Ben Avustralya'daki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in Australia.
Sizin de görebileceğiniz gibi, yıllardan beri bu kasabada hiçbir şey değişmedi.As you can see for yourselves, nothing has changed in this town after all these years.
O iç kısımda küçük bir kasabada yaşıyor.She lives in a small town in the interior.
O, sahilin arkasındaki bölgede küçük bir kasabada yaşıyor.He lives in a small town in the hinterlands.
Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabadanım.I'm from a small town not too far from Boston.
Tom pazartesi gecesi kasabadaydı.Tom was in town Monday night.
Tom kasabada yaşar.Tom lives in town.
Tom Boston'dan çok uzakta olmayan bir kasabada yaşadı.Tom lived in a town not too far from Boston.
Biz kasabadaki en iyi yiyeceğe sahibiz.We have the best food in town.
Kasabadaki herkes bizim hakkımızda dedikodu yapıyor.Everyone in town is gossiping about us.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
Bu kasabadaki insanları seviyorum.I love the people in this town.
Sadece bir gecedir kasabadayım.I'm in town for one night only.
Tom, kasabadan ayrılması gerektiğini biliyordu.Tom knew he needed to leave town.
Biz kasabada çok iyi biliniyoruz.We're pretty well known around town.
Kasabadaki herkes buradaymış gibi görünüyor.It looks like everyone in town is here.
Mary, kasabadaki en şirin kız.Mary is the cutest girl in town.
Mary, kasabadaki en sevimli kız.Mary is the cutest girl in town.
Annem ve babam ne zaman kasabadan çıksalar Jacksons'la birlikte kaldılar.I stayed with the Jacksons whenever my parents were out of town.
Pazartesi günü kasabada olacağım.I'll be in town on Monday.
Tom kasabadan ayrıldı.Tom has left town.
Hala kasabadayım.I'm still in town.
Fadıl küçük bir kırsal kasabada büyüdü.Fadil was raised in a small rural town.
Fadıl güvenli bir kasabada yaşıyor.Fadil lives in a safe town.
Fadıl, Wisconsin'deki küçük bir kasabadandır.Fadil is from a small town in Wisconsin.
Fadıl, Mısır'daki küçük bir kasabada büyüdü.Fadil grew up in a small town in Egypt.
Otobüsü bu kasabadan yakalayabiliriz.We can catch the bus from this town.
Tom kasabadaki en popüler adam.Tom is the most popular guy in town.
Kasabadaki herkes Tom'un kim olduğunu bilir.Everybody in town knows who Tom is.
Bu kasabada hiç kitapçı var mı?Are there any book stores in this town?
Bu kasabada yapacak bir şey yok.There's nothing to do in this town.
Leyla alt sınıf bir kasabadan geldi.Layla came from a lower class town.
Leyla kasabada çok popüler bir kızdı.Layla was a very popular girl in town.
Leyla herkesin herkesi tanıdığı bir kasabada büyüdü.Layla grew in a town where everybody knew everybody.
Bu kasabadan dışarı çıkmak zorundayım.I've got to get out of this town.
Sami kasabadan ayrılmak istedi.Sami wanted to leave the town.
Sami kasabadan ayrılmak istiyordu.Sami wanted to leave the town.
Bu gece bu kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving this town tonight.
Sami kasabadan çıkmak için para istedi.Sami asked for money to get out of town.
Bu kasabada hiç taksi var mı?Are there any taxis in this town?
Leyla, Philadelphia yakınlarındaki tarihi bir kasabada büyüdü.Layla grew up in a historic town near Philadelphia.
Tom herkesin herkesi tanıdığı yerde bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a town where everybody knew everybody.
Tom, Mary'yi kasabadaki en iyi restoranlardan birine götürdü.Tom took Mary to one of the best restaurants in town.
Tom, kasabadan çıktığımızda çocuklarımıza bebek bakıcılığı yapıyor.Tom has been babysitting our children whenever we're out of town.
Tom onu gördüğümde kasabadan gidiyordu.Tom was heading out of town when I saw him.
Kasabada hiç park var mı?Are there any parks in the town?
Bu kasabada kimi tanıyorsun?Who do you know in this town?
Tom kasabada değil.Tom isn't in town.
Kasabadaki herkes Sami'nin ölümü karşısında hayrete düşmüştü.Everyone in town was stunned by Sami's death.
Leyla kasabadaki tek güzel kız olduğunu düşünüyor.Layla thinks she's the only pretty girl in town.
Sami kasabadaki tek caminin imamıydı.Sami was the imam of the only mosque in town.
Tom, kasabada en popüler restoranlarından birinde çalışıyor.Tom works at one of the most popular restaurants in town.
Tom, Boston'dan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from Boston.
Tom kasabadan çıkmak istedi.Tom wanted to get out of town.
Tom buradan yaklaşık üç yüz kilometre uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town about three hundred kilometers from here.
Sami yakındaki bir kasabada yaşıyordu.Sami lived in a nearby town.
Sami kasabada, neler olduğunu bilen tek kişiydi.Sami was the only one in town who knew what was going on.
Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor.Sami lives in a very small town.
Tom'un kız kardeşi kasabadaki en güzel kız.Tom's sister is the prettiest girl in town.
Tom kasabada, değil mi?Tom is in town, isn't he?