2005 yılı itibarıyla kasabada yerli bir dil konuşan sadece 68 kişi bulunmaktadır.As of 2005, there are only 68 people who speak an indigenous language in the municipality.
Volcano de Colima Ulusal Parkı kısmen kasabadadır ve 1936'da ulusal park olarak ilan edilmiştir.The Volcano de Colima National Park is partly in the municipality and was decreed in 1936.
Schlesinger kısa süre sonra kasabada kendi "müzik şapelini" kurdu.Schlesinger soon formed his own "music chapel" in the town.
Kasabada kurak mevsim yoktur: Yıl boyunca olağanüstü miktarda yağış almaktadır.The town has no dry season: It sees an extraordinary amount of rainfall throughout the year.
Kasabada küçük oteller ve birçok restoran bulunmaktadır.The town has small hotels and many restaurants.
Humahuaca adı, 11,000 nüfusa sahip küçük bir kasabadan gelmektedir.Devizes ist eine kleine Stadt mit 11.000 Einwohnern.
Kendisine sadece Deeds (Türkçe: Fedakarlık) denmesini seven bu adamı bir kasabada bulurlar.Einige Leute seiner Heimatstadt und der näheren Umgebung beten aber zu ihm wie zu einem Heiligen.
Hargreaves, 1979-1982 yılları arasında ailesiyle birlikte Guernsey'de, daha sonra küçük bir kasabada yaşadı.Hargreaves lebte mit seiner Familie von 1979 bis 1982 auf Guernsey.
Bu kasabada haftada bir kez pazar kurulur.Mindestens einmal wöchentlich findet auf dem Platz ein Wochenmarkt statt.
Bob ertesi sabah kasabadan ayrılır.Alex verlässt am nächsten Morgen die Stadt.
Arabalarına binerek kasabadan uzaklaşırlar.Mit einem Lastwagen bringen sie sie aus der Stadt.
Kasabada yaklaşık 7800 kişi yaşamaktadır.In der Gemeinde leben etwa 7800 Einwohner.
Fakat onlar kaçmadan kasabadaki her evi yakıp yıkıp yerle bir ettiler.So ließ er alle Häuser in der Vorstadt, außerhalb der Stadtmauer, demolieren und niederbrennen.
Kasabada 8 cami vardır.In der Stadt gibt es acht Plätze.
Kasabada gelişen hafif sanayi tesisleri tüm ülke için önemli olmaktaydı.Die Bedeutung des Bergbaus für die Entwicklung der gesamten Region war groß.
Kasabada iki müze bulunmaktadır.In der Gemeinde befinden sich zwei Museen.
Hafta içi kasabada haftasonunu ise İstanbul'da geçiren Şehnaz, aslında mutsuzdur.So scheint die Population, die im Sommer in Südbrasilien lebt, sogar verschwunden zu sein.
Aynı sayıma göre kasabada 419 ev bulunmaktadır ve 287 aile ikâmet etmektedir.Es gab 421 Haushalte und 287 Familien.
Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.Eine Verfolgungsjagd in der Stadt beginnt.
Kasabada değirmen vardır.In der Stadt stehen einige Windmühlen.
11 küçük kasabadan oluşur.Die Gemeinde besteht aus 17 kleinen Dörfern.
Bu durum kasabadaki evlerin değişiminden açıkça görülebilmektedir.An diesem Haus ist die Veränderung des Ortes gut erkennbar.
Farklı şekilde ifade edersek: Berber, sadece kasabadaki kendini tıraş etmeyen erkekleri tıraş eder.Barbier-Paradoxon: Rasiert sich der Barbier, der genau diejenigen rasiert, die sich selbst nicht rasieren?
Bu hat üzerinde kasabada iki istasyon bulunmakta idi.Nunmehr bestanden in der Stadt zwei Bahnhöfe.
Ocak 2016'da kasabada insanların açlıktan ölmeye başladığı duyurulmuştur.Ende Januar 2016 warnte die UNO vor einer Hungerkrise in Jemen.
Kasabadan 5,000 Ermeni'nin öldüğü tahmin edilmektedir.Dabei starben fast 5000 Armenier.
Kesilen bu ağaçları hem ev yapımında kullanmışlar hem de ticari amaçla odun yaparak kasabada satmışlardır.Die Baumstämme nutzten sie zum Hausbau und später um damit Handel zu treiben.
19. yüzyılda kasabada endüstri de gelişti.Im 19. Jahrhundert dann entwickelte sich in der Stadt auch die Industrie.
Mevlana'nın kızı'nın türbesi bu kasabada bulunur.Die Mühle De Vrouw Johanna ist in diesem Stadtteil gelegen.
Kasabadaki çocukların bayıldığı Terrance and Philip Show adlı bir dizileri vardır.Sie schleichen sich in die Show ein, bei der Terrance und Phillip exekutiert werden sollen.
Don Nehri'ni kıyısında küçük bir kasabada 1877'de doğdu.Er wurde 1828 an der Nieder-Ramstädter Straße auf Bessunger Gemarkung errichtet.
Azize Catherine'in kasabanın koruyucusu olduğuna inanılır ve kasabadaki en eski kilise adını ondan almaktadır.Sie ist dem heiligen Johannes dem Almosengeber geweiht und ist die älteste Kirche der Gegend.
Olaylardan on bir yıl önce, kasabadaki mağaranın kuzey tarafı çöker ve altı madenciyi tutsak bırakır.Die letzten 15 Monate der sechsjährigen Gefangenschaft verbrachte er in Südwales, um kleine Bunker abzubauen.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom vit dans une petite ville non loin de Boston.
Humahuaca adı, 11,000 nüfusa sahip küçük bir kasabadan gelmektedir.Il tire son nom de Humahuaca, petite ville de 11 000 habitants.
16.000'e yakın kişi bu kırsal kasabada yaşamaktadır.Environ 16 000 habitants vivent dans cette banlieue rurale.
Bob ertesi sabah kasabadan ayrılır.Il quitte la ville le 7 mai au matin.
Kasabada ve havalimanında taksiler bulunur.Les taxis sont disponibles dans la ville et à l'aéroport.
Bu ölü kasabada gençler için bir gelecek yoktur.Il n'y a pas de monument aux morts dans la commune.
Arabalarına binerek kasabadan uzaklaşırlar.Ils quittent la ville en voiture.
Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.C'est alors que débute une course poursuite dans la ville.
Adam Mitchell, Nathan Hayes ve diğer polis ortakları kasabada polistirler.Adam Mitchell, Nathan Hayes et leurs collègues sont des policiers confiants et concentrés.
Kasabada kimse ona yardım etmeye yanaşmaz, tamamen yalnız kalmıştır.Une fois rendu sur place, il se trouve tout seul et personne ne lui vient en aide.
Kasabadaki çocukların bayıldığı Terrance and Philip Show adlı bir dizileri vardır.Les enfants de South Park aiment regarder un cartoon appelé Le Terrance et Philip Show.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını bu kasabada geçirdi.Elle passe les premières années de son enfance dans cette ville.
İki kasabada da ayrı ayrı beş hane bulunur.Il y a cinq espèces dans deux genres.
Voyvodalık, 85 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.La voïvodie comprend 85 villes.
Kasabadan Weser nehri geçmektedir.La rivière Weser traverse la ville.
Kasabada kişi başına düşen gelir $15,583'dır.Le revenu par tête pour la ville était de 15 983 $.
Kasabada içme suyu problemi yoktur.Il n’y a pas d’accès à l’eau potable dans le village.
Voyvodalık, 109 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.La voïvodie comprend 109 villes.
Kasabadaki en tembel kişidir.Il est l'homme le plus puissant de la ville.
4 gün süren çatışmalar sonucu ordu kasabada yeniden denetimi sağlamıştır.Après quatre jours de combat, on autorisa la population à regagner la ville.
Şehir, 11 Kasım 2011 tarihinde kasabadan şehir statüsüne yükseltilmiştir.La ville a reçu ce statut le 11 novembre 2011.
Kasabada evlilikler genellikle anlaşarak yapılır.Les mariages sont généralement arrangés.
Uçan Hollandalı'nın gemisi: Kasabadaki hayalet Uçan Hollandalı'nın kaldığı gemidir.Le Vaisseau fantôme ou Le Hollandais volant Pour le vaisseau fantôme, voir Le Hollandais volant.
Bu tür ihtiyaçlar köye en yakın kasabadan sağlanmaktadır.Pour la faire réparer, ils cherchent la ville la plus proche.
Kasabada bir erkek ilkokulu vardı.Y aurait-il un voleur dans l'école ?
Küçük bir kasabada yaşıyorum.Vivo en una ciudad pequeña.
Kasabada en pahalı otelde kaldık.Nos hospedamos en el hotel más caro de la ciudad.