karartıcı ile cümle
karartıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Większość moich równolatków zna podobne przygnębiające historie.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Wir Leute in den Sechzigern und Siebzigern haben alle ähnlich deprimierende Geschichten.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Все мы в 60х и 70х имели в запасе подобные.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Всички ние, 60- и 70-годишните имаме сравнимо потискащи истории.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.לכל אחד מאיתנו, בשנות ה-60 וה-70, יש סיפורים מדכאים שאפשר להשוות ביניהם.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.جميعنا في الستينات والسبعينات لدينا قصص كئيبة متشابهه
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.同じような気の重い話を持っています そのような話が
Afrika'nın bu en büyük ülkesinin işleyişine dair iç karartıcı tabloyu tamamlayan unsurlar.Des problèmes de frontières non résolus, des querelles sur les revenus du pétrole,
Afrika'nın bu en büyük ülkesinin işleyişine dair iç karartıcı tabloyu tamamlayan unsurlar.아프리카에서 가장 큰 국가인 수단의 현재 상태를 아주 우울한 모습으로 만들어냅니다.
Afrika'nın bu en büyük ülkesinin işleyişine dair iç karartıcı tabloyu tamamlayan unsurlar.מציירים כולם תמונה מדכאת מאד של מצב העניינים בארץ הגדולה ביותר באפריקה.
Afrika'nın bu en büyük ülkesinin işleyişine dair iç karartıcı tabloyu tamamlayan unsurlar.أكمل المنظور المأساوي العام لكل شئون الدولة في أكبر دولة في افريقيا
Afrika'nın bu en büyük ülkesinin işleyişine dair iç karartıcı tabloyu tamamlayan unsurlar.意気消沈するような問題が 勢ぞろいしています 最後の例はコソボです
Bu oldukça iç karartıcıydı.C'était assez déprimant.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Das war ganz schön deprimierend.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Det var ret deprimerende.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Era bastante deprimente.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Era deprimant.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Era realmente deprimente.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Fu molto deprimente.
Bu oldukça iç karartıcıydı.(Gelach) Het was behoorlijk deprimerend.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Itu cukup membuat depresi.
Bu oldukça iç karartıcıydı.꽤 우울하더군요.
Bu oldukça iç karartıcıydı.To było naprawdę przygnębiające.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Việc đó thật đáng buồn.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Πολύ θλιβερό.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Беше доста депресиращо.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Всё это было довольно удручающе.
Bu oldukça iç karartıcıydı.Досить сумно.
Bu oldukça iç karartıcıydı.זה היה די מדכא.
Bu oldukça iç karartıcıydı.لقد كان محبطا.
Bu oldukça iç karartıcıydı.そんな辛い期間を乗り越えるときに 唯一の拠り所となったのは
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Et je vais clore sur une note beaucoup plus sombre.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.약간 슬픈 몇마디로 끝내려고 합니다.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Maar ik ga afsluiten met een zeer sombere noot.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Vado a chiudere con una nota molto grave.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Và tôi đến gần một ghi chú ảm đạm
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Voi încheia într-o notă mai sumbră.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Y voy a terminar con un tema muy sombrío.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Zakończę prezentację ponurą historią.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Και θα κλείσω με μια πολύ μελαγχολική επισήμανση.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.І я буду завершувати свій виступ на досить смутній ноті.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Ще приключа само с една мрачна бележка.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.Я завершу свое выступление на достаточно грустной ноте.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.אני הולך לסיים בנימה עצובה.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.سوف أختم بنهاية حزينة.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.冒頭で特別な写真を2枚 お見せすると申し上げました
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Amikor először mentem Dongguanba, aggódtam, hogy nyomasztó lesz olyan sok időt tölteni munkásokkal.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Când am mers prima oară în Dongguan, credeam că ma va deprima să stau atât între muncitori.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Cuando fui por primera vez a Dongguan, me preocupaba que fuera deprimente pasar tanto tiempo con obreros.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.제가 처음 둥관에 갔을 때, 전 노동자들하고 많은 시간을 보내는 것이 제 자신을 우울하게 만들 것 같아 걱정했습니다.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Ko sem prvič šla v Dongguan, sem se bala, da me bo preživljanje časa z delavci začelo moriti.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Podczas pierwszej wizyty w Dongguan martwiłam się, że wpadnę w depresję przebywając z robotnicami.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Όταν πρωτοπήγα στη Ντονγκουάν, ανησυχούσα πως θα ήταν καταθλιπτικά να περάσω τόσο πολύ καιρό με εργάτες.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Коли я вперше приїхала в Донгуан, я думала, що не зможу витримати стільки часу з робітниками.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.כשבאתי לדונגואן לראשונה, הייתי מודאגת שיהיה מדכא לשהות זמן כה רב במחיצתם של פועלים.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.عندما ذهبت لأول مرة إلى دونغقوان،أنا قلقت من احتمال الاكتئاب جراء قضاء الكثير من الوقت مع العمال.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.気が滅入ってしまわないかと心配でした 彼女らの状況は変わらないかもしれないし
Eğer iç karartıcı bir Dünya'da isek, doğru.In een deprimerende wereld, waarin we de taart niet groter kunnen maken, is dit waar.
Eğer iç karartıcı bir Dünya'da isek, doğru.음, 만약 그것이 파이가 더 크게 만들어 질 수 없는
Eğer iç karartıcı bir Dünya'da isek, doğru. Pastanın daha da büyütülmesinin imkansız olduğu bir Dünya.Asta e adevărat într-o lume deprimantă unde plăcinta nu poate fi făcută mai mare.