Ana içeriğe geç
Sözlük

kas ile cümle

kas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu sayfa kasten boş bırakılmıştır.This page is intentionally left blank.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from here.
Kasten yapmadım.I didn't do it deliberately.
Sayısız insan kasabın önünde sırasını bekliyor.Countless people wait their turn in front of the butcher's.
Kastettiğin o değil miydi?Wasn't that what you intended?
O, kasabadan ayrılmadan önce onu görmeyi umuyordu.He was expecting to see her before he left town.
Bunu kastediyorsun, değil mi?You mean it, don't you?
O bunu kastediyor.He means it.
Mary bunu kastediyor.Mary means it.
Biz onu kastediyoruz.We mean it.
Onlar bunu kastediyor.They mean it.
Bunu kastettin, değil mi?You meant it, didn't you?
O bunu kastetti.He meant it.
O onu kastetti.She meant it.
Mary onu kastetti.Mary meant it.
Biz bunu kastettik.We meant it.
Onlar bunu kastetti.They meant it.
Kaskını almaya git.Go get your helmet.
Bu Tom'un kasasıydı.This was in Tom's safe.
Bu kez bunu kastediyorum.I mean it this time.
Onun kasları kaya gibi sertti.His muscles were rock-hard.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Tom yazar kasadan para çalmakla suçlandı.Tom was accused of stealing money from the cash register.
DVD oynatıcı, video kaset oynatıcının yerini aldı.The DVD player replaced the videotape player.
DVD oynatıcılar, video kaset oynatıcıların yerini aldı.DVD players replaced videotape players.
Kasabamın bir kalesi var.My town has a castle.
Siz arkadaşlar gerçekten kasklar giyiyor olmalısınız.You guys should really be wearing helmets.
Gerçekten bir kask giyiyor olmalısın.You should really be wearing a helmet.
Bu kasanın şifresini bilen tek kişisin.You're the only other person who knows the combination to this safe.
Tom ve Mary aynı kasabadan geliyorlar.Tom and Mary come from the same town.
Tom kasten camı kırdı.Tom broke the window on purpose.
Tom onu kasten yapmadı.Tom didn't do that intentionally.
Tom tahıl bulamacı kutusunu dolaptan çıkardı ve kendisine bir kase dolusu koydu.Tom got a box of cereal out of the cupboard and poured himself a bowlful.
Tom küçük ve sakin bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town.
Tom kaskı aldı ve onu giydi.Tom picked up the helmet and put it on.
Tom çorbayı büyük bir teneke kaseye döktü.Tom poured the soup into a large tin cup.
Tom kaskını giydi ve bisikletine bindi.Tom put on his helmet and got on his bike.
Tom kaseyi mikrodalgaya koydu ve pişirmeyi başlatmak için düğmeye bastı.Tom put the bowl into the microwave and pushed the button to start it cooking.
Tom Mary'nin kendisinden kasten kaçındığını fark etti.Tom realized Mary was deliberately avoiding him.
Tom kasıtlı olarak şarkıyı kötü söyledi.Tom sang badly on purpose.
Tom çekmeceden bir kasap bıçağı çıkardı.Tom took a butcher knife out of the drawer.
Kasap eti kesiyor.The butcher is cutting the meat.
Kasap eti tartıyor.The butcher is weighing the meat.
O kasten yalan söyledi.He lied by intent.
O kasten yalan söylüyordu.He was lying by intent.
Bir kasayı açmak için bir anahtara ihtiyacım var.I need a key to open a box.
Tom yazar kasadan para çalarken yakalandı.Tom was caught stealing money from the cash register.
Dublin harika bir kasaba.Dublin is a wonderful town.
Dublin benim gözde kasabam.Dublin is my favorite town.
Tehran benim gözde kasabam.Tehran is my favorite town.
Arnold dünyadaki en kaslı adam olmak için çabalıyordu.Arnold was striving to be the most muscular man in the world.
Lütfen bunu kasaya koy.Please put this in the safe.
Bunu kasten yaptın, değil mi?You did this on purpose, didn't you?
Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.We seized the town after a short battle.
Tom kasabadan ayrılmayacağına söz verdi.Tom promised he wouldn't leave town.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Tom Boston yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town near Boston.
Tom hâlâ kasabada.Tom is still in town.
Tom kasten aldatıcı oluyor.Tom is being deliberately deceptive.
Boston yakınlarındaki bir kasabada yaşıyorum.I live in a town near Boston.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod