Ana içeriğe geç
Sözlük

kas ile cümle

kas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gerçekten onu kastetmiyor, değil mi?Tom doesn't really mean that, does he?
Tom gerçekten onu kastetmedi, değil mi?Tom didn't really mean that, did he?
Tom onu kasten yaptı, sanırım.Tom did that on purpose, I think.
Sanırım Tom bunu kasten yaptı.I think Tom did this on purpose.
Tom bir kasap.Tom is a butcher.
Annemiz kasabaya gidiyor.Mom is going to town.
Bilgisayar kasanıza uygun fan ve radyatör takın.Install properly the fans and radiator in your computer case.
Cesaret çok önemlidir. Bir kas gibi kullandıkça güçlenir.Courage is very important. Like a muscle, it is strengthened by use.
Kastilyan diline benzer bir sürü dil vardır.There are a lot of languages similar to Castilian.
Bütün kasaba karla kaplıydı.The whole town was covered in snow.
O, yaşlı kadına kasabadaki tüm gürültüye ve ışığa neyin sebep olduğunu sordu.He asked the old woman what was causing all the noise and light in the town.
Gelen bir kasırga var.There's a tornado coming!
O bir Hıristiyan kasabasında büyüdü.He grew up in a Christian town.
Kasırga çatıları uçurdu ve birçok ağacı kökünden söktü.The windstorm blew away roofs and uprooted many trees.
Bu bir hayalet kasaba.It's a ghost town.
Polisler gaz maskesi ve kask giydi.The policemen wore gas masks and helmets.
Sen bunu kasten yaptın.You did it on purpose!
Vikingler gerçekten boynuzlu kask giymedi.Vikings didn't really wear horned helmets.
Bunu bir şaka olarak kastetmiştim.I meant that as a joke.
Kasabada bir şey kiralamayı düşünüyordum.I was thinking of renting something in town.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Tom'u yaptığı şeyin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think what Tom did was intentional.
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think it was intentional.
Bunun kasıtlı olmadığından eminim.I'm sure it wasn't intentional.
Tom hâlâ kasabada mı?Is Tom still in town?
Benim otel kasasında birkaç şeyim var.I have a few things in the hotel's safe.
Onlar hâlâ kaset yapıyor mu?Do they still make cassette tapes?
Onlar kasabaya nasıl gittiler?How did they go to town?
Genellikle bisiklet kaskı takar mısın?Do you usually wear a bike helmet?
Omuz kasların gerçekten sıkı.Your shoulder muscles are really tight.
Bazı hava tahmincileri bir kasırgayı tahmin etti.Some weather forecasters predicted a hurricane.
Ben asla kasıtlı olarak sarhoş olmayacağım.I'm never gonna intentionally get drunk.
Ben insanlara kasten yalan söylemem.I don't intentionally lie to people.
Hiçbir motosikletçi kask giymiyordu.Neither motorcyclist was wearing a helmet.
Her iki motosikletçi kask giyiyordu.Both motorcyclists were wearing helmets.
Kasabada markete gidiyorum. Gelmek ister misin?I'm going to the market in town. Do you want to come?
Ben kasaba merkezinde yaşıyorum.I live in the town centre.
Ben hâlâ bir kask giymeye alışkın değilim.I'm still not used to wearing a helmet.
Arkadaşın kasabada değil mi?Isn't your friend in town?
Tom bunu kastetmiş gibi görünüyordu.Tom sounded like he meant it.
Çorba çorba kasesinde.The soup is in the tureen.
Pasaportunuzun bir kopyasını oluşturun ve aslını otelde bir kasada bırakın.Make a copy of your passport and leave the original in a safe at your hotel.
Sel suları, kasaba civarını harap edecektir.The flood waters will devastate the nearby town.
Bu kasabada, sadece bir tane tren istasyonu var.In this town, there is only one train station.
Bir motosiklet sürerken kask takmalısın.You should wear a helmet when you ride a motorcycle.
Kasım ayında evleniyorum.I'm getting married in November.
Bu kasaba bunaltıcı.This town is depressing.
Bu kasaba çok bunaltıcı.This town is so depressing.
O bu dönemden itibaren kasabada yeni.She's new in town as of this semester.
Biz kasırganın eşiğindeydik.We were at the edge of the hurricane.
Ben Avustralya'daki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in Australia.
Onun bunu kasıtlı olarak yaptığını biliyorum.I know she did it on purpose.
Senin bunu kasten yaptığını biliyorum.I know you did it on purpose.
Bu kasıtlı mıydı?Was that intentional?
Bu kasabaya benim büyük dedemin adı verildi.This town was named after my great-grandfather.
Tom sadece kastettiğinin o olduğundan emin olmak istedi.Tom just wanted to make sure that's what you meant.
Sizin de görebileceğiniz gibi, yıllardan beri bu kasabada hiçbir şey değişmedi.As you can see for yourselves, nothing has changed in this town after all these years.
O iç kısımda küçük bir kasabada yaşıyor.She lives in a small town in the interior.
O, sahilin arkasındaki bölgede küçük bir kasabada yaşıyor.He lives in a small town in the hinterlands.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod