Adadan ana karaya bir feribota bindik.We took a ferry from the island to the mainland.
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.Holding on to the rope firmly, I came safely to land.
Gemi karaya oturdu.The ship ran aground.
Ne zaman karaya çıkacağız?When are we going to land?
Teknem bir kum yığını üstünde karaya oturdu.My boat ran aground on a sandbar.
Gemi bir kum yığını üzerinde karaya oturdu.The ship ran aground on a sandbar.
Tom büyük bir alabalığı tutup karaya çıkardı.Tom landed a big trout.
O, şehirde karaya oturmuştu.She was stranded in the city.
Bu lamba sehpası dalgaların karaya attığı odunlardan yapılır.This lamp stand is made from driftwood.
Biz karaya oturduk.We've run aground.
Bamyan karaya inmek ve kalkmak için çok zorlu bir havaalanıdır.Bamyan is a very challenging airport to land and take off from.
İki ufak yelkenli ise karaya neredeyse varmıştır.Two smaller sailboats have almost reached land.
Bombalamadan sonra İngiliz birlikleri karaya çıktı ve şehrin kontrolünü ele geçirdi.After the bombardment British troops landed and took control of the town.
34 kişilik mürettebat karaya çıkarak kurtuldu.The crew of 40 escaped safely.
Geçmişte Azericede Karayazı (Qarayazı) olan şehrin adı günümüzde Karatepe (Qaratəpə)'dir.Behind the scene is the city and surrounding gardens, the first light of morning rising upon them.
Toplar 1829'da Oranje Pond civarında karaya vuran bir İngiliz gemisinden alınmıştır.They are from a British ship that ran aground in 1829 near Oranje Pond.
Onlardan biri Hazar Denizi'ne, diğeri ise karaya açılır.One of them opened to the Caspian Sea and the other to land.
Karaya geri döndüklerinde Peter, Cleveland ile birlikte Rhode Island'a geri döner.Back ashore, Peter gets a ride with Cleveland back to Rhode Island.
Karaya döndükten sonra ikili, Kitty'nin Lord Sutcliffe'in vârisleri olduğunu öğrenir.Returning to land, they learn from Kitty that their benefactor is the wealthy Lord Sutcliffe.
Karaya çıkan kuvvetler kendilerinden çok daha zayıf bir Atina ordusu ile karşılaşmıştır.Serverless messengers are generally more secure because they involve fewer parties.
Bir inanışa göre, Büyük ağrı dağı Nuh'un gemisinin karaya oturduğu dağdır.Only Mount Ararat (along with Little Ararat) are depicted while Noah's Ark is absent.
Haçlı seferi, 1225 yılının Mart ayında denize açıldı ve Tesalya'da Halmyros'ta karaya çıktı.The crusade to relieve it sailed in March 1225, and landed in Thessaly at Halmyros.
Bazı gemiler ise içinde bulundukları suları tanımadıklarından sığ yerde karaya oturdular.Indeed, the captives bobbed up to the surface after being thrown in the water from the boats.
18 Eylül - Kuzey Kore'ye ait Sang-O sınıfı denizaltı Güney Kore sahilinde karaya oturdu.September 18 – A North Korean Sang-O class submarine runs aground in South Korea.
Birlikler 20 Kasım saat 08:30 itibarıyla iki kumsaldan karaya çıkartma yapmaya başlamışlardır.Troops began to go ashore at two beaches at 08:30 on 20 November.
Grönland'a ulaştı, buranın Asya kıtasının doğu sahilleri olduğunu sandıysa da karaya çıkmadı.He reached Greenland, believing it to be east Asia, but chose not to land.
Tristan da Cunha, dünyanın üzerinde yerleşim olan karaya en uzak adasıdır.Tristan da Cunha: The World's Most Remote Inhabited Island".
Ancak karaya çıkmak mümkün olmaz.We can't even get close to land.
Fırtına, karaya doğru devam etti ve bu günün ertesinde tropikal fırtınaya dönüşerek zayıfladı.The storm quickly weakened over land, and by the evening, it had weakened into a tropical storm.
Ancak Troon'a gidemeden karaya oturdu.The ship then landed in Sidon before reaching Troy.
Bu ordu Mazara del Vallo'da karaya çıktı.It landfalls in Mazara del Vallo in Sicily.
Fakat karaya çıkan Romalılar ordusu piyade güçleri idi.However, the backbone of the Roman army was the infantry.
Perikles'in gemisi bir fırtanaya yakalanır ve Pentapolis civarında karaya vurur.A storm wrecks Pericles' ship and washes him up on the shores of Pentapolis.
Yavruları ışığı takip ederek karaya gelir.The boys take off into the woods towards the light.
Yüzen buz karaya bağlı buzlar dışında yüzen herhangi bir buz kütlesine verilen addır.The water will form a thin layer of ice on any surface it reaches.
Ama sonunda Romalılar galip gelip karaya çıkmayı başardılar.The Royalists triumphed and advanced into the lowlands.
Bir inanışa göre, Eski Ahid'teki Tekvin babında Nuh'un gemisi'nin karaya oturduğu dağ bu dağdır.മലയാളത്തിൽ നോവൽ ഇനത്തിൽ ഉൾപ്പെടുത്താവുന്ന ആദ്യത്തെ കൃതി അപ്പു നെടുങ്ങാടിയുടെ കുന്ദലതയാണ്.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Fish, 40 to 60 percent of European fish are discarded at sea, they don't even get landed.
O zaman bu demek oluyor ki tam karaya vardığımızda aşağı doğru 26.03m/s olacağız.So it means that we are going 26.03 m/s downwards, right when we land.
Bu, bir açık okyanus balığıdır; sınır tanımaz ve karaya da çıkmaz.This is an open ocean creature. It knows no boundaries -- it doesn't go to land.
Karaya birsürü hayali çizgiler çizerlerThe monkeys draw a lot of imaginary lines in the dirt
Karaya değil de okyanusa düşse bile sonuç değişmez.Even if the asteroid itself hits the water, it's still hitting land.
Hayatta kalanlar için böyle bir yerde karaya çıkmak korkunç bir durumdurFor any survivor, landing in a place like this would be a daunting prospect
Mülteci kampındaki üç aydan sonra, Melbourne'de karaya çıktık.After three months in a refugee camp, we landed in Melbourne.
Yamyamlar tarafında yenmek, fırtınalar tarafından hırpalanmak, karaya ulaşamadan açlıktan ölmek.To be eaten by cannibals, to be battered by storms, to starve to death before reaching land.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.They inhabit the trees at all body sizes, and, of course, they inhabit the land.
Nil Muharebesinde Napolyonun gemilerini imha etti ve ordular da Mısır da karaya oturdu.He destroyed Napoleon's ships in the Battle of the Nile that stranded their troops in Egypt.
Ve sonuçlar hemen karaya iletiliyor.And that's transmitted back to land immediately.
Karaya ulaşacaklar.They're going to get to land.
Karaya ilk ayak bastıklarında onların Şeytan olduğunu düşündüler.They thought they was the Devil when they landed first.
Şafakta, mahkum erkek ve kadınların karaya çıkmaları için emir verilir.At first light, the order is given for the convict men and women to disembark.
Ve bu, ya karaya atılan ya da sahil yakınında yakalandı, aittir kral. "And these, when either thrown ashore or caught near the coast, are the property of the king."
Her biri karaya ne kadar uzun zamandır oldukça sade söyleyebilirdi.You could pretty plainly tell how long each one had been ashore.
2 milyar yıl boyunca okyanusta devam eden ve evrilen yaşam sonunda karaya çıktı.Staying in the ocean and evolving in the ocean for 2 billion years, finally came out onto the land.
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.And the step from the ocean to the land was not easy, but it happened.
Denizin altında karaya kıyasla yaklaşık 100 kat daha fazla etkin volkan bulunmakta.There are more active volcanoes beneath the sea than on land by two orders of magnitude.
Yani sizi ana karaya dönmekten alı mı koyuyor??You mean he's keeping you from returning to the mainland?
Bu kaynaklardan biri, ölü köpekbalıkları; yani karaya vuran ölü köpekbalıkları...Well, one obvious source is dead sharks -- dead sharks, washed up.
Daha büyük bir tekne demek, daha çok balık yakalanacak ve karaya çıkarılacak demek.A bigger boat will mean more fish will be caught and landed.
Denizi karaya çevirdi, Atalarımız yaya geçtiler ırmaktan. Yaptığına sevindik orada.He turned the sea into dry land. They went through the river on foot. There, we rejoiced in him.