Bu kasaba son on yıl içerisinde çok fazla değişmedi.This town hasn't changed much in the last ten years.
Polis kasabayı terk etmememi söyledi.The police told me not to leave town.
Tom kasabanın içinden yürüdü.Tom walked through the town.
Tom kasayı açtı.Tom unlocked the safe.
Kasaba güzel.The town is beautiful.
Ben güzel kasabayı seviyorum.I love the beautiful town.
Kasabaya gelecek misin?Will you come to town?
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.A little village is situated in between both towns.
Kasaba kilisesi tamamen yeniden yapıldı.The town church has been completely redone.
Birkaç günlüğüne kasabanın dışında olacağım.I'll be out of town for a few days.
Ucube gösteri kasabaya geldi!The freak show came to town!
Bu kasabada kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody in this town.
Kasabada değil misiniz?Aren't you in town?
Birkaç günlüğüne kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving town for a few days.
Kasabadaki herkes onun adını biliyor.Everyone in town knows his name.
Kasabada en pahalı otelde kaldık.We stayed at the most expensive hotel in town.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en sevdiğin küçük kasaba nedir?What's your favorite small town in the United States?
Kasaba terk edildi.The town was deserted.
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Senin kasabanda çok insan yaşıyor mu?Do a lot of people live in your town?
Güzel eski bir orta çağ kasabasıdır!It's a beautiful old medieval town!
Bu güzel bir sahil kasabası.It's a nice seaside town.
Bu harika bir kasaba olacak.It will be a wonderful town.
Bu kasabadan birçok büyük insan çıktı.Many great men came from this town.
Ben senin evinin kasabanın aşağısında olduğunu düşündüm.I thought your house was downtown.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Kasabada yeniyim.I'm new in town.
O kasabada yeni.She's new in town.
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.I grew up in a small town.
Yerel çocuklar komşu bir kasabadan gelen rakip bir grupla kavga ettiler.The local boys got into a fight with a rival group from a neighboring town.
Kasayı kapatın.Close the safe.
Fırıncı, kasap dükkanının yanında yer almaktadır.The bakery is located next to the butcher shop.
"Kimin bıçakları bunlar?" "Onlar kasabın.""Whose knives are these?" "They are the butcher's."
O, kasabadaki en şirin oğlan.He's the cutest boy in town.
O kasabanın en çekici kızı.She's the cutest girl in town.
Bu kasabada kaç tane market var?How many markets are there in this town?
Bunun yemek yemek için kasabada en iyi yer olduğunu düşünüyorumI think this is the best place to eat in town.
Tom, Bavyera Alpleri'nde küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town in the Bavarian Alps.
Kasayı açın.Open the safe.
"Sana kasabayı gezdirmemi ister misin?" "Ben onu isterim.""Would you like me to show you around town?" "I'd like that."
Kasabadan ayrılma.Don't leave town.
Sadece pasaportunu kasada bıraktığından emin ol.Just be sure to leave your passport in the safe.
Tom kasabaya geri döndü.Tom is back in town.
Tom geçen haftadan beri kasabanın dışında.Tom has been out of town since last Saturday.
Bu kasabada birçok güzel bina vardır.There are a lot of beautiful buildings in this town.
Kasabanın bu bölümünden nefret ediyorum.I hate this part of town.
Partimiz için on kasadan daha fazla biraya ihtiyacımız var.We need more than ten cases of beer for our party.
Blackpool bir sahil kasabasıdır.Blackpool is a coastal town.
Otelin kasasına bir şey koymak istiyorum.I'd like to put something in the hotel safe.
Bu sabah zaten kasap dükkânına gittim.I already went to the butcher's shop this morning.
Bu küçük kasabada hiçbir şey ilginç değildir.Nothing interesting happens in this small town.
Bu kasabyı asla terk etmeyeceksin.You'll never leave this town.
Bu iyi bir kasaba.This is a decent town.
Bunu kasaya koyalım.Let's put this in the safe.
O bir kasap.He's a butcher.
Kasabadan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave town.
Tom'un kasabada olup olmadığını görmek istiyorum.I want to see if Tom is in town.
Tom onun kasabayı terk ettiğini düşünmeni istedi.Tom wanted you to think he'd left town.
Onlar Moskova'nın dışında küçük bir kasabada yaşıyorlar.They live in a small town on the outskirts of Moscow.
Tom Mary'nin kasabadan ayrılmayı planladığını bilmesi gerekiyor.Tom wants Mary to know he's planning to leave town.