kasıtlı ile cümle
kasıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bedenlerine kasıtlı olarak işkence yapmaya başlamışlardır.Swoim ofiarom zadawał wyszukane tortury.
Kazanın görüntülerine göre yaşanan temas Massa'nın hatasıydı ancak kasıtlı değildi.Är det meningsfullt att hävda att Big Bang har ägt rum om det inte upplevdes av någon?
Zaman zaman gıdalara kasıtlı olarak eklenmekle birlikte genellikle hoş olmayan bir lezzet olarak kabul edilir.Вовнянку іноді помилково приймають за рижика смачного.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Трепанацію, навмисне свердління отворів у черепі, практикували ще 7-му тисячолітті до н. е..
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Локі з готовністю погодився.
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.Том зробив цю помилку навмисне.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Filicida či filicidia je úmyslný čin rodiče zabíjení svého vlastního dítě.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Trepanace, záměrné vyvrtávání otvorů do lebky, byla prováděna již od roku 7000 před Kristem.
Diğerleri ise bunun Beria tarafından kasıtlı düzenlendiği tarafındaydı.Podle strýce to bylo uděláno schválně.
Hatta kazayla veya kasıtlı olarak değiştirebilirler veya silebilirler.Spatřil je vyčerpány nebo snad poraženy.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Loki azonban saját elhatározásából a mélységbe zuhan.
Açık ki "kasıtlılığın" ve "toplumculuğun" dereceleri olabiliyor."Complicated" arról szól, hogy az emberek lehetnek hamisak.
Fakat Atina ve Sparta'ya kasıtlı olarak elçi gönderilmedi.Ateenaan ja Spartaan ei ollut lähetetty ketään.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.O Conze το βρήκε ερειπωμένο.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Carey gik målbevidst til angreb på deres opfattelse.
Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir.Dette indikerer at prosessering også kan skje på et ubevisst nivå.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Trepanasi, praktik pengeboran lubang pada tengkorak yang disengaja, dipraktikkan seawal sampai 7000 SM.
Vikipedi'de vandalizm, bir projeye kasıtlı olarak zarar verme eylemidir.Di Wikipedia, vandalisme adalah tindakan menyunting proyek secara jahat dan mengganggu.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Informasi yang menjebak di antara benar atau salah, fakta atau bukan dan cara menyikapinya.
Böyle bir yanlılık, katılımcılar tarafından ya kasıtlı olarak ya da tamamen bilinçsizce yapılmış olabilir.Những lỗi này có thể là ngẫu nhiên hay cố ý, gây ra.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Nhưng Thapki cố tình lảng tránh.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.ブリックがわざと隠したのだ。
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.これは相手を油断させるために意図的に遅延行軍したものと思われる。
Bu romanda Puzo, Salvatore Giuliano'nun soyadını kasıtlı olarak "Guiliano" diye yazmaktadır.這本小說中,薩爾瓦托雷·朱利亞諾(英语:Salvatore Giuliano)(Salvatore Giuliano)名字的拼寫被普佐故意改為「Guiliano」。
Kimi akademik alanlarda toplumsallaşma, bireyin kasıtlı biçimlendirilmesi anlamına gelir.일부 학문 분야에서 사회화는 개인의 고의적인 형성을 의미한다.
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.미인이 은재를 괴롭히기 위해 의도적으로 쫓아내며 극에서 하차하였다.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır."אמיס הזיק לעצמו בכוונה...
Yoksa elektrik bu iş için kasıtlı mı kesilmiştir?האם אתה מתכוון להצביע בעד מלחמה או לא?
Fakat bunun kasıtlı olmadığını, albümün hazırlık sürecinde kendiliğinden geliştiğini ifade etti.במקרה זה לא יכולה הוכחת טעות הסופר לצמוח מתוך השטר עצמו.
ABD'de, kasıtlı telif hakkı ihlalinde her hak ihlali başına en fazla 150.000 $ para cezası uygulanabilir.בארצות הברית, הפרת זכויות יוצרים שנעשתה ביודעין נושאת עונש מרבי של 150,000 דולרים לכל מקרה.
Yapıt (Eser): İnsan tarafından kasıtlı olarak yapılan bir eylemin mevcut olduğunu belirtir.התאבדות: מוות הנובע מפעולה מכוונת של האדם להמתת עצמו.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Трепанация – съзнателно пробиване на дупки в черепа се е практикувало още през 7000 г. пр.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Дезинформация е грешна или неточна информация, която е разпространена умишлено.
Böyle bir yanlılık, katılımcılar tarafından ya kasıtlı olarak ya da tamamen bilinçsizce yapılmış olabilir.No, sudac može i previdjeti prekršaj, bilo namjerno ili slučajno.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Nakon toga stavlja jednu kap u alkoholno piće koje daje Hollowayu.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Loki prehlásil, nech si ho teda chytí.
Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi.Piroman ni naključni, pač pa namerni, zavestni in večkratni požigalec.
Kasıtlı bir şekilde devrim propaganda filmi olarak çekilmiştir.Literatūros tikslu laikė revoliucinę kovą.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Tyčios formos – tiesioginė ir netiesioginė tyčia.
Zaman zaman gıdalara kasıtlı olarak eklenmekle birlikte genellikle hoş olmayan bir lezzet olarak kabul edilir.Kartais naudojami ir siekiant užslėpti nepageidaujamas savybes, suteikti tam tikrą skonį.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.Kui selline löök siiski osutub surmavaks, siis on toime pandud tapmine kaudse tahtlusega.
Kasıtlı muğlaklık: Genellemeler kasıtlı olarak muğlaktır ki, hedef kitle kendi yorumlarını katabilsin.Järelikult tuleks rikkujat karistada selle eest, et ta on tahtlikult ignoreerinud mind kui omaette eesmärki.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Aber das ist nicht Apahtie; das ist vorsätzliches Ausschließen.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to není lhostejnost, to je záměrné vyloučení.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie je apatia; to je úmyselné vylúčenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie jest obojętność, to celowe wykluczenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.A to ni apatija; to je namerno izključevanje.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Csakhogy ez nem közöny; ez a szándékos kirekesztés.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Dar asta nu e apatie. E excludere intenționată.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.하지만 그건 무관심이 아니라 의도적인 배재일 뿐입니다.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Maar dat is geen apathie, dat is expres buitensluiten.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mais ce n'est pas l'apathie; c'est une exclusion volontaire.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ma questa non è apatia; è esclusione intenzionale.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mas isso não é apatia, é exclusão intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Men det rör sig inte om apati det är ett medvetet uteslutande.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Namun hal itu bukan ketidakpedulian; namun pengecualian yang disengaja.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Nhưng đó không phải là sự lãnh đạm; đó là sự ngăn chặn có chủ tâm.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Pero eso no es apatía; eso es exclusión intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Αλλά αυτό δεν είναι απάθεια, αυτό είναι ηθελημένος αποκλεισμός.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Але це не апатія, це продумане виключення.