O kasabaya giden uzun yoldur.It is long way to the town.
Kasabaya nehirden su sağlanır.The town is supplied with water from the river.
O, kasabaya vardığında doğruca onu görmeye gitti.On arriving in the town, he went straight to see her.
Bina bütün kasabaya yukarıdan bakıyor.The building looks down on the whole town.
Bu taşra yolu, on mil uzaktaki küçük bir kasabaya gider.This country road leads to a small town ten miles away.
Bu kasabaya geldiğimden beri on yıl oldu.It's been ten years since I came to this town.
Buradan kasabaya uzun bir yol gibi görünüyor.It seems a long way from here to the town.
Lütfen bir ara bizim kasabaya gelin.Please come to our town some day.
Lütfen kasabaya girer girmez ziyaret edin.Please visit as soon as you get into town.
Hokkaido'da küçük bir kasabaya vardık.We arrived at a small town in Hokkaido.
O kasabaya hiç gitmedim.I have never been to that town.
Kasabaya, iyi bir restoran aramaya gittim.I went into the town in search of a good restaurant.
Kasabaya doğru yürüyordum.I was walking in the direction of the town.
Yeni köprü köylülerin kasabaya gitmesini kolaylaştırdı.The new bridge made it easy for the villagers to go to town.
Düşman kasabaya saldırdı.The enemy attacked the town.
New York'ta bir sürü para yaptı ve doğduğu küçük kasabaya geri döndü.He made a lot of money in New York and went back to the small town where he was born.
O kasabaya gidiyor gibi görünmüyor.He doesn't seem to be heading for the town.
O, az önce kasabaya doğru yola çıktı.He has just set out toward town.
Onlar kasabaya taşındıklarında arkadaş edinmeyi kolay buldular.When they moved to the town, they found it easy to make friends.
Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.Because they had no time to spare, they hurried back to town.
Onlar kasabaya doğru yola çıktılar.They made their way toward the town.
Babası onun arkadaşları ile kasabaya gitmesine asla izin vermedi.Her father never let her go to town with her friends.
Dedikoduyu tüm kasabaya yaydı.She spread the gossip all over the town.
Ertesi sabah erkenden sirk bir sonraki kasabaya gitti.Early the next morning, the circus left for the next town.
Tren kasabaya vardı.The train approached the town.
Kasabaya sadece iki mil mesafede.It's just two miles to the town.
Beni kasabaya kadar götürebilirsen çok minnettar olurum.I'd be much obliged if you could give me a lift into town.
Bizim kız arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya yolculuk etti.Our girlfriend traveled to a small town last week.
Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.A woman friend of ours took a trip to a small town last week.
Kasabaya giden yoldaydım.I was on the road to the town.
Kasabaya geldin mi?Did you come to town?
Bu gece kasabaya gidelim ve biraz eğlenelim.Let's hit the town tonight and have some fun.
Düşman kasabaya ulaşmadan önce, onların ilerlemesini durdurun.Check the enemy's progress before they reach the town.
Kasabaya gelecek misin?Will you come to town?
Ucube gösteri kasabaya geldi!The freak show came to town!
Tom kasabaya geri döndü.Tom is back in town.
Hayır, hayır! Kasabaya geri döneceğim.No, no! I am going back to town.
Ben seni kasabaya götürebilirim.I can give you a lift into town.
Kasabaya döndüğünü duydum.I heard you were back in town.
Az önce kasabaya döndüm.I just got back in town.
Tom ne zaman kasabaya geldi?When did Tom come to town?
Tom bazı malzemeleri satın almak için kasabaya gitti.Tom went into town to buy some supplies.
Tom sadece kasabaya taşındı.Tom just moved to town.
Kasabaya gidiyorum.I'm going into town.
Sen kasabaya sık gider misin?Do you often go to town?
Ben sadece bir hafta önce kasabaya geldim.I got into town only a week ago.
O, kasabaya uzak mı?Is it far to town?
Tom'un gelecek hafta sonu kasabaya geldiğini duydum.I hear Tom is coming to town next weekend.
Bu sabah onu kasabaya getirdim.I brought her into town this morning.
Biz kasabaya geri gidiyoruz.We're heading back to town.
Biz kasabaya taşınıyoruz.We're moving to town.
Kasabaya gidemezsin.You can't go to town.
Tom gelecek ay kasabaya geliyor.Tom is coming into town next month.
Tom sadece üç haftadır kasabaya geri geldi.Tom has only been back in town for three weeks.
Kasabaya geri döndüğünü bilmiyordum.I didn't know you were back in town.
Tom kasabaya gidiyor.Tom is going to town.
Kasabaya geri dönüyorum.I'm headed back into town.
Kasabaya virüs bulaştı ve şimdi karantinaya alındı.The town was infected by the virus and is now quarantined.
Seni kasabaya geri getiren ne?What brings you back to town?
Ne zaman kasabaya geri döneceksin?When will you get back to town?