Ana içeriğe geç
Sözlük

kasa ile cümle

kasa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Güvenli bir kiralık kasa kiralamak istiyorum.I want to rent a safety deposit box.
Onun doğduğu kasabayı biliyor musun?Do you know the town where he was born?
Kasabaya sadece iki mil mesafede.It's just two miles to the town.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
Kasabadaki çoğu kişi tatilde.Most of the people in this town are on vacation.
Parayı kasaya koydum.I put the money into the safe.
Kasaptan etteki tüm yağları kesmesini istedim.I asked the butcher to trim all the fat off of the meat.
Kasaba sakinleri tarafından terk edildi.The town was deserted by its inhabitants.
Onlar bu kasabada 350 yıldır demir çıkardılar.They mined iron in this town for 350 years.
Beni kasabaya kadar götürebilirsen çok minnettar olurum.I'd be much obliged if you could give me a lift into town.
Kasap eti kıydı.The butcher ground the meat.
Kasap etin çeşitli kesimlerini satar.The butcher shop sells assorted cuts of meat.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
Kasaba 18. yüzyılda kurulmuştur.The town was established in the 18th century.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Küçük bir kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
O andan itibaren, kasaba Esteban'ın şehri olarak tanındı.From that moment on, the town was recognized as Esteban's town.
Haritadaki kasabayı araştır.Search the town that's on the map.
Bizim kız arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya yolculuk etti.Our girlfriend traveled to a small town last week.
Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.A woman friend of ours took a trip to a small town last week.
Haritada kasabayı buldum.I located the town on the map.
Ben bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a town.
Ben küçük bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a small town.
Küçük bir kasabada yaşamak istiyorum.I want to live in a small town.
Çiftliklerde ya da küçük kasabalarda yaşadılar.They lived on farms or in small towns.
İki nehrin bir araya geldiği bir bölgede bir kasaba inşa ettiler.They built a town in an area where two rivers met.
Ronald Reagan, Illinois'in küçük Tampico kasabasında, 1911 yılında doğdu.Ronald Reagan was born in 1911, in the little town of Tampico, Illinois.
Yaşadığım kasaba oldukça küçük.The town in which I live is rather small.
Yüzlerce şehir ve kasaba hasar gördü.Hundreds of cities and towns suffered damage.
Italya'nın Reggio Emilia kasabasında istakozları kaynatmak yasa dışıdır.Boiling lobsters is illegal in the town of Reggio Emilia, Italy.
Bir kasaba ne kadar eskiyse, o kadar çok çöp üretir.The older a town is, the more garbage it produces.
Onlar kasabadaki Ceilidh'e gitmiyorlar mı?Aren’t they going to the ceilidh in the town?
Kasabaya giden yoldaydım.I was on the road to the town.
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
Çok turist var kasabada.There are many tourists in town.
Kasabaya geldin mi?Did you come to town?
Amerika'da en sevdiğin küçük kasaba hangisi?What's your favorite small town in America?
Biz bu kasabayı Sırp ulusuna veririz.We give this town to the Serb Nation.
Kasanın anahtarına sahibim.I have the key to the safe.
Tek berberi olan bir kasabada, berberi kim tıraş eder?In a town with only one barber, who shaves the barber?
Kahvaltı için kasadilla yedim.I ate quesadillas for breakfast.
Bu gece kasabaya gidelim ve biraz eğlenelim.Let's hit the town tonight and have some fun.
Doğduğum kasaba güzeldir.The town where I was born is beautiful.
Düşman kasabaya ulaşmadan önce, onların ilerlemesini durdurun.Check the enemy's progress before they reach the town.
Sıkıldım bu yüzden kasabayı dolaştım.I was bored, so I wandered around town.
Lütfen kasayı kilitle.Please lock the safe.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom hâlâ kasabanın dışında.Tom is still out of the town.
Tom bu ayın sonunda kasabanın dışına taşınıyor.Tom is moving out of town at the end of this month.
Tom kasabanın etrafındaki yolunu bilmiyor.Tom doesn't know his way around town.
Tom'un bu kasabada tanıdığı tek kişiyim.I'm the only person Tom knows in this town.
Tom Mary'nin kasabada olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was in town.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Tom vurulduğu zaman kasabanın diğer tarafındaydı.Tom was on the other side of town at the time of the shooting.
Tom değerli eşyalarını bir kasaya koydu.Tom put his valuables in a safe.
Tom kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town where nobody locks their doors.
Tom bu kasabada bir yabancıdır.Tom is a stranger in this town.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom Mary'nin yazar kasadan para çaldığını öğrendi.Tom found out Mary was stealing from the cash register.
Mary'nin kasabayı niçin terk ettiğini Tom kesinlikle biliyor.Tom certainly knows why Mary left town.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kasa ile cümle - Sayfa 5 - kasa kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App