kasıt ile cümle

kasıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sanırım sen bunu kasıtlı yaptın.I think you did that on purpose.
Tom, Mary'nin bunu kasıtlı yaptığını düşünmediğini söyledi.Tom said that he didn't think that Mary did that on purpose.
Tom'un bunu kasıtlı yaptığından şüpheleniyorum.I suspect that Tom did that on purpose.
Sami bu adamı kasıtlı olarak vurdu.Sami shot this man on purpose.
Sami bu adama kasıtlı olarak ateş etti.Sami shot this man on purpose.
Sami kasıtlı olarak bu yangına neden oldu.Sami deliberately caused this fire.
Onu kasıtlı olarak yaptım.I deliberately did that.
Bunu kasıtlı olarak yaptık.We did that deliberately.
Bunun kasıtlı olmadığını biliyorum.I know that it wasn't intentional.
Bu, Otero tarafından kasıtlı bir ayrıntı olarak görünebilir.This may seem as an intentional detail by Otero.
Bunların çoğu yanlış anlama, ancak bazıları kasıtlı casusluk eylemleri idi.Most of these were misunderstandings, but some were intentional acts of espionage.
12 Haziran:Marshall kasıtlı olarak ' H. pylori ile kendini enfekte eder ve hastalanır.June 12: Marshall intentionally consumes H. pylori and becomes ill.
Bununla birlikte, varlığı medyadaki düzenli kasıtlı sızıntılarla ortaya çıkmaktadır.But its existence is nonetheless revealed by regular intentional leaks in the media.
Bu işaretlerdeki mizahın çoğu kasıtlı olarak yanlış kullanılmış dildir.Much of the humor in these signs was their intentionally incorrect language.
Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir.Risk can also be defined as the intentional interaction with uncertainty.
Kısacası, veri bütünlüğü bilgilere kasıtsız değişiklikleri önlemektir.In short, data integrity aims to prevent unintentional changes to information.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Filicide is the deliberate act of a parent killing his or her own child.
Kimi akademik alanlarda toplumsallaşma, bireyin kasıtlı biçimlendirilmesi anlamına gelir.In some academic fields, socialization refers to the deliberate shaping of the individual.
Polis ve itfaiye olaylara kasıtlı olarak müdahale etmedi.The police and fire service did not intervene.
İnsanlar belirli öz-görüşlerini kasıtlı olarak aktif hale getirebilirler.People can deliberately activate particular self-views.
Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi.Pyromania is characterized by impulsive and repetitive urges to deliberately start fires.
Anlatımdaki ve sayısal verilerdeki kasıtlı abartısıyla ünlüdür.He is notorious for his wilful exaggeration, both in narrative and numerical statements.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Trepanation, the deliberate drilling of holes into a skull, was practiced as early as 7,000 BCE.
Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok.If I am found guilty, I will not appeal.
Aralık 2013'te yapılan haberlerde uçağın kasıtlı olarak düşürüldüğü haberleri yapılmıştır.In January the plane was erroneously reported as found.
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.I thought I was going to be fired for getting him upset.
İsrail polisinin soruşturmalarından sonra bu atışın kasıtlı olduğu kanısına varıldı.According to the Israel police investigation the sniper aimed deliberately at the baby.
Bazal gangliyonlar, direkt olarak kasıtlı hareketlerin yapıldığı korteks altı yapılar dizisidir.The basal ganglia are a set of subcortical structures that direct intentional movements.
Kaşıt ve hipotenüs ile ne ilgilenir.So what deals with opposite and hypotenuse?
Üçe bölmekten kasıt, üç eşit parçaya bölmek.So trisect means dividing it into 3 equal angles
Daha büyük bir gizem mütevazi ampulün 'kasıtlı eskitme'nin nasıl ilk kurbanı olduğudur.A much bigger secret is how the humble lightbulb became the first victim of planned obsolescence.
'Kasıtlı eskitme' uygulandığı müddetçe kullanım ömrü düzenli şekilde düştü.As planned obsolescence took effect - - life-spans fell steady.
'Kasıtlı eskitme' tamamen tüketicilerin takdiridir.Planirana zastara je apsolutno po volji potro�a�a.
Görüyorsunuz, 'kasıtlı eskitme' olmadan bu yerler var olamazdı.Znate, bez planirane zastare ova mjesta ne bi postojala.
'Kasıtlı eskitme' için modern bir yorum.I�ao sam u nabavku za vas.
Üç önemli öğe; reklam, kasıtlı eskitme ve kredidir.The three crucial factors are advertising, planned obsolescence and credit.
Ama günümüzün internet çağında bir fark var; tüketiciler 'kasıtlı eskitme' ile mücadele ediyorlar.Prvi film kojeg smo snimili i koji se zbilja probio, bio je film o iPodu.
'kasıtlı eskitme' ile savaşıyor. Tüm fakir ülkelerde bozulan eşyalar tamir edilir.U svim siroma�nijim zemljama sasvim je razumljvo da se stvari popravljaju.
Seçilmişten kasıt ne, anlayamıyor musunuz?Do you not know what carefully screen means?
Bizim "çözüm" üzerindeki vurgumuz tamamen kasıtlıOur emphasis on solutions is quite intentional.
Ve elverişliden kasıt da bir şeyi bir saat kullanıp sekiz saat şarj etmek değildir.And convenient is not something that you drive for an hour and charge for eight.
Hepimizin nasıl yapılacağını bilerek doğduğumuz kasıtsız hikayelerdir.It's a kind of unintentional storytelling that we are all born knowing how to do.
" Bana kasıtlı bir biçimde işkence edilmiş gibi hissediyorum."I feel as if they purposefully tortured me.
O, bir acele kapıya gitti, başını aşağı duraklatılmış ve adım geri geldi kasıtlı.He went to the door in a hurry, paused with his head down, and came back, stepping deliberately.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.But that's not apathy; that's intentional exclusion. Public space.
Kasıtlı öd toplantı ile TYBALT Sabır perforceTYBALT Patience perforce with wilful choler meeting
Şu ana kadar, makineler ile olan iletişimimiz hep kasıtlı ve direk yapılarla kısıtlandı.Up until now, our communication with machines has always been limited to conscious and direct forms.
Bir de kasıtlı saldırılara karşı ne kadar korunmasız olduğunu düşünün.Imagine how vulnerable the system is to deliberate attacks.
-Kasıtlı olabilir mi?- Could that have been intentional?
Kasıtlı yapılmış olabilir mi?Could that have been done intentionally.
Yani wingsuit kasıtlı bir şekilde duman bırakacak şekilde tasarlanıyor ki sen takip edilebilesin.So the wingsuit is set up to deliberately release smoke so that you can be tracked.
Diye kasıtlı olarak çalışıyor sanki. Bana pip verir. Sonra anladım.Then I understood.
Kasıtlı olarak onun yanlışlarını arıyordu.He actively sought disconfirmation.
Yoksa "yabancılar" tarafından yapılan kasıtlı bir saldırı olması mı?Is it the fact that it's an intentional attack by, quote, outsiders?
Her şeyden kasıt ne olabilir?What could be everything?
Üçüncüsü, çay için sıcak su istedim. Bu kasıtlı bir akıl yürütmedir.A third is that I wanted hot water for tea -- that's an intentional argument.
Bu bilinçli. bu kasıtlı.It's willful. It's intentional.
Ayrıca kasıtlı da yapmadım, sadece öyle birden bire oluverdi.By the way, I didn't do it on purpose. It just happened that way.
"Sadece birdenbire" mi oldu?<br />"Kasıtlı yapmadın mı"?"It just happened that way." "You didn't do it on purpose."
Allah sizi, yeminlerinizdeki lağv(kasıtsız olarak yaptığınız yeminler)den ötürü sorumlu tutmaz.God does not punish you but for what you swear in earnest.

İlgili Sayfalar