Irksal sorunlar genellikle sosyal kargaşa nedenidir.Racial problems are often the cause of social unrest.
Bütün kasaba bir kargaşa içindeydi.The whole town was in a ferment.
O, kaçmak için kargaşadan yararlandı.She took advantage of his confusion to escape.
Dün gece büyük bir kargaşa yaptılar.They made a great tumult last night.
Sanırım bu kargaşadan uzaklaşmamın zamanıdır.I think it's time for me to walk away from this mess.
Tom bütün kargaşanın ne olduğunu anlamak için dışarı çıktı.Tom went outside to discover what all the commotion was about.
O oldukça bir kargaşaya neden oldu.It caused quite a commotion.
Böyle bir kargaşa için hiçbir neden yok.There is no reason for such mayhem.
Bütün bu kargaşa nedir?What's all the commotion?
Bu kargaşaya ne neden oldu?What has caused this tumult?
Sivil kargaşa hiçbir yatışma işareti göstermiyor.The civilian unrest is showing no signs of abating.
Dan kargaşa içinde Linda'nın kaçmasına yardım etti.Dan helped Linda escape in the commotion.
Tüm bu kargaşa ne hakkında?What's this commotion all about?
Bütün kargaşa ne hakkında?What's all the commotion about?
Devam eden tüm bu kargaşa yüzünden konsantre olamıyorum.I can't concentrate with all this commotion going on.
Bütün bu kargaşa ne hakkında?What's all the commotion about anyway?
Devam eden bu kargaşa yüzünden bir insan nasıl uyuyabilir?How can anyone sleep with all this commotion going on?
Kargaşa başlasın.Let the mayhem begin.
Her yerde çığlık ve kargaşa vardı.There was shouting and confusion everywhere.
Tüm kargaşanın nedeni ne?Why all the commotion?
Aniden, bir kargaşa oldu.Suddenly, there was a commotion.
Kargaşa ne hakkında?What's the commotion about?
Tom'un kararı bir kargaşaya neden oldu.Tom's decision caused an uproar.
Evim kargaşa içinde.My house is in disarray.
Tam bir kargaşaydı.It was complete mayhem.
Tom dün geceki yemekte bir kargaşaya neden oldu.Tom caused a commotion at the dinner last night.
Mary'nin evi bir kargaşa.Mary's flat is a mess.
Sami evini kargaşa içinde bıraktı.Sami left his house in disarray.
Politik kargaşa nedeniyle program yakında iptal edilecekti.The program would soon be cancelled due to political turmoil.
Komşu Ukrayna'da siyasi kargaşa belirsizliği eklemiş ve yatırımları baskılamıştır.Political turmoil in neighboring Ukraine added to the uncertainty and suppressed investment.
Holokost sırasında, Ortadoğu’da da büyük bir kargaşa yaşanmaktaydı.During the Holocaust, the Middle East was in turmoil.
Fransa kargaşa içindeydi.France was in turmoil.
Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.These confusion lasted until 1923.
Kargaşa esnasında Kate Austen (Evangeline Lilly), Claire'i aramaya çıktığı ormandan geri döner.Amidst the chaos, Kate Austen (Evangeline Lilly) returns to the temple in her search for Claire.
Bunun sonucu olarak, kilisedeki kargaşalar yatıştı.He made sure things in the church ran smoothly.
Torino sokaklarında toplumsal kargaşa çıkardığı için etraftaki iki polis onun yanına geldi.Two policemen approached him after he caused a public disturbance in the streets of Turin.
Timur'un ölümünden sonra, Küçük Asya'nın büyük bir bölümü kargaşa içindeydi.After the death of Tamerlane, most of Asia Minor descended into chaos.
Bu kargaşada Meleagros dayılarını öldürür.In revenge, Meleager killed his uncles.
Etkinlikte yer aldığı Altı Kişilik Kargaşa Maçını kazandı.She won all six events that she entered.
Bu iki eylem Şii Müslümanlar arasında büyük kargaşaya neden olmuştur.This led to discord between the two Muslim leaders.
Kilisede yaşanan ilk büyük kargaşa da onun zamanına rast gelir.The great schism that occurred in the church remains with us.
Her şey bir kargaşa içindedir.Everything was in a mess.
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.I thought I was going to be fired for getting him upset.
Ölümü ülkede 12 yıl süren kargaşaya sebep oldu.Once, the kingdom suffered a 12-year long famine.
Sırp tarihçi Vladimir Ćorović bu durumu kargaşa ve düzensizlik olarak görür.Serbian historian Vladimir Ćorović deemed the location unknown.
Suriye kargaşalık ve anarşi içine girdi.The situation in Iraq became chaotic and anarchic.
Aynı zamanda Horasan Kürtleri de bölgelerinde kargaşa yaratmaya başladılar.Dogs in the area also began howling.
Bu da ona bu kargaşa ortamında Yahudi halkına önderlik etme gücünü verdi.This will take him right to that level's boss battle.
Bundan sonra şehirde içsel kargaşalık çıktı.The next day things have calmed down in the city.
Barışçıl ve varlıklı olan imparatorluğu yıkar, kargaşa ve çatışmaların içine düşürür.You must also keep your kingdom fairly prosperous and quell civil disturbances and unrest.
Bu durum ülkede büyük bir kargaşaya sebep olmuştur.These events sparked serious unrest in the country.
"Sonra, Kargaşa çıkınca, ben vardı avuç az nemli kırmızı boya benim el."Then, when the row broke out, I had a little moist red paint in the palm of my hand.
Kendi kendimizi bu kargaşaya soktuk.We've cluttered ourselves up with all this.
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?It's so chaotic outside, but you were tranquilly sleeping in here?
Aynı zamanda bir kargaşa salonu geldi ve pencere bir ses kapalı.Simultaneously came a tumult from the parlour, and a sound of windows being closed.
Kargaşa aniden eski kararsız denge çarpıcı rakamYou must figure the tumult suddenly striking on the unstable equilibrium of old
Çok kargaşa var. Hedefi işaretleyeceğim!You're not going to die, all right?
Birçok çeşit kargaşa vardır.There are many different kinds of mess.
Piyasalarda yine kargaşa çıkar." dediler.There will be havoc in the markets again."
Göründüğüne göre, bir şeyler olmuş olmalı. <i>- Ne kargaşa!From the look of it, something must have happened. - What a commotion! - I know.