kasıtlı ile cümle
kasıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Onun o hatayı kasıtlı yaptığını mı düşünüyorsun?Do you think he made that mistake on purpose?
Pencereyi kasıtlı olarak mı kırdın yoksa kazara mı?Did you break the window on purpose or by accident?
Kaza eseri mi oldu yoksa kasıtlı mıydı?Was it by accident or by design?
Palyaço kasıtlı olarak düştü.The clown fell down on purpose.
Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı.Susan broke the dish on purpose to show her anger.
Biz kasıtlı olarak onun sırasını atladık.We skipped his turn on purpose.
Vazoyu kasıtlı olarak kırdım.I broke the vase on purpose.
Ben sokakta onu geçtiğimde o kasıtlı olarak beni görmezden geldi.He deliberately ignored me when I passed him in the street.
O kasıtlı olarak pencereyi kırdı.He broke the window on purpose.
Onun hatası kasıtlıydı.His mistake was intentional.
O onu kasıtlı yapmadı.He didn't do it on purpose.
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.He stepped on my foot on purpose.
O pencereyi kasıtlı olarak kırdı.He broke the window intentionally.
Kasıtlı olarak vazoyu kırdı.He broke the flower vase on purpose.
O, camı kasıtlı olarak kırdı.He deliberately broke the glass.
O, kasıtlı yalanlar söylediHe told deliberate lies.
O, eylemlerinde kasıtlıydı.He is deliberate in his action.
Beni kasıtlı olarak bekletmesi olası.It is likely that he kept me waiting on purpose.
Canımı sıkmak için hataları kasıtlı olarak yaptı.He made mistakes on purpose to annoy me.
O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.He deliberately kept on provoking a confrontation.
Kasıtlı bir şekilde bana baktı ve toplantı salonundan ayrıldı.She looked at me in a deliberate way and left the meeting room.
O, onu kasıtlı olarak yaptı.She did it on purpose.
O, pencereyi kasıtlı olarak kırdı.She broke the window on purpose.
Evet, bunu kasıtlı yaptım.Yes, I did this intentionally.
Tom sadece Mary'yi kızdırmak için gömleğini kasıtlı olarak ters giydi.Tom purposely wore his shirt inside out just to irritate Mary.
O, kasıtlı değildi.It wasn't intentional.
Onun kasıtlı olmadığına eminim.I'm sure that wasn't intentional.
Onu kasıtlı olarak mı yaptın?Did you do that purposely?
O, kasıtlı olarak değildi.It wasn't on purpose.
Tom kasıtlı olarak şarkıyı kötü söyledi.Tom sang badly on purpose.
Polise göre yangın kasıtlı olarak çıkarıldı.Police think the fire was deliberately lit.
Yaptığın şeyin kasıtlı olmadığını biliyorum.I know what you did wasn't intentional.
Kasıtlı olarak yanlış cevap verdin, değil mi?You purposely gave the wrong answer, didn't you?
Onu kasıtlı olarak yaptın, değil mi?You did that on purpose, didn't you?
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?Do you think that was deliberate?
Tomun onu kasıtlı yapacağını sanmıyorum.I don't think Tom would do that on purpose.
Sen kasıtlı olarak yeniliyorsun.You're intentionally throwing the game.
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.Tom made this mistake intentionally.
O doğrudan ve kasıtlı bir yalandır.That is a direct and deliberate lie.
O kasıtlı mı?Is that deliberate?
Tom'u yaptığı şeyin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think what Tom did was intentional.
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think it was intentional.
Bunun kasıtlı olmadığından eminim.I'm sure it wasn't intentional.
Ben asla kasıtlı olarak sarhoş olmayacağım.I'm never gonna intentionally get drunk.
Onun bunu kasıtlı olarak yaptığını biliyorum.I know she did it on purpose.
Bu kasıtlı mıydı?Was that intentional?
Sen onu kasıtlı olarak mı yaptın?Did you do that intentionally?
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak çiğnemedim.I didn't intentionally break any rules.
Herhangi bir kuralı kasıtlı olarak ihlal etmedim.I didn't intentionally break any rules.
Bu kasıtlı bir davranış değildi.This wasn't an intentional act.
Bu, kasıtlı bir cinayet gibi görünüyordu.This appeared to be an intentional murder.
Fadıl, Leyla'yı kasıtlı olarak öldürdü.Fadil killed Layla very deliberately.
Bu kasıtlıydı.This was deliberate.
Tom onu kasıtlı olarak yaptı.Tom did that intentionally.
Arap Baharı bir hata değil, kasıtlı bir hataydı.The Arab Spring was not a mistake but an intentional mistake.
Tom bunu kasıtlı olarak yaptı.Tom deliberately did that.
Tom bunu kasıtlı yaptığını düşünüyor.Tom thinks you did that on purpose.
Sanırım sen bunu kasıtlı yaptın.I think you did that on purpose.
Tom, Mary'nin bunu kasıtlı yaptığını düşünmediğini söyledi.Tom said that he didn't think that Mary did that on purpose.
Tom'un bunu kasıtlı yaptığından şüpheleniyorum.I suspect that Tom did that on purpose.