悪っ
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.I kan ikke drikke Herrens kalk og onde ånders kalk; I kan ikke ha del I Herrens bord og i onde ånders bord.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.너희가 주의 잔과 귀신의 잔을 겸하여 마시지 못하고 주의 상과 귀신의 상에 겸하여 참예치 못하리라
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.Nebo nemůžete kalicha Páně píti a kalicha ďáblů; nemůžete účastníci býti stolu Páně a stolu ďáblů.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.Nemôžete piť kalich Pánov i kalich démonov. Nemôžeme mať účasť na stole Pánovom i na stole démonov.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.Nu puteţi bea paharul Domnului şi paharul dracilor; nu puteţi lua parte la masa Domnului şi la masa dracilor.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.Не можете чашу Господню пити і чашу бісовську, не можете трапезї Господнїй причащати ся і трапезї бісовській.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.לא תוכלו לשתות יחד כוס אדנינו וגם כוס השדים ולא תוכלו להתחבר אל שלחן אדנינו וגם אל שלחן השדים׃
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.لا تقدرون ان تشربوا كاس الرب وكاس شياطين. لا تقدرون ان تشتركوا في مائدة الرب وفي مائدة شياطين.
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.你 們 不 能 喝 主 的 杯 、 又 喝 鬼 的 杯 . 不 能 喫 主 的 筵 席 、 又 喫 鬼 的 筵 席
Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.你 們 不 能 喝 主 的 杯 、 又 喝 鬼 的 杯 . 不 能 喫主 的 筵席 、 又喫鬼 的 筵席
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Aan het eind van elke dag maakte ik een enorme pot soep die we met elkaar deelden.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.A fine giornata preparavo un pentolone di minestra che dividevamo tra di noi.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.A la fin de chaque journée, je faisais une énorme marmite de soupe que nous partagions tous.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Al final de cada día, hacía una olla gigante de sopa que todos compartíamos.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Am Ende eines jeden Tags kochte ich einen riesigen Topf Suppe, den wir uns teilten.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Ao final de cada dia, eu fazia uma enorme panela de sopa que todos partilhávamos.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Hết ngày, tôi làm một nồi súp khổng lồ để chúng tôi cùng ăn.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.저는 커다란 냄비에 수프를 만들어 동료들과 나눠 먹었습니다.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.La sfârşitul zilei făceam o oală mare de supă pe care o împărţeam cu toţii.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Minden nap végén egy hatalmas edény levest főztem, amit szétosztottunk.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Na konci každého dňa som vždy spravila obrovský hrniec polievky, s ktorým sme sa všetci podelili.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Na konci každého dne jsem udělala velkou mísu polévky, kterou jsme všichni sdíleli.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Na koniec dnia robiłam wielki gar zupy, którym się dzieliliśmy.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Ob koncu dneva sem skuhala velik lonec juhe za vse nas.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Setiap harinya, saya memasak sepanci besar sup, yang kami bagi bersama.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Στο τέλος κάθε μέρας, έφτιαχνα μια τεράστια κατσαρόλα με σούπα την οποία μοιραζόμασταν όλοι.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.В конце дня я готовила большую кастрюлю супа, которую мы делили на всех.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.В края на всеки ден правех голяма тенджера със супа, която си споделяхме.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.Щовечора я варила великий баняк супу для нас усіх.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.בסוף כל יום הכנתי סיר מרק ענק וכולנו חלקנו בו.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.في نهاية كل يوم ,أقوم بعمل وعاء كبير من الحساء نتشاركه جميعنا.
Her günün sonunda, hepimizin paylaştığı koca bir kase çorba yapardım.みんなで分け合いました 毎晩遅くまで仕事を続けました
Her sene yeni bir televizyon veya kasetçalar alıyorlar.Това е част от електронната система на триизмерен принтер EOS P730.
Herşey yolunda. Kaydedip kaset hazırlamak ve arkadaşlarla paylaşmakta sorun yok.Gravar, fazer cópias e partilhar com os amigos, não havia problema.
Her yere gitti ve elinde kasetlerle döndü.Nu văd de mult de el.
Her zaman birden fazla kaset veya hafıza kartı taşıyın.Emportez toujours plusieurs cassettes ou cartes de mémoire avec vous.
Her zaman birden fazla kaset veya hafıza kartı taşıyın.Sempre carregue várias fitas e cartões de memória.
Her zaman birden fazla kaset veya hafıza kartı taşıyın.Siempre lleven varias cintas o tarjetas de memoria.
Her zaman birden fazla kaset veya hafıza kartı taşıyın.Всегда имейте при себе дополнительную карту памяти.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Así que la variedad es importante.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Diversitatea este importantă.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Donc, la variété est importante. Avez-vous déjà loué une vidéo ou un film que vous avez déjà vu ?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Hast du jemals ein Video oder einen Film ausgeliehen, den du schon gesehen hast?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?그래서 다양성은 중요합니다. 여러분은 이미 본 비디오나 영화를
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Portanto a variedade é importante.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Quindi, la varietà è importante. Avete mai noleggiato un video o un film che avevate già visto?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Takže, rozmanitosť je dôležitá.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Takže, rozmanitost je důležitá. Půjčili jste si někdy video nebo film, který jste už viděli?