Daha sonra arkadaşlarımız da o kasedi bizden alır ve kopyalarlardı.ונתנו לחברים שלנו להקליט את הקלטות.
Daha sonra arkadaşlarımız da o kasedi bizden alır ve kopyalarlardı.و نعطي شريط الكاسيت لأصدقائنا لكي يقوموا بعمل نسخهم،
Daha sonra arkadaşlarımız da o kasedi bizden alır ve kopyalarlardı.テープが世代を下ると、すぐに
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Care a zguduit atunci când a început să râdă, ca un bol plin cu jeleuri.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Che ha scosso quando rideva, come una ciotola piena di gelatina.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Das erschütterte, wenn er lachte, wie eine Schüssel voller Gelee.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Dat geschud toen hij lachte, net als een kom vol met gelei.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Det rystede, når han lo, som en skål fyldt med gelé.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Det skakade när han skrattade, som en skål full av gelé.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Ez megrázta, amikor nevetett, mint egy tál tele zselé.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.그가 웃었 때 젤리 가득한 그릇처럼 흔들었다.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Które wstrząsnęły gdy się śmiał, jak naczynie pełne galaretki.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Làm rung chuyển khi anh cười, giống như một bát thạch.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Que abalou quando ele riu, como uma tigela cheia de geléia.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Que sacudió cuando se reía, como un cuenco lleno de gelatina.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Qui a secoué quand il riait, comme un bol rempli de gelée.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Se ravisteli kun hän nauroi, kuten kulho täynnä hyytelöä.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Yang mengguncang ketika ia tertawa, seperti mangkuk penuh jelly.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Αυτό συγκλόνισε όταν γέλασε, όπως ένα μπολ γεμάτο με ζελέ.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Це потиснув, коли він сміявся, як куля, повний желе.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.Это пожал, когда он смеялся, как шар, полный желе.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.זה נענע כשהוא צחק, כמו קערה מלאה של ג'לי.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.彼はぽっちゃりとふくよかだった - 右陽気な古いエルフ。
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.(22:5) Ты приготовил предо мною трапезу в виду врагов моих; умастил елеем голову мою; чаша моя преисполнена.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Asztalt terítesz nékem az én ellenségeim elõtt; elárasztod fejem olajjal; csordultig van a poharam.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù nghịch tôi; Chúa xức dầu cho đầu tôi, Chén tôi đầy tràn.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù_nghịch tôi ; Chúa xức dầu cho đầu tôi , Chén tôi đầy tràn .
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du dekker bord for mig like for mine fienders øine, du salver mitt hode med olje; mitt beger flyter over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.I mine Fjenders Påsyn dækker du Bord for mig, du salver mit Hoved med Olie, mit Bæger flyder over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.주께서 내 원수의 목전에서 내게 상을 베푸시고 기름으로 내 머리에 바르셨으니 내 잔이 넘치나이다
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Pripravuješ predo mnou stôl pred mojimi protivníkmi; olejom mažeš bohate moju hlavu; môj pohár preteká.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Tu dresses devant moi une table, En face de mes adversaires; Tu oins d`huile ma tête, Et ma coupe déborde.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.תערך לפני שלחן נגד צררי דשנת בשמן ראשי כוסי רויה׃
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.ترتب قدامي مائدة تجاه مضايقيّ. مسحت بالدهن راسي. كاسي ريا.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.在 我 敵 人 面 前 、 你 為 我 擺 設 筵 席 . 你 用 油 膏 了 我 的 頭 、 使 我 的 福 杯 滿 溢
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.在 我敵人 面前 、 你 為 我 擺設 筵席 . 你 用 油膏 了 我 的 頭 、 使我 的 福杯 滿溢
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Ali ni tisto, iz česar pije gospod moj in s česar pomočjo prorokuje? Hudo ste ravnali, ko ste storili to.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Avagy nem abból iszik-é az én uram? és abból szokott jövendölni! Gonoszul cselekedtétek, a mit cselekedtetek!
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Či nie je to ten pohár, z ktorého pije môj pán? A on ním aj veští! Zle ste urobili, čo ste urobili!
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Er det ikke det beger som min herre drikker av, og som han spår i? Dette var ille gjort av eder.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Ist's nicht das, daraus mein Herr trinkt und damit er weissagt? Ihr habt übel getan.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››이것은 내 주인이 가지고 마시며 늘 점치는데 쓰는것이 아니냐 너희가 이같이 하니 악하도다 하라
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Não é esta a taça por que bebe meu senhor, e de que se serve para adivinhar? Fizestes mal no que fizestes.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››¿No es ésta la copa que mi señor usa para beber y por la que suele adivinar? Habéis actuado mal al hacer esto.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Не е ли тая чашата с която пие господарят ми, и с която даже гадае? Зле постъпихте като сторихте това.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Не та ли это, из которой пьет господин мой и он гадает на ней? Худо это вы сделали.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››הלוא זה אשר ישתה אדני בו והוא נחש ינחש בו הרעתם אשר עשיתם׃
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››أليس هذا هو الذي يشرب سيدي فيه. وهو يتفاءل به. اسأتم في ما صنعتم
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››這 不 是 我 主 人 飲 酒 的 杯 麼 、 豈 不 是 他 占 卜 用 的 麼 、 你 們 這 樣 行 是 作 惡 了
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››這 不 是 我 主人 飲 酒 的 杯麼 、 豈 不 是 他 占卜 用 的 麼 、 你 們這樣 行 是 作惡了
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli. BUZAĞIJos tämä oli kosheria, kuolema ei ollut nopea eikä armollinen. vasikanliha
Eger bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli. BUZAGIla morte non è stata né rapida né pietosa.
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli. BUZAĞISi cela était kosher, la mort n'a été ni rapide ni miséricordieuse. <i>veau</i>
Eger bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli. BUZAGIΑν αυτό είναι το kosher, ο θάνατος δεν ήταν ούτε γρήγορος ούτε σπλαχνικός. μοσχάρια
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli. BUZAĞIΑν αυτό είναι το kosher, ο θάνατος δεν ήταν ούτε γρήγορος ούτε σπλαχνικός. μοσχάρια
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli.Če bi to bilo "kosher", potem smrt ne bi bila ne hitra in ne usmiljena.
Eger bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli.Daca aceasta a fost o moarte acceptabila, atunci nu a fost nici rapida nici induratoare.
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli.Daca aceasta a fost o moarte acceptabila, atunci nu a fost nici rapida nici induratoare.
Eger bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli.Ha ez volt a kóser, a halál nem volt sem gyors, sem könyörületes.
Eğer bu kaserse, hayvanlar için ölüm ne çabuk, ne de merhametli.Ha ez volt a kóser, a halál nem volt sem gyors, sem könyörületes.