Bütün kasaba karla kaplıydı.The whole town was covered in snow.
O, yaşlı kadına kasabadaki tüm gürültüye ve ışığa neyin sebep olduğunu sordu.He asked the old woman what was causing all the noise and light in the town.
O bir Hıristiyan kasabasında büyüdü.He grew up in a Christian town.
Bu bir hayalet kasaba.It's a ghost town.
Kasabada bir şey kiralamayı düşünüyordum.I was thinking of renting something in town.
Tom hâlâ kasabada mı?Is Tom still in town?
Onlar kasabaya nasıl gittiler?How did they go to town?
Kasabada markete gidiyorum. Gelmek ister misin?I'm going to the market in town. Do you want to come?
Ben kasaba merkezinde yaşıyorum.I live in the town centre.
Arkadaşın kasabada değil mi?Isn't your friend in town?
Sel suları, kasaba civarını harap edecektir.The flood waters will devastate the nearby town.
Bu kasabada, sadece bir tane tren istasyonu var.In this town, there is only one train station.
Bu kasaba bunaltıcı.This town is depressing.
Bu kasaba çok bunaltıcı.This town is so depressing.
O bu dönemden itibaren kasabada yeni.She's new in town as of this semester.
Ben Avustralya'daki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in Australia.
Bu kasabaya benim büyük dedemin adı verildi.This town was named after my great-grandfather.
Sizin de görebileceğiniz gibi, yıllardan beri bu kasabada hiçbir şey değişmedi.As you can see for yourselves, nothing has changed in this town after all these years.
O iç kısımda küçük bir kasabada yaşıyor.She lives in a small town in the interior.
O, sahilin arkasındaki bölgede küçük bir kasabada yaşıyor.He lives in a small town in the hinterlands.
Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabadanım.I'm from a small town not too far from Boston.
Ne harika bir kasaba!What a wonderful town!
Tom pazartesi gecesi kasabadaydı.Tom was in town Monday night.
Kasabanın nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the town dropped by a third.
Tom kasabada yaşar.Tom lives in town.
Tom Boston'dan çok uzakta olmayan bir kasabada yaşadı.Tom lived in a town not too far from Boston.
Neden Tom'a kasabayı gezdirmiyorsun?Why don't you show Tom around town?
Kasaba ölüyor.The town is dying.
Biz kasabadaki en iyi yiyeceğe sahibiz.We have the best food in town.
Tom üç hafta önce kasabayı terk etti.Tom left town three weeks ago.
Kral kasabanın mümkün olduğunca sağlamlaştırılmasını emretti.The king ordered that the town should be fortified as well as possible.
Küçük kasabalarda, herkes birbirleriyle ilgili her şeyi bilir.In small towns, everyone knows everything about one another.
Tom'un helikopteri kasabanın kenarına düştü.Tom's helicopter crashed on the edge of the town.
Kasabadaki herkes bizim hakkımızda dedikodu yapıyor.Everyone in town is gossiping about us.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
Bu kasabadaki insanları seviyorum.I love the people in this town.
Sadece bir gecedir kasabadayım.I'm in town for one night only.
Kasabanın merkezinde güzel bir park var.There is a beautiful park in the center of the town.
Tom, kasabadan ayrılması gerektiğini biliyordu.Tom knew he needed to leave town.
Biz kasabada çok iyi biliniyoruz.We're pretty well known around town.
Tom bu kasaba için çok şey yaptı.Tom has done a lot for this town.
Biz bu kasabayı kesinlikle seviyoruz.We absolutely love this town.
Kasaba büyümeye devam etti.The town continued growing.
Tom arabayla kasabaya gitti.Tom drove into the town.
Bu kasaba nasıl bir yer?What's this town like?
Bana kasabayı gezdirir misin?Can you show me around town?
Deprem kasabayı yerle bir etti.The earthquake leveled the town.
Tüm kasaba buradaymış gibi görünüyordu.It seemed the whole town was here.
Tüm çevre kasabalardan insanlar lâhana salatası almak için Mary'nin çiftliğine gitti.People from all the surrounding towns traveled to Mary's farm to buy her coleslaw.
Tom bozulan traktörüne yeni bir parça almak için kasabaya gitti.Tom drove into town to get a new part for his broken down tractor.
Kasabadaki herkes buradaymış gibi görünüyor.It looks like everyone in town is here.
Önümüzdeki hafta kasaba dışına çıkacağım.I'll be out of town next week.
Tüm kasaba senin gösterini izlemek için burada.The whole town is here to see your show.
Jim'i aramak için kasabanın her yanını araçla dolaştım.I drove all around town to look for Jim.
Tom'u ararken kasabayı çepeçevre gezdim.I drove all around town looking for Tom.
Fadıl kasabayı terk etmek üzereydi.Fadil was about to leave town.
Mary, kasabadaki en şirin kız.Mary is the cutest girl in town.
Mary, kasabadaki en sevimli kız.Mary is the cutest girl in town.
Kasabanın bu kısmı ne kadar güvenlidir?How safe is this part of town?
Annem ve babam ne zaman kasabadan çıksalar Jacksons'la birlikte kaldılar.I stayed with the Jacksons whenever my parents were out of town.