Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.После чего в городе происходит череда убийств.
İlk ayaklanmalar bu kasabada başlamıştır.В городе начинается восстание.
Mevlana'nın kızı'nın türbesi bu kasabada bulunur.В городе остается жена Джаспера.
Bu kasabada 1762 yılında dünyanın ilk madencilik akademisi de kurulmuştur.في عام 1762، تم تأسيس أول أكاديمية التعدين في العالم في نفس المدينة هناك.
Lizzie'nin kasabadaki ilk müşterisi, kapı çalındığında saklanan Fred isimli beyaz bir adamdır.أول زبون لليزى في القرية ، هو رجل أبيض اسمه Fred تم اخفاؤه عند طرق الباب .
Bizans İmparatoru Mauricius 539 yılında bu kasabada doğmuştur.ولد الإمبراطور البيزنطي موريكيوس فيها في عام 539 م.
Voyvodalık, 85 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.تتضمن هذه المقاطعة 85 مدينة وبلدة.
Bunun ardından ise Senatör Lizzie'ye kasabada, tüm kasabalıların onu kabul edeceği ahlâklı bir yaşam vadeder.بعد ذلك ، وعد عضو مجلس الشيوخ ليزى في البلدة ، بأن كل البلدة ستقبلها وستحيا حياة أخلاقية .
Ayrıca kasabada hoş bir otel ve birkaç lokanta bulunur.لذلك في المدينة مطاعم كثيرة وعدة فنادق.
İlk ayaklanmalar bu kasabada başlamıştır.فاندلعت الثورات أولا في المدن.
Kasabada yaklaşık 7800 kişi yaşamaktadır.يقطن في المدينة ما يقارب سبعمائة ألف نسمة.
Kasabada günümüze kadar ayakta kalabilmiş olan bir kervansaray bulunmaktadır.وهذا المبنى هو اقدم مبنى في المدينة لازال قائما حتى يومنا هذا.
2006 yılına kadar kasabada 4 okul bulunmaktaydı.وبحلول عام 2006، كان هناك حوالي 140 مدرسة في بريطانيا.
Şerif, kasabada düzen tesis etti.أَسَّسَ اْلشَّرِيفُ النَّاظِمَ فِي اْلبَلْدَةِ.
Tom kasabadan sürüldü.نُفِى توم من البلدة.
Voyvodalık, 85 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.A voivodia possui 85 cidades e municípios.
Bu kasabada, Ugly Chris'in liderliğindeki çete tarafından saldırıya uğrar.Em Window's Patch, ele é atacado pela gangue de Ugly Chris.
Voyvodalık, 109 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.A voivodia da Grande Polônia possui 109 cidades e municípios.
Dr. Loomis ve Haddonfield polisi kasabada Michael'ı aramaktadır.Enquanto isso, Loomis e a polícia procuram Michael pela cidade.
Kasabada herkesin yalan söylemesini engelleyen bir gerçeklik alanı vardır.Parece que todos na cidade estão mentindo sobre algo.
Bu hat üzerinde kasabada iki istasyon bulunmakta idi.Houve dois elevadores nesse local.
Lefke Avrupa Üniversitesi bu kasabada bulunmaktadır.A Universidade de Uyo está situada nesta cidade.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
Kasabadaki ilk sağlık birimi, 1965 kurulan sağlık evidir.Em 1941, o primeiro Centro de Saúde da cidade.
Kasabada, Cilalı Taş Devri' nden beri yerleşim bulunmaktadır.Está localizada numa área habitada desde a Idade da Pedra.
Hargreaves, 1979-1982 yılları arasında ailesiyle birlikte Guernsey'de, daha sonra küçük bir kasabada yaşadı.Tussen 1979 en 1982 woonde Hargreaves met zijn familie in Guernsey.
2000 yılı sayımına göre kasabada 2733 kişi yaşamaktadır.Een jaar later woonden er weer zo’n 3277 mensen in de stad.
Kasabada, 12. yüzyıldan kalma bir kilise bulunmaktadır.In het dorp is een kerk uit de 12de eeuw te vinden.
Kasabada küçük bir konser meydanı da bulunmaktadır.Ook bevindt zich een klein streekmuseum in de stad.
Kasabada hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır.In het gebied worden zowel jonge als oude moerassen gevonden.
Bu duruma sevinen Charlie Dayı, Oakey kasabadan ayrılıp San Fransisco'ya gitmeye karar verir.Oom Charlie kondigt aan met de trein naar San Francisco te vertrekken.
Kasabada bir adet hazır beton fabrikası vardır.Ook is er een betonfabriek.
Kasabada kimse ona yardım etmeye yanaşmaz, tamamen yalnız kalmıştır.Uw kapitaal wilde helemaal niet bij u blijven, bij u is het eenzaam.
Bu kasabada büyü üzerine gizli bir araştırma yapılmaktadır.Hij probeert een groot magisch probleem in de stad op te lossen.
Kasabada 8 cami vardır.Er zijn in de stad acht kerken.
Bob ertesi sabah kasabadan ayrılır.De volgende ochtend vertrekt Hannah uit het hotel.
1900 yılı itibarıyla, kasabada 10 balıkçı kayığı ve 18 küçük gemi bulunmaktaydı.Einde jaren '20 van de 20e eeuw waren er in de stad 90 walvisvaarders en 15 traankokerijen.
Daha sonra kasabadaki savunma pekiştirildi ve bu yönden artık takviye gelemeyeceği ortaya çıktı.In ruil beloofde de burgemeester dat de stad dan niet meer dwars zou gaan liggen.
Şehir, 11 Kasım 2011 tarihinde kasabadan şehir statüsüne yükseltilmiştir.Op 11 november 2011 werd dit evenement door de IAAF aan de stad toegewezen.
Fakat bir gün, kasabadaki İngiliz askerleri Murron’a tecavüz etmeye çalışır.Któregoś dnia jeden z angielskich żołnierzy usiłuje zgwałcić Murron.
Kasabada, 12. yüzyıldan kalma bir kilise bulunmaktadır.W miejscowości znajduje się dwunastowieczny kościół.
Filin konusu küçük bir kasabada geçiyor.Akcja filmu toczy się w niewielkim miasteczku.
19. yüzyılda kasabada endüstri de gelişti.W XIX wieku rozwinął się w mieście przemysł.
Yaratıklar üremeye başladığı zaman kasabada korkunç şeyler olmaya başlar.Kiedy dziewczynki wprowadzają się do nich, w domu zaczynają się dziać niepokojące rzeczy.
Kasabada gelişen hafif sanayi tesisleri tüm ülke için önemli olmaktaydı.Utrzymanie tej reduty miało kapitalne znaczenie dla całej Wielkiej Armii.
Dundasit adlı mineralin adı bu hayalet kasabadan gelmektedir.Nazwa tego minerału pochodzi od miejscowości Baveno.
Ayrıca kasabada bir de yatır vardır.W miastach również odpadki.
Ve katilinse kasabadan biri olduğunu düşünmektedir.Jego zarzewiem był zabójstwo jednego z mieszkańców miasta.
Kasabada bulunan savunma kilisesinde Türklerin saldırısına karşı korunabildiler.Mieszkańcy wsi ustalili, że w razie napadu będą chronić się w kościele.
Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.Mieszkał w pobliskim miasteczku.
Bob ertesi sabah kasabadan ayrılır.Sedan försvinner han på morgonen i floden.
Kasabada yeni yapılar çoğalmaktadır.I staden byggs många nya byggnader.
Uçaktaki 259 ve kasabadaki 11 kişi hayatını kaybetti.Alla 259 ombord och 11 på marken dog.
Kasabada iki müze bulunmaktadır.Det finns två museer i kommunen.
Kasabada Alkol satışı ve ithalatı yasaktır.Det är förbjudet att sälja alkohol i countyt.
Şov, Arlen, Teksas'taki küçük bir kasabada yaşayan Hill ailesini konu edinmektedir.Den handlar om Hills, en liten metodistisk småstadsfamilj i Arlen, Texas.
Asıl ünü kasabada bulunan Kom Ombo Tapınağı'ndan kaynaklanmaktadır.Templet ligger i staden Kom Ombo.
O başka bir kasabadaki bir oteldeki işi kabul eder ve Roger'ın da orada onunla çalışmasını planlar.Familjen checkar in på ett hotell i Japan där man funderar på vad man ska göra under besöket.
Bu kasabada 1762 yılında dünyanın ilk madencilik akademisi de kurulmuştur.År 1762 invigdes stadens första teater.
Lefke Avrupa Üniversitesi bu kasabada bulunmaktadır.Augustana College ligger i denna stad.