Ana içeriğe geç
Sözlük

kas ile cümle

kas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dan kasa dairesine girdi ve milyonlarca dolar çaldı.Dan broke into the vault and stole millions of dollars.
Dan kasada elması bulamadı.Dan didn't find the diamond in the safe.
Dan kasabayı terk etmeye karar verdi.Dan decided to leave town.
Karım kasabadan birkaç günlüğüne ayrılıyor.My wife is leaving town for a few days.
Bizim kasabamız ülkedeki en güzel kasabalar listesine eklendi.Our town was added to the list of the most beautiful towns in the country.
1965 yılından bu yana o kasabada hiçbir adam kaçırma olayı bildirilmemişti.No abduction had been reported in that town since 1965.
Dan Linda'yı kasten öldürmedi.Dan didn't intentionally murder Linda.
Seni kasabaya geri getiren ne?What brings you back to town?
Ne zaman kasabaya geri döneceksin?When will you get back to town?
Buradan kasabaya ne kadar uzak?How far is it into town from here?
Bu kasabada insanlar araba sürmeyi bilmiyorlar.People don't know how to drive in this town.
Ben küçük bir kasabada büyüdüm.I grew up in a little town.
Tom bir kase çabuk hazırlanan erişte yedi.Tom ate a bowl of instant noodles.
Tom, kaseyi mikrodalgaya koy.Tom, put the bowl into the microwave.
Onların romantizmi kasaba hakkında konuşmaydı.Their romance was the talk of the town.
Onu kasten yaptığını düşünüyorum.I think you did that intentionally.
Tom'un onu kasten yaptığını düşünüyorum.I think Tom did that intentionally.
Tom hariç kasabada gerçekten hiç kimseyi tanımıyorum.I don't really know anybody in town except Tom.
Söylenti kasabanın her yerinde.The rumor's all over town.
Hayır, gerçekte kastettiğim bu değil.No, I didn't really mean that.
Kız kardeşime göre, kaslarım kafamdadır.According to my sister, my muscles are in my head.
Tom garajında eski bir kasa buldu.Tom found an old safe in his garage.
Onun yırtık bir baldır kası var.He has a torn calf muscle.
Basketbol oynarken baldır kasını yırttı.He tore his calf muscle playing basketball.
Baldır kası alt bacağın arkasında yer alır.The calf muscle is located on the back of the lower leg.
Ben onun bununla neyi kastettiğini merak ediyorum.I wonder what he meant by that.
"Ben kasanın kilidini açtım." "Evet, doğru.""I unlocked the safe." "Yeah, right."
O benim mesajlarımı açtı ve kasten onları görmezden geldi.She opened my messages and ignored them deliberately.
O doğrudan ve kasıtlı bir yalandır.That is a direct and deliberate lie.
Kasten yüksek sesle konuşuyorum.I am deliberately speaking loudly.
Başınızı korumak için bir kask takmanız gerekir.To protect your head, you need to wear a helmet.
O kasabanın gümüşçülerinin aşırı yoksulluk nedeniyle gümüş yedikleri söylenilmektedir.It is said that the silversmiths of that town ate silver due to extreme poverty.
Kocam kasabada değil.My husband's not in town.
Kaslarım ağrıyordu ve ben yorgundum.My muscles were aching and I was tired.
Ev bir kasırga tarafından tahrip edildi.The house was destroyed by a tornado.
Bir kase meyvenin dışında mutfak masası bomboştu.The kitchen table was bare except for a bowl of fruit.
O kasıtlı mı?Is that deliberate?
O, hoş bir kasaba.It's a nice town.
Tom kasideyi teslim etti.Tom delivered the eulogy.
Ben içtenlikle onu kastediyorum.I sincerely mean that.
Küçük kasabaları severim.I like small towns.
Kasabamızda yalnızca bir trafik lambası var.Our town has only one traffic light.
Tom motosikletini sürerken her zaman kask takar.Tom always wears a helmet when riding his motorcycle.
Tom bir kask takmıyordu.Tom wasn't wearing a helmet.
Teknik olarak konuşursak, ölüm, İspanyol kasabası Lanjarón'da yasaklanmıştır.Technically speaking, death is prohibited in the Spanish town of Lanjarón.
O, küçük Midwest kasabasından bekar bir anneydi.She was a single mom from a small Midwest town.
Kocasının kasasını açtı ve bütün parayı çaldı.She broke into her husband's safe and stole all the money.
Ben kasabada en zengin adammışım gibi karım paramı sokağa atıyor.My wife throws my money around as if I were the richest man in town.
O, küçük samimi bir kasabada büyüdü.She grew up in a small friendly town.
Geçen gece iki yeşil elma ve bir kase yeşil üzüm yedim.I ate two green apples and a bowl of green grapes last night.
Bütün kasaba şaşırdı.The whole town was amazed.
Katrina Kasırgası on yıl önce New Orleans'ı vurdu.Hurricane Katrina hit New Orleans ten years ago.
Kahvaltıda 3 kase mısır gevreği yememe rağmen hala açım.Although I ate 3 bowls of cereal for breakfast, I am still hungry.
Tom'un duruşmasının bu Kasımda başlaması planlanıyor.Tom's trial is scheduled to begin this November.
Tom, Alabama'daki küçük bir kasabada doğdu.Tom was born in a tiny town in Alabama.
Tom Mary'nin kasasını çalmak için bir plan hazırladı.Tom formulated a plan to steal Mary's safe.
Tom kendi başına kasabayı terketti.Tom left town on his own.
Bugün kasabaya gidiyor musun?Are you going to town today?
Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Kasımda yağ üretimi için zeytinler hasat edilir.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod