Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.Siamo sommersi da tutte queste cose.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.We hebben ons hiermee volgestopt.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.Wir haben uns mit all dem überhäuft.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk."Zagracamy się" tym wszystkim.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.Έχουμε γεμίσει τους αυτούς μας με όλα αυτά.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.Затрупали сме се с всичко това.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.עשינו לעצמנו בלאגן בראש עם כל זה.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.شوشنا على أنفسنا بكل هذا.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.逃れるには ツールを全て手放して
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Il se rit du tumulte des villes, Il n`entend pas les cris d`un maître.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.( 39 : 10 ) Nó khinh chê tiếng ồn_ào của thị_thành , Không nghe tiếng của kẻ coi dắt .
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Nó khinh chê tiếng ồn ào của thị thành, Không nghe tiếng của kẻ coi dắt.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Del fracasso della città se ne ride e gli urli dei guardiani non ode
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Deras ungar frodas och växa till på marken, så springa de sin väg och vända ej tillbaka.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Deres unger blir kraftige og vokser op ute på marken; de løper bort og kommer ikke tilbake til dem.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ele despreza o tumulto da cidade; não obedece os gritos do condutor.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.El rîde de zarva cetăţilor,
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Er verlacht das Getümmel der Stadt; das Pochen des Treibers hört er nicht.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Fiaik meggyarapodnak, a legelõn nagyranõnek, elszélednek és nem térnek vissza hozzájok.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Hun jongen groeien op in het open veld, waarna zij hun ouders verlaten en nooit meer bij hen terugkeren.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ia menjauhi kota-kota dan keramaiannya, tak ada yang dapat menjinakkan dan mempekerjakannya
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.들나귀는 성읍의 지꺼리는 것을 업신여기니 어거하는 자의 지르는 소리가 그것에게 들리지 아니하며
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Niiden vasikat vahvistuvat, kasvavat kedolla; ne lähtevät tiehensä eivätkä enää palaja.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Njemu je v smeh mestni hrup, za krik gonjačev se ne meni.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.On się naśmiewa ze zgrai miejskiej, a na głos tego, co go goni, nic niedba.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Posmívá se hluku městskému, a na křikání toho, kdož by jej honil, nic nedbá.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Se burla del bullicio de la ciudad; no escucha los gritos del arriero
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Smeje sa lomozu mesta; nečuje povyku pohoniča.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ungerne trives, gror til i det frie, løber bort og kommer ej til dem igen.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Καταγελα του θορυβου της πολεως δεν ακουει την κραυγην του εργοδιωκτου.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Он посмевается городскому многолюдству и не слышит криков погонщика,
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Той се присмива на градския шум, Нито внимава на викането на този, който го кара.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.ישחק להמון קריה תשאות נוגש לא ישמע׃
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.يضحك على جمهور القرية. لا يسمع زجر السائق.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.他 嗤 笑 城 內 的 喧 嚷 、 不 聽 趕 牲 口 的 喝 聲
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.他 嗤笑 城內 的 喧嚷 、 不 聽趕 牲口 的 喝聲
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.A jedna malá poznámka k tomu. Celá Francie byla zmítána nepokoji.
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.그러고 나서 일종의 작은 각주를 하나 이 시점에 달아볼까요? 당신이 상상할 수 있다시피 프랑스 전역이 불안의 기운이 감돌던 시기였습니다
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.Und hier noch ein kleiner Anhang, wie ihr euch vorstellen könnt, war ganz Frankreich im Aufruhr zu der Zeit.
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.И като малка бележка на това място, можете да си представите, че в цяла Франция цари смут.
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.І одна маленька примітка, як Ви можете уявити, безлади по всій Франції в той час.
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.و كملاحظة صغيرة في هذه الفقرة وكما تستطيعون التخيل، ان كل مناطق فرنسا كانت تعاني القلاقل وغير مستقرة
Ki şu nokta bir dip not gibi oalcak , bğtün Fransa o zaman kargaşa içindeydi.当時まだフランスは、不安定な状態にあったってこと。 実はこの1793年に、反乱があった。
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa."3人の大人と75人の子供。そして各々の洋服など
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa."여기저기 옷과 아이들이 있어요. 아시다시피 75명의 아이들을
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa."Ele leva-me para uma sala, fecha a porta e diz:
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."E ci sono i vestiti e ci sono i bambini, lo sai ci sono tre adulti e 75 bambini, puoi immaginare".
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Hay ropas y hay niños y, tú sabes, hay tres adultos y 75 niños, te lo puedes imaginar."
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Overal kleren, en kinderen, nou ja, met drie volwassenen en 75 kinderen -- je kunt het je voorstellen.
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Quần áo, trẻ con, và anh biết đấy, chỉ có ba người lớn lo cho 75 đứa trẻ.
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."So viele Sachen, so viele Kinder, und nur 3 Erwachsene - Sie können es sich vorstellen"
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Sunt haine peste tot și copii, și știi și tu, sunt trei adulți și 75 de copii -- își dai seama cum e."
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Ubrania, dzieciaki, wie pan, trójka dorosłych i 75 dzieci, niech pan to sobie wyobrazi".
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Υπάρχουν ρούχα, παιδιά, και καταλαβαίνετε είναι τρεις ενήλικες και 75 παιδιά -- φαντάζεστε.
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Дрехи, деца, знаеш - това са трима възрастни и 75 деца -- може да си представиш."
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa." "Üç yetişkin ve 75 çocuk. Durumu tahmin edersin."Тут одежда, тут дети, и, знаешь, у нас всего три взрослых на 75 детей - можешь себе представить.
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa."כאן בגדים, ושם ילדים, ו-אתה יודע,
"Kıyafetler, çocuklar, malum kargaşa."وهناك ملابس و أطفال و تعرف الحال،
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Che ne dici di approfittare della confusione, e far saltare il palazzo in cui c'è Bradley con i cannoni?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Może skorzystamy z zamieszania i wycelujemy nasze działa w wieżę Bradleya?