Farklı şekilde ifade edersek: Berber, sadece kasabadaki kendini tıraş etmeyen erkekleri tıraş eder.Barbier-Paradoxon: Rasiert sich der Barbier, der genau diejenigen rasiert, die sich selbst nicht rasieren?
Kasaba meydanında bulunan Kahvehanenin sahibidir.Es befindet sich im Wohnquartier Kothen des Stadtbezirks Barmen.
Csaba ile birlikte, diğer sekiz kasaba şimdiki yerde bulunuyordu.Auf dem heutigen Gebiet der Stadt standen damals neben Csaba acht weitere kleine Orte.
Bu hat üzerinde kasabada iki istasyon bulunmakta idi.Nunmehr bestanden in der Stadt zwei Bahnhöfe.
Ocak 2016'da kasabada insanların açlıktan ölmeye başladığı duyurulmuştur.Ende Januar 2016 warnte die UNO vor einer Hungerkrise in Jemen.
Doğu Prusya'nın Königsberg kasabasında doğdu.Goldberg wurde in Königsberg in Ostpreußen geboren.
1902 sonrasında soyadını değiştirerek doğduğu kasabanın ismini kullanmaya başladı.Bereits 1902 wechselte die Straße jedoch ihren Namen.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.Sie zog 1889 mit ihrer Mutter und ihrer Schwester in die florierende Stadt Birmingham (Alabama).
Kasabadan 5,000 Ermeni'nin öldüğü tahmin edilmektedir.Dabei starben fast 5000 Armenier.
Kasaba da iki adet market vardır.Weitere zwei Gemeinden sind Märkte.
Onun türbesi de Yatağan Kasabasındadır.Auch sie ist im Haus des Schlafes gefangen.
Zirve, Alupka kasabası ve Koreiz kentinin üstünde bulunmaktadır.Sie befinden sich zwischen der Insel Lefkada und dem östlich gelegenen Festland.
Kesilen bu ağaçları hem ev yapımında kullanmışlar hem de ticari amaçla odun yaparak kasabada satmışlardır.Die Baumstämme nutzten sie zum Hausbau und später um damit Handel zu treiben.
18. ve 19. yüzyılda kasaba, gelişkin bir ekonomik merkez özelliğine sahip olmuştur.Im 10. und 11. Jahrhundert waren es Mönche, die maßgeblich die wirtschaftliche Entwicklung beeinflussten.
Aniden ortaya çıkan bilinmeyen bir güç tarafından kasaba yok olmaya başlamaktadır.Infolgedessen wird die Stadt von einer unbekannten Macht bombardiert.
19. yüzyılda kasabada endüstri de gelişti.Im 19. Jahrhundert dann entwickelte sich in der Stadt auch die Industrie.
Mevlana'nın kızı'nın türbesi bu kasabada bulunur.Die Mühle De Vrouw Johanna ist in diesem Stadtteil gelegen.
2. SS Panzer Tümeni "Das Reich" askerleri 10 Haziran 1944'te Oradour-sur-Glane kasabasında 642 sivili öldürdü.Als Vergeltung tötete eine Kompanie der Waffen-SS am 10. Juni 1944 beim Massaker von Oradour 642 Zivilisten.
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Durch zahlreiche Spenden aus aller Welt konnte die Stadt wieder aufgebaut werden.
1 Ekim 2009 tarihinde Haruhi kasabası Kiyosu'ya katılmıştır.Am 1. Oktober 2009 wurde Haruhi aus dem Nishikasugai-gun eingemeindet.
Kasabadaki çocukların bayıldığı Terrance and Philip Show adlı bir dizileri vardır.Sie schleichen sich in die Show ein, bei der Terrance und Phillip exekutiert werden sollen.
Kasaba ile Gülağaç İlçesi ve köyleri arasındaki ilişkiler gayet iyidir.Sein Verhältnis zum Stadtleben und zu Städtern gilt als gespannt.
Kasabanın etrafı oldukça düzgün tarım arazileri ile çevrilmiştir.Die Stadt ist von viel fruchtbarem Landwirtschaftsland umgeben.
2008 yılına gelindiğinde Kasaba adlı bir EP yayımladı ve aynı adlı şarkıyla çıkış yaptı.1988 brachten sie eine EP heraus, die einzige Veröffentlichung.
Kasabanın ismi son olarak Lillehammer olarak telaffuz edilmeye başlandı.Diese erhielt den Namen nach der kleineren Gemeinde Lillehammer.
Kasabanın ismi kelimesi kelimesine "Kunduz çayırı/çayır çarşı (meydanı)" dır.Der Name der Stadt bedeutet wörtlich „Makrelenfluss/-bucht“.
Roma İmparatorluğu zamanında ise kasabanın kuzeyinde bir sınır kampı kurulmuştu.Während der Zeit des Römischen Reichs wurde südlich der heutigen Stadt eine Siedlung angelegt.
Hot Springs dışındaki kasabalarda hala bu olayın kalıntıları durmaktadır.In Desert Hot Springs gibt es mehrere Spas mit heißem Wasser.
Merkezi Békéscsaba kasabasıdır.Weg in der Siedlung Friedensstadt.
Yüksek eğimli bir yamaca yerleşmiş olan kasaba, pitoresk Orta Çağ görünümünü korumaktadır.Das befestigte Dorf Pianiano hat sein mittelalterliches Erscheinungsbild bewahrt.
Kasaba ada Grande-Terre batısında yer almaktadır.Sie liegt im Westen der Insel Grande-Terre.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Die Nordstadt begann zu Wachsen.
1315 yılında kasaba haklarını almıştır.1350 erhielt er die Stadtrechte.
Plankton, Bikini Kasabası'nın en küçük canlısıdır.Wildenfels ist die kleinste Stadt im Landkreis Zwickau.
Çoğu şehir ve kasabalarda “Ateşgâhlar” (pyrées) bulunmaktaydı.In fast jeder Stadt wurden Erdhügel bzw. -pyramiden errichtet, sogenannte Mounds.
1944 yılında kasaba, Market Garden Harekâtı sırasında bir savaş alanıydı.Die Brücke war 1944 ein strategisches Ziel der Operation Market Garden.
Don Nehri'ni kıyısında küçük bir kasabada 1877'de doğdu.Er wurde 1828 an der Nieder-Ramstädter Straße auf Bessunger Gemarkung errichtet.
İnsanlar kasabalarına yürüyerek gitmek zorunda kalırlar.Die Arbeiter fuhren in die Städte.
Bu kasaba Hollanda sınırında yer almaktadır.Die Gemeinde liegt direkt an der niederländischen Grenze.
Kaçanlardan kasaba halkının bol zahiresi bulunduğunu öğrendi.Anwohner berichteten von einer Massenflucht.
19. yüzyıl başlarında kurulan kasaba, koyun güneybatı kıyısında yer alır.Ein Haus aus dem 19. Jahrhundert findet sich in der Südwestecke des Bawn.
Victoria'da Dadswells Bridge kasabasında dev bir koala şeklinde yapılmış bir turist kompleksi vardır.In Donnersdorf ist ein großer, weithin sichtbare Komplex von Kaufland-Logistik.
Bu kasaba dünyanın parfüm başkenti olarak bilinmektedir.Die Stadt ist bekannt für die weltgrößte Pekannuss.
Dumaguete (Sibulan kasabası) ve Tagbilaran'da da havalimanları mevcuttur.Ebenso stehen die Flughäfen Rimini (saisonal) oder Bologna zur Verfügung.
Şimdi bu gelenek sadece küçük kasabalarda devam etmektedir.Es wird auch heute noch in kleineren Ortschaften praktiziert.
Azize Catherine'in kasabanın koruyucusu olduğuna inanılır ve kasabadaki en eski kilise adını ondan almaktadır.Sie ist dem heiligen Johannes dem Almosengeber geweiht und ist die älteste Kirche der Gegend.
Kasabanın nüfusu 28 Ağustos 2006 tarihi itibarıyla 11,823'tür.Die meisten Besucher an einem Tag verzeichnete der 28. August 2004 mit 11.800.
Bunun dışında kasabamıza önemli bir stratejik konum kazandırmaktadır.Dadurch kam der Stadt auch eine besondere strategische Bedeutung zu.
Kasaba 16. ve 17. yüzyılda yün ticareti sayesinde zenginleşti.Argentat entwickelte sich im 16. und 17. Jahrhundert zu einem wohlhabenden Städtchen.
Bu geçici üssün kurulması ile kasabanın önemi arttı.Diese Versorgungsfunktion erhöhte die Bedeutung der Station.
Kasabanın 889 nüfusu olup Polonya'nın en küçük bölgelerinden biridir.Das Dorf hat 838 Einwohner und ist damit das kleinste Dorf der Gemeinde.
Olaylardan on bir yıl önce, kasabadaki mağaranın kuzey tarafı çöker ve altı madenciyi tutsak bırakır.Die letzten 15 Monate der sechsjährigen Gefangenschaft verbrachte er in Südwales, um kleine Bunker abzubauen.
Glücksburg, bir soyadı değil bir kasaba adıdır.Dies suggeriert, Baskerville sei eine Ortschaft und kein Familienname.
Bugün Kleve kasabası Kleve ilçesinin başkentidir.Die Stadt Kleve ist heute der Schulträger.
Her kasabanın kendine özgü bir ihtiyacı vardır.Jedes Dorf hat eine eigenständige Geschichte.
Kasaba, sakinleri tarafından terkedilmiş.La ville fut désertée par ses habitants.
Bu, yüz elli nüfuslu küçük bir kasaba.C'est une petite commune de cent cinquante habitants.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom vit dans une petite ville non loin de Boston.
Ertesi gün Gallo kasabası benzer biçimde ele geçirildi.Le jour suivant, le village de Gallo est occupé de la même manière.
Humahuaca adı, 11,000 nüfusa sahip küçük bir kasabadan gelmektedir.Il tire son nom de Humahuaca, petite ville de 11 000 habitants.