Şerif, kasabada düzen tesis etti.The sheriff established order in the town.
O, sonraki kasabada yaşıyor.He lives in the next town.
Kasabada ilginç bir şey buldum.I found something interesting in the town.
Bu kasabada neler oluyor?What's going on in this town?
Kasabadaki herkes o konuda bilgi sahibidir.Everyone in the town knows about it.
Kasabadaki çoğu kişi tatilde.Most of the people in this town are on vacation.
Onlar bu kasabada 350 yıldır demir çıkardılar.They mined iron in this town for 350 years.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Küçük bir kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Ben bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a town.
Ben küçük bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a small town.
Küçük bir kasabada yaşamak istiyorum.I want to live in a small town.
Onlar kasabadaki Ceilidh'e gitmiyorlar mı?Aren’t they going to the ceilidh in the town?
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
Çok turist var kasabada.There are many tourists in town.
Tek berberi olan bir kasabada, berberi kim tıraş eder?In a town with only one barber, who shaves the barber?
Tom'un bu kasabada tanıdığı tek kişiyim.I'm the only person Tom knows in this town.
Tom Mary'nin kasabada olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was in town.
Tom kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town where nobody locks their doors.
Tom bu kasabada bir yabancıdır.Tom is a stranger in this town.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Bu kasabada kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody in this town.
Kasabada değil misiniz?Aren't you in town?
Birkaç günlüğüne kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving town for a few days.
Kasabadaki herkes onun adını biliyor.Everyone in town knows his name.
Kasabada en pahalı otelde kaldık.We stayed at the most expensive hotel in town.
Bu kasabadan birçok büyük insan çıktı.Many great men came from this town.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Kasabada yeniyim.I'm new in town.
O kasabada yeni.She's new in town.
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.I grew up in a small town.
Yerel çocuklar komşu bir kasabadan gelen rakip bir grupla kavga ettiler.The local boys got into a fight with a rival group from a neighboring town.
O, kasabadaki en şirin oğlan.He's the cutest boy in town.
Bu kasabada kaç tane market var?How many markets are there in this town?
Bunun yemek yemek için kasabada en iyi yer olduğunu düşünüyorumI think this is the best place to eat in town.
Tom, Bavyera Alpleri'nde küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town in the Bavarian Alps.
Kasabadan ayrılma.Don't leave town.
Bu kasabada birçok güzel bina vardır.There are a lot of beautiful buildings in this town.
Bu küçük kasabada hiçbir şey ilginç değildir.Nothing interesting happens in this small town.
Kasabadan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave town.
Tom'un kasabada olup olmadığını görmek istiyorum.I want to see if Tom is in town.
Onlar Moskova'nın dışında küçük bir kasabada yaşıyorlar.They live in a small town on the outskirts of Moscow.
Tom Mary'nin kasabadan ayrılmayı planladığını bilmesi gerekiyor.Tom wants Mary to know he's planning to leave town.
Kasabada herhangi güzel kızlar var mı?Are there any pretty girls in town?
Kasabadaki en iyi ev bu.It's the best house in town.
Bu kasabadaki getto geceleyin tehlikelidir.The ghetto in this town is dangerous at night.
Senin kasabada olduğunu duydum.I heard you were in town.
Tom'un kasabadan ayrıldığını biliyor muydun?Did you know that Tom had left town?
Küçük bir kasabada yaşadım.I lived in a small town.
Sadece kasabadan geçiyordum.I was just passing through town.
Ben iş için kasabadayım.I'm in town on business.
Tom kasabada yeni.Tom is new in town.
Kasabada yeniyiz.We're new in town.
Ne kadar zamandır kasabada bulunuyorsun?How long have you been in town?
Çocukken küçük bir kasabada yaşıyordu.When he was a child, he lived in a small town.
Neden kasabadasın?Why are you in town?
Tom yakındaki bir kasabada tutuklandı.Tom was arrested in a nearby town.
Bu kasabada bir yerde eski bir fırın yok mu?Isn't there an old bakery somewhere in this town?
Tom Boston'un varoşlarında küçük bir kasabada çalışıyor.Tom lives in a small town on the outskirts of Boston.