Tom'un kaska ihtiyacı var.Tom needs a helmet.
Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabadanım.I'm from a small town not too far from Boston.
Ne harika bir kasaba!What a wonderful town!
Tom pazartesi gecesi kasabadaydı.Tom was in town Monday night.
Tom bir kasa bira satın almamı istedi.Tom asked me to buy a case of beer.
Kasabanın nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the town dropped by a third.
Mary onun omzuna dokunduğunda Tom'un kasları gerildi.Tom's muscles tightened when Mary touched his shoulder.
Onu kasten mi yapıyorsun?Are you doing that on purpose?
Tom kasabada yaşar.Tom lives in town.
Sen onu kasıtlı olarak mı yaptın?Did you do that intentionally?
Tom Boston'dan çok uzakta olmayan bir kasabada yaşadı.Tom lived in a town not too far from Boston.
Neden Tom'a kasabayı gezdirmiyorsun?Why don't you show Tom around town?
Kasaba ölüyor.The town is dying.
Biz kasabadaki en iyi yiyeceğe sahibiz.We have the best food in town.
Tom üç hafta önce kasabayı terk etti.Tom left town three weeks ago.
Kaslarınızın dejenere olmasına izin vermeyin.Don't allow your muscles to degenerate.
Tom ne kastettiğini bana gösterdi.Tom showed me what he meant.
14 Kasım, Dünya Diyabet Günüdür.World Diabetes Day is on the 14th November.
Dünya Diyabet Günü 14 Kasım'dadır.World Diabetes Day is on the 14th November.
O onu kasten yaptı.He has done that on purpose.
Tom'un kasları iyi tanımlanmıştır.Tom's muscles are well-defined.
Tom'un kasları iyi gelişmiştir.Tom's muscles are well-defined.
Kral kasabanın mümkün olduğunca sağlamlaştırılmasını emretti.The king ordered that the town should be fortified as well as possible.
Küçük kasabalarda, herkes birbirleriyle ilgili her şeyi bilir.In small towns, everyone knows everything about one another.
Tom'un helikopteri kasabanın kenarına düştü.Tom's helicopter crashed on the edge of the town.
Kasabadaki herkes bizim hakkımızda dedikodu yapıyor.Everyone in town is gossiping about us.
2016 Dünya Satranç Şampiyonası, 11 Kasım'dan 30 Kasım'a kadar New York'ta düzenleniyor.The 2016 World Chess Championship is being held in New York City, from Nov. 11 to Nov. 30.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
Tam olarak ne dediğimi kastettim.I meant exactly what I said.
Bu kasabadaki insanları seviyorum.I love the people in this town.
Kaskını giy.Put your helmet on.
Sadece bir gecedir kasabadayım.I'm in town for one night only.
Kasabanın merkezinde güzel bir park var.There is a beautiful park in the center of the town.
Tom, kasabadan ayrılması gerektiğini biliyordu.Tom knew he needed to leave town.
Boynuzlu Viking kaskları İskandinavya'da artık modaya uygun değil.Viking helmets with horns aren't in style in Scandinavia anymore.
Bugün kasvetli hissediyorum.I'm feeling gloomy today.
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak çiğnemedim.I didn't intentionally break any rules.
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak ihlal etmedim.I didn't intentionally break any rules.
Biz kasabada çok iyi biliniyoruz.We're pretty well known around town.
Aslında, başka bir şeyi kastetmiştim.Actually, I meant something else.
Bu kasıtlı bir davranış değildi.This wasn't an intentional act.
Tom bu kasaba için çok şey yaptı.Tom has done a lot for this town.
Tehlikeli derken neyi kastediyorsun?What do you mean by dangerous?
Kaslarını büktü.He flexed his muscles.
Biz bu kasabayı kesinlikle seviyoruz.We absolutely love this town.
Her ikisi de kask takmıyordu.Neither was wearing a helmet.
Elbette, onu kastedemezsiniz.Surely, you can't mean that.
Lütfen her zaman kask takın.Please always wear a helmet.
Onu söylediği zaman Tom bunu kastetti.Tom meant it when he said it.
Kasaba büyümeye devam etti.The town continued growing.
O beni kasten incitti.He hurt me on purpose.
Tom'un onu kastettiğini sanmıyorum.I don't think Tom meant it.
Tom bir kask takıyordu.Tom was wearing a helmet.
Tom arabayla kasabaya gitti.Tom drove into the town.
Ciddi olarak onu kastediyorum.I mean that seriously.
O oldukça kasvetliydi.It was pretty somber.
Bir kask takardım.I'd wear a helmet.
Tom kasvetli görünüyor.Tom looks gloomy.
Tom kedileri için bir kaseye biraz süt döktü.Tom poured some milk in a bowl for his cats.
Bu kasaba nasıl bir yer?What's this town like?