Kasabada eski bir sinema salonu var.There's an old movie theater in town.
Onlar ona kasabadaki en iyi doktor gözüyle görüyorlardı.They regarded him as the best doctor in town.
Futbol takımımız kasabadaki diğer takımların tümünü yendi.Our soccer team beat all the other teams in the town.
Tabii ki, kasabada konserler vardı.Of course, there were concerts in the town.
Beverly Hills gibi zengin kasabada Joneses ailesine ayak uydurmak zordur.Keeping up with the Joneses is expensive in rich town like Beverly Hills.
Kasabada yaşadığım için orada bir yabancı değilim.Having lived in the town, I'm not a stranger there.
Kasabada bir market var.There is a market in the town.
Kasabada çok eski bir tapınak vardır.There is a very old temple in the town.
Bu kasabadaki en kötü oteldir.This is the worst hotel in town.
Genel ahlak bu kasabada bozulmuş.Public morals have been corrupted in this town.
Bu kasabada düzeni sağlamak zordur.It's difficult to keep order in this town.
Bu kasabadaki kadınlar evlerine çiçek koymak isterler.The women in this town will want flowers to put in their houses.
Bu kasabadaki ana sanayi nedir?What is the main industry in this town?
Bu kasabada bir müze var mıdır?Is there a museum in this town?
Ben bu kasabada burada kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody here in this town.
Bu kasabada eski bir kilise var.There is an old church in this town.
Bu kasabada dört okul var.There are four schools in this town.
Ne kadar süredir bu kasabadasın?How long have you been in this town?
Bu kasabada gerçekten kaç kişinin yaşadığını öğrenmeye çalıştım.I tried to find out how many people really live in this town.
Kasabadayken beni ziyaret etmeyi unutma.Be sure to look us up when you're in town.
Amerika'da her kasabada bir kütüphane bulunmaktadır.Every town in America has a library.
Okulun bu kasabada mı?Is your school in this town?
Bugünkü gazeteye göre, dün gece bu kasabada bir yangın vardı.According to today's paper, there was a fire in this town last night.
1960'dan beri bu kasabada yaşıyoruz.We have lived in this town since 1960.
Beş yıldır bu kasabada yaşıyoruz.We have lived in this town for five years.
Nara adlı küçük bir kasabada doğdum.I was born in a small town called Nara.
Midwest'teki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in the Midwest.
Ben bu küçük kasabada büyüdüm.I grew up in this small town.
Küçük bir kasabada yaşıyorum.I live in a small town.
Ben bir kasabada yaşıyorum ama anne ve babam köyde yaşıyorlar.I live in a town, but my parents live in the country.
Kasabada yapacak bir işim var.I have an errand to do in town.
Kasabadaki en güzel kızla evleniyorum.I am getting married to the most beautiful girl in town.
Gazetelere göre, kasabada büyük bir yangın vardı.According to the papers, there was a big fire in the town.
Geçen ay kasabada ölümlerden 20 fazla doğumlar vardı.There were 20 more births than deaths in the town last month.
Nehir kasabadan geçiyor.The river runs through the town.
Büyükannem bu kasabada en yaşlıdır.My grandmother is the oldest in this town.
Kasabada ayaklarımın beni götürdüğü yerde dolaştım.I walked around town wherever my feet led me.
Kasabadaki en eski sinema salonu şu an yıkılıyor.The oldest movie theater in town is being pulled down now.
Lütfen kasabadayken beni ziyaret et.Please look in on me when you're in town.
Kasabadaki tüm evler boştu.All the houses in town were empty.
Kasabadaki insanlar ona yardım etmek için geldi.People in the town came to help him.
Kasabadaki her yerde hava karanlık oluyor.Everywhere in town it's getting dark.
Yaşadığı yer kasabadan uzaktır.The place where he lives is far from town.
Oğlu kasabada kayboldu.His son was lost in the town.
Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.His name is known to everyone in this town.
İtalya'da küçük bir kasabada doğdu.He was born in a small town in Italy.
Onun adı kasabadaki herkes tarafından bilinmektedir.His name is known to everyone in the town.
O kasabada iş bulabildi.He was able to get work in that town.
O yakındaki bir kasabada yaşıyordu.He lived in a town near by.
Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.He lived in a small town nearby.
O, kasabada bir süpermarket çalıştırır.He runs a supermarket in the town.
Kasabadaki herkesle tanışmıştı.He was acquainted with everybody in town.
Kasabadaki herkesten daha zengindir.He is richer than anyone else in the town.
O, Nagano'da küçük bir kasabadandır.He is from some small town in Nagano.
Babalarının kasabada büyük bir ayakkabı dükkânı vardı.Their father had a large shoe shop in the town.
On yıldır bu kasabada yaşıyorlar.They have lived in this town for ten years.
onlar bu kasabada yaşıyorlar.They live in this town.
Onlar dükkanı kapattı ve kasabadan ayrıldı.They closed up shop and left town.
Bu kasabada çok arkadaşı yok.She doesn't have many friends in this town.
Tüm hayatı boyunca o kasabada yaşadı.She lived all her life in that town.