Ana içeriğe geç
Sözlük

kasabaya ile cümle

kasabaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Buradan kasabaya ne kadar uzak?How far is it into town from here?
Bugün kasabaya gidiyor musun?Are you going to town today?
Annemiz kasabaya gidiyor.Mom is going to town.
Onlar kasabaya nasıl gittiler?How did they go to town?
Bu kasabaya benim büyük dedemin adı verildi.This town was named after my great-grandfather.
Tom arabayla kasabaya gitti.Tom drove into the town.
Tom bozulan traktörüne yeni bir parça almak için kasabaya gitti.Tom drove into town to get a new part for his broken down tractor.
Kasabaya geri döndüm.I'm back in town.
Mary tavana çıktı ve kasabaya baktı.Mary climbed on the roof and looked out over the town.
Fadıl'ın ailesi kasabaya geldi.Fadil's family has come to town.
Kasabaya yeni taşındım.I just moved to town.
Bugün kasabaya gitmiyor musun?Aren't you going to town today?
Tom kasabaya geri gidiyor.Tom is heading back to town.
Tom kasabaya döndü, değil mi?Tom is back in town, isn't he?
Robert kasabaya geçen ay taşındı.Robert moved to town last month.
"İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır."Go ye down to any town, and ye shall find what ye want!"
Chung'un iş dünyası için yeteneği, ahşap satacağı kasabaya yaptığı geziler sırasında belirginleşti.Chung’s talent for business became apparent during his trips into town where he would sell wood.
Sunnydale'de yaz tatili başlamıştır ve kasabaya bir karnaval gelmiştir.During the summer vacation in Sunnydale, California, the carnival has come to town.
1722’ den 1818’e arazi sahibi yetkisi kaldırıldığında, Károlyi ailesi kasabaya sahip oldu.From 1722 to 1818, when landowner jurisdiction was abolished, the Károlyi family possessed the town.
Kasabaya 1920 yılında şehir statüsü verildi.The town was given city status in 1920.
Çift kendisini rastgele istekleri doğruldutusunda bir kasabaya getirir.The couple decides to go to a tourist place called .
Bazı komşu kasabalar kasabaya mülteci girmesini engellemek için devriyeler görevlendirdi.Some neighboring towns had patrols on the roads to prevent entry by refugees.
Kasabaya gelmeden önce birtakım ön yargıları vardır.As a result of that, there are first instance courts in the town.
Kaçırılan bu insanlar kasabaya yerleştirilen kameralar sayesinde takip edilmektedir.Inmates were permitted to watch televisions located in the facility.
Bir gün anneleri iğne iplik almak için kızlarını kasabaya göndermiş.One day the widow sends her daughter to town to run some errands.
Birgün,kasabaya bir adam geldi.One day, a man drove into town.
Buradan kasabaya doğru yürümeye başladım.I started walking from here up to the town.
Kasabaya uğramam gerekti.I happended to be in town
"Kirli İşler" ekibi ve ben Colorado'da küçük bir kasabaya çağırılmıştık.The "Dirty Jobs" crew and I were called to a little town in Colorado, called Craig.
Haydi, bizim kasabaya gecikmeden ulaşmamız gerekiyor.We must reach the town with no delay, come on.
Anneler çocuklarının kutlandığı her yere, her zaman, her şehire, her kasabaya gidiyorlar.Mothers will go where their children are being celebrated, every time, every town, every city.
Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır."Go then to the city, you shall have what you ask."
Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi?Surely they have come by the city that was rained on by an evil rain; what, have they not seen it?
Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi.He said, 'Would you have in exchange what is meaner for what is better?
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi?Or, the like unto him who passed by a town, and it lay overturned on its roofs.
Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.They asked its people for food, but they refused to extend them any hospitality.
Binlerce ev sular altında kalırken 100'den fazla köy ve kasabaya elektrik verilemiyor.Thousands of homes have been flooded and more than 100 villages and towns are without electricity.
Tadiç kasabaya, "Güvercin" adlı bir nehir teknesiyle Tuna üzerinden geldi.Tadic arrived via the Danube, on a riverboat bearing the name "The Dove".
Yapılar bir nehir, rota veya kasabaya bakan tepelerde kıvrık kesme taştan inşa edilmiştir.The structures were built out of ruff cut stone on hills overlooking a river, route or town.
Daha fazla patlayıcı için Lansing'e gidip geliyor oradan da okula, kasabaya ve evine gidiyordu.He made many trips to Lansing for more explosives, as well as to the school, town, and his house.
Jerzy Radziwiłł kasabaya yerleşen ilk asil idi.Jerzy Radziwiłł was the first noble to settle in the town.
Uzun bir süre kasabaya Naumiestis (Litvanca) veya Nowe Miasto (Lehçe) adı verildi.For a long time the town was called Naumiestis (Lithuanian) or Nowe Miasto (Polish).
Yidiş'te kasabaya Neishtot Sugint (yakın konumdaki Sugint'e atıfta bulunarak) adı verildi.In Yiddish, the town was called Neishtot Sugint (referring to the closely located estate Sugint).
Rus İmparatorluğu yönetimi altında 1884'teki kasabaya Aleksandrovsk adı verildi.Under tsarist rule, the town in 1884 was renamed Aleksandrovsk.
Kasabaya doğuya doğru ilerledikten sonra, kasırga hasar verdi 15 evler, birçoğu şiddetli.After moving eastward into the town, the twister damaged 15 homes, several of them severely.
Bir bakan olan kardeşi Joshua, 45 yıl boyunca kasabaya hizmet ettiği Southold'a gitti.His brother Joshua, a minister, went to Southold, where he served the town for 45 years.
Diomedes tarafından Argos'a gömüldü ve bir kasabaya ondan sonra Oenoe adı verildi. [1]He was buried in Argos by Diomedes, and a town was named Oenoe after him.[13]
Bina şimdi bölgedeki kasabaya bakan heybetli bir harabedir.The building is now an imposing ruin overlooking the lower town.
"İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır."Diese Stadt wird ja nicht von Männern bewohnt, daß ihr euch zu fürchten hättet.
Kasabaya yeni gelen yaratıklar onun bu görüşünü haklı çıkaracaktır.Neuere Lesefunde auf der Burgstelle bestärken diese Annahme.
Kasabaya JR East'in Hokuriku Shinkansen ile Shinano Railway hizmet vermektedir.Die Züge wurden von der JR East von der Akita Shinkansen Sharyō Hoyū geleast.
Avukat kasabaya gelir ve en pahalı otele yerleşir.Dem Soldaten geht bald das Geld aus, sodass er in das schäbigste Hotel des Königreichs ziehen muss.
Sovyet kuvvetleri kasabaya çekilmişlerdir.Soviet troops are landing in your hometown.
O kasabaya yakın bir yerde yerleşmişti.Il est situé à proximité de cette ville.
Lek günümüzde kasabaya su sağlayan yer konumundadır.Actuellement, c'est la CILE qui fournit l'eau aux habitants de la ville.
Kasabaya ait web sitesiLe site internet de la ville.
Bu filmde bu sefer iki uzaylı ırkın savaşını Colorado'daki bir kasabaya taşıyor.Le film met en scène une guerre entre deux clans corses en plein Paris.
O kasabaya gidiyor gibi görünmüyor.No parece que vaya a la ciudad.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod