Ana içeriğe geç
Sözlük

kargaşa ile cümle

kargaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
54
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
14
ORT. KELİME
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.A v jistém smyslu se to zdálo nesmírně komplexní, jen ten zmatek a zmatek a zmatek.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.E, de certa forma, parecia ser de extrema complexidade, uma confusão, confusão e mais confusão.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.Ed in un certo senso, sembrava essere il massimo della complessità, solo disordine, disordine e disordine.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.En in zekere zin leek het een extreme vorm van complexiteit te zijn, gewoon chaos, chaos en chaos.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.És egy bizonyos értelemben, a komplexitás csúcsának látszott, csak rendetlenség, rendetlenség, rendetlenség.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.Și într-un anumit sens, părea a fi extrema complexității, doar o bătaie de cap, o încurcătură și atât.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.Theo cách hiểu nào đó, dường như nó cực kỳ phức tạp cực kỳ hỗn độn.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.W pewnym sensie wyglądała na ekstremalnie złożoną, na bałagan, chaos, nieporządek.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.Y de alguna manera, parecía ser la complejidad extrema, un desorden, un caos.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.Και κατά μία έννοια, φαινόταν πως είναι το ακραίο της πολυπλοκότητας, απλός χαμός, ένας χαμός.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.И в известен смисъл изглеждала крайността на сложността, просто бъркотия, бъркотия и бъркотия.
Ve belli bir açıdan, arşırı derecede karmaşık görünüyordu, Kargaşa içinde kargaşa içinde başka bir kargaşa.И в каком-то смысле они кажутся крайней степенью усложнения - просто сплошной беспорядок.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Ale jest to miasto pozbawione zapachu, bałaganu, w pewnym sensie pozbawione też ludzi.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Bylo to město prosté zápachu, nepořádku a jistě i zbavené lidí.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Dan ini adalah jenis kota yang tanpa bau, tanpa sampah, dan tentu saja tanpa manusia.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.En by, der karakteriseres af manglende lugte, manglende rod, og helt sikker også af manglende mennesker.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.En dit is een stad zonder stank, zonder troep, en zeker zonder mensen.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.E questa è di quelle città prive di odori, prive di sporco, certamente prive di gente.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Este es el tipo de ciudad desprovista de olor, de alboroto, desprovista de gente.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Et c'est le genre de ville dépourvue d'odeur, dépourvue de désordre, à coup sûr dépourvue de personnes.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Ez az a város, amiben nincsenek szagok, nincs rendetlenség, és nincsenek emberek.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Isto é o tipo de cidade desprovida de cheiro, desprovida de confusão, certamente desprovida de gente.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.이제부터의 도시는 냄새가 없는 도시, 지저분한 것도 없고, 당연히 사람들도 없는 그런 장소가 되었습니다.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Şi acesta este acel tip de oraş lipsit de miros, lipsit de mizerie şi cu siguranţă lipsit de oameni.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Und so eine Stadt ist frei von Gerüchen frei von Chaos, und sicher auch frei von Menschen.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Và đây là loại thành phố không mùi, không hỗn độn, và tất nhiên là không người.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.І це тип міста, що позбавлений запаху, позбавлений хаосу, звичайно, позбавлений людей.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Това е видът град, лишен от миризма, лишен от бъркотия, със сигурност лишен от хора.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Это - город, лишенный запахов, лишенный неразберихи, лишенный людей.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.שהיה קשה מאד להאכיל בהליכה,
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.و هذا هو نوع المدينة الخالية من الرائحة, و خالية من الفوضى, و طبعاً خالية من الناس.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.乱雑でもなく 最後には人さえ いなくなってしまいます なぜなら このような風景の中を歩きたいと思う人はいないでしょうから
Yunus'un başının hemen üzerinden; tüm bu azgın kargaşa, Jonah onun çirkin uyku uyur.바로 요나의 머리 위에,이 성난 소란에, 조나 그의 끔찍한 잠을 자고.
Yunus'un başının hemen üzerinden; tüm bu azgın kargaşa, Jonah onun çirkin uyku uyur.lige over Jonas 'hoved, i alt dette rasende tumult, sover Jonah hans hæslige søvn.
Yunus'un başının hemen üzerinden; tüm bu azgın kargaşa, Jonah onun çirkin uyku uyur.בדיוק מעל לראשו של יונה; בתוך כל המהומה משתוללת, יונה ישן שינה מחריד שלו.
Yunus'un başının hemen üzerinden; tüm bu azgın kargaşa, Jonah onun çirkin uyku uyur.الحق فوق رأس يونان ، وفي كل هذه الفتنة المشتعلة ، جونا ينام نومه البشعة.
Yunus'un başının hemen üzerinden; tüm bu azgın kargaşa, Jonah onun çirkin uyku uyur.彼は、黒の空と荒れ狂う海を見ることはありません製糸の木材ではなく感じている、と少し聞こえます
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››do zeme hustej tmy jako mrak tône smrti, kde nieto nijakého poriadku, ta, kde je svetlosť ako mrak.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Do ziemi ciemnej, jako chmura, i do cienia śmierci, gdzie niemasz przemiany, jedno sama gęsta ciemność.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ins Land da es stockfinster ist und da keine Ordnung ist, und wenn's hell wird, so ist es wie Finsternis.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››이 땅은 어두워서 흑암 같고 죽음의 그늘이 져서 아무 구별이 없고 광명도 흑암 같으니이다
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Landet med bælgmørkt Mulm, med Mørke og uden Orden, hvor Lyset selv er som Mørket."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››maahan, jonka pimeys on synkkä pilkkopimeä ja sekasorto ja jossa valkeneminenkin on pimeyttä."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››negeri yang kelam, penuh bayangan dan kekacauan, di mana terang serupa dengan kegelapan.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››terra di caligine e di disordine, dove la luce è come le tenebre
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››tierra lóbrega como la oscuridad, de densas tinieblas y desorden, donde lo que brilla es como oscuridad
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››v deželo temnejšo od mraka, kjer je le senca smrti in nered, kjer noč najbolj črna se šteje za svetlost.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››γην γνοφεραν, ως το σκοτος της σκιας του θανατου, οπου ταξις δεν ειναι, και το φως ειναι ως το σκοτος.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››в страну мрака, каков есть мрак тени смертной, где нет устройства, где темно, как самая тьма.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Земя, мрачна като самата тъмнина, Земя на мрачна сянка и без никакъв ред, Дето виделото е като тъмнина.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ארץ עפתה כמו אפל צלמות ולא סדרים ותפע כמו אפל׃
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ارض ظلام مثل دجى ظل الموت وبلا ترتيب واشراقها كالدجى
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽 暗 、 是 死 蔭 混 沌 之 地 . 那 裡 的 光 好 像 幽 暗
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽暗 、 是 死 蔭 混沌 之地 . 那裡 的 光 好像 幽暗
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod