Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Az európai halak 40-60%-a már a tengeren ki van dobva, el sem éri a partot.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.El pescado; 40 a 60 % del pescado de Europa se desecha en el mar, aun antes de llevarlo a tierra.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Fisch, 40 bis 60 % des europäischen Fischs wird noch auf See weggeworfen, er kommt nicht einmal an Land.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Fisk, mellan 40 och 60 procent av all europeisk fisk kastas tillbaka i havet, den når inte ens land.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Ryby: 40-60% europejskich ryb, wyrzuca się do morza, nawet nie docierają na ląd.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Ryby, 40 až 60 percent európskych rýb sa znehodnotí už na mori, ani sa len nedostanú na pevninu.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Ryby, 40 až 60 procent evropských ryb je vyhozeno do moře, nedostanou se ani na břeh.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Scartiamo dal 40 al 60% del pesce europeo direttamente in mare. Nemmeno tocca terra.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Τα ψάρια, 40 με 60 τοις εκατό των Ευρωπαϊκών ψαριών, ρίχνονται στη θάλασσα, δε φτάνουν καν στη στεριά.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.От 40 до 60 % улова рыбы в Европе выбрасывается в море, даже не достигая берега.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.Риба, 40 до 60 % от европейската риба се изхвърля в морето, дори без да бъде разтоварена на сушата.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.דגים, 40-60 אחוז מהדגה באירופה מושלכים בים, ואפילו לא מגיעים ליבשה.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.السمك، 40 إلى 60 % من سمك أوروبا يتم التخلص منه في البحر، حتى أنه لا يؤخذ إلى اليابسة.
Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60'ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan.陸にあげられる前に廃棄されています 家庭では食べ物に接する機会が減りました
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.Ik vloog in een klein vliegtuig laag over de eilanden.
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.캐리비안 해로 가는 가족 여행이었는데요, 섬들 위로 작은 비행기를 타고 낮게 날아 다녔습니다.
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.leciałem nisko, małym samolotem.
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.letěl jsem v malém letadle nízko nad ostrovy.
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.זה היה טיול משפחתי לקריביים, וטסתי במטוס קטן מעל האיים.
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.كانت رحلة عائلية فوق الكاريبي وقد حلقت بطائرة صغيرة على ارتفاع منخفض فوق هذه الجزر
Bir aile gezisiyle Karayipler'e gitmiştik... ve alçaktan adaların üzerinden uçmuştuk.僕が見たのは 丘や 谷
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.A estos problemas se sumó el auge de la construcción de autopistas nacionales.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.A nemzeti autópálya-építő boom csak fokozta a problémáinkat.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Der Boom des landesweiten Autobahnbaus gesellte sich zu unseren Problemen.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Kansallisten moottoriteiden rakennusboomi lisäsi ongelmiamme.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.K našim problémom prispela stavba štátnej diaľnice,
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.K našim problémům přispěla stavba státní dálnice.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.전국 고속도로 건설 붐이 우리에게는 또 문제가 되었죠.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Rozwój autostrad w całym kraju, spotęgował tylko nasze problemy.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Uma explosão de construção de autoestradas nacionais aumentou os nossos problemas.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Un boom nella costruzione di grandi strade venne ad aggiungersi ai nostri problemi.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Une vague nationale de construction d'autoroutes s'ajouta à nos problèmes.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Vấn đề gia tăng khi sự nở rộ xây dựng đường cao tốc quốc gia xuất hiện.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.К этим проблемам добавился бум строительства национальных автострад.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.Строеж на магистрала беше добавен към проблемите ни.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.לבעיותינו נוספה פריחה בבניית אוטוסטרדה ארצית.
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.وقد زاد خبر إنشاء طريق سريع عام من مشاكلنا
Bir de sorunlarımıza, ani bir artışla, ulusal karayolu yapımı eklendi.ロバート・モーゼスが 強引なハイウェイ拡張キャンペーンの陣頭指揮を執りました
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler,그래서 400m 정도의 고속도로 일부를
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler, A58'in 400 metresi, bu materyali denemek için test parkuru.Așa că ne-au donat o bucată de autostradă, 400 de metri din A58, pe care a trebuit să testăm acest material.
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler, A58'in 400 metresi, bu materyali denemek için test parkuru.Dus schonken ze ons een stuk snelweg, 400 meter op de A58, waar we een teststrook maakten voor dit materiaal.
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler, A58'in 400 metresi, bu materyali denemek için test parkuru.Jadi mereka menyediakan sepotong jalan raya, 400 meter jalan A58, di mana kita harus membuat
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler,Devemos tentá-lo."
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler,אז הם תרמו לנו פיסת כביש
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler,و هكذا تبرعوا لنا بجزء من الطريق السريع
Bize bir karayolu parçası hibe ettiler,この素材をテストが出来るよう 国道A58の一部
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››a hovoril: Neškoďte zemi ani moru ani stromom, dokiaľ nepopečatíme služobníkov nášho Boha na ich čelách.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››가로되 우리가 우리 하나님의 종들의 이마에 인치기까지 땅이나 바다나 나무나 해하지 말라 하더라
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››Mówiąc: Nie szkodźcie ziemi ani morzu, ani drzewom, aż popieczętujemy sługi Boga naszego na czołach ich.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››rekoč: Ne kazite zemlje, ne morja, ne dreves, dokler ne zapečatimo hlapcev Boga našega na njih čelih.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››Řka: Neškoďte zemi, ani moři, ani stromům, dokudž neznamenáme služebníků Boha našeho na čelích jejich.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››Skad ikke jorden eller havet eller trærne før vi har satt innsegl på vår Guds tjenere i deres panner!
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››не делайте вреда ни земле, ни морю, ни деревам, доколе не положим печати на челах рабов Бога нашего.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››Не робіть шкоди вемлї нї морю, нї деревині, доки не попечатаєм слуг Бога нашого на чолї їх.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››Тогава един от старците проговори, като ми каза: Тия, облечени в бели дрехи, кои са? и от къде са дошли?
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››אל תחבלו את הארץ ואת הים ואת העץ עד אם חתמנו את עבדי אלהינו על מצחותם׃
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››قائلا لا تضروا الارض ولا البحر ولا الاشجار حتى نختم عبيد الهنا على جباههم.
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››地 與 海 並 樹 木 、 你 們 不 可 傷 害 、 等 我 們 印 了 我 們 神 眾 僕 人 的 額
‹‹Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!››地與海並 樹木 、 你 們不可傷害 、 等 我 們 印 了 我 們神眾僕 人 的 額
Bu, bir açık okyanus balığıdır; sınır tanımaz ve karaya da çıkmaz.Aceasta este o creatură a oceanului. Nu cunoaşte limite, nu urcă pe uscat.