karartıcı ile cümle
karartıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Savunma programı için görünüm iç karartıcıdır.The outlook for the defense program is dismal.
Sanırım hiç arkadaş olmaması iç karartıcı.I think it's sad to have no friends.
Sanırım hiç arkadaşının olmaması iç karartıcıdır.I think it's sad to not have any friends.
Bu çok iç karartıcı.This is so depressing.
Ben bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.I can't think of anything more depressing than that.
Bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.I can't think of anything more depressing than that.
O iç karartıcı görünüyor.That sounds depressing.
Çok iç karartıcı.It's so depressing.
Çok iç karartıcı bir gün.It's a very gloomy day.
O biraz iç karartıcı.That's kind of sad.
Benimki gibi bir hayat yaşamak manasız ve iç karartıcı.Living the kind of life that I live is senseless and depressing.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.The economic situation is very bleak.
O çok iç karartıcı bir düşünce.That's a very depressing thought.
Bu iç karartıcı.This is depressing.
Burası iç karartıcı.It's depressing in here.
Bu gerçekten iç karartıcıydı.It was truly depressing.
Benim gördüğüm iç karartıcıydı.What I saw was depressing.
O iç karartıcı bir düşüncedir.That's a depressing thought.
Eskiden ölüm ilanlarının iç karartıcı olduğunu düşünürdum.I used to think obituaries were depressing.
Biri güzel, akıllı ve komikti, diğeri çirkin, aptal ve iç karartıcıydı.One was beautiful, intelligent and funny, and the other ugly, stupid and depressing.
Bu iç karartıcı bir yer.This is a depressing place.
Çok iç karartıcı bir ihtimal.It's a depressing prospect.
Bu hava iç karartıcı.This weather is depressing.
Bu film iç karartıcı.This movie is depressing.
Adam Opel AG'de durum, hiçbir zaman 1945'in ilk aylarındaki kadar iç karartıcı olmadı.Never was the outlook bleaker at Adam Opel AG than in the first months of 1945.
Bu iç karartıcı durumda kendisine tarafsız bir müttefik olarak Tong Yabgu'yu buldu.Against this dismal background, he found a natural ally in Tong Yabghu.
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."There's nothing more depressing than a high schooler with a bald spot."
Filmin siyah beyaz çekilmiş olmasının da bu iç karartıcı, korkutucu atmosfere katkısı vardır.The film is in black and white to give it a more dramatic atmosphere.
Çok iç karartıcı bir notla kapayacağım konuşmamı.I'm going to just close on a very somber note.
Şimdi bu benim küçük iç karartıcı hikayem.Now, that's my little, depressing story.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.All of us in our 60s and 70s have comparable depressing stories.
Bu oldukça iç karartıcıydı.It was pretty depressing.
"Kadınlar korkutucu tuhaf," diye iç karartıcı söyledi."Women are frightfully rummy," he said gloomily.
Biraz iç karartıcı, cehennem çukuru gibi. .So this is a moment when the technonlogy was steam and you had these steam powered diggers
Ve sabahları bulunabileceğiniz en iç karartıcı yer, çok kalabalık.And it's a very depressing place to be in the morning, it's very crowded.
İç karartıcı sorunların yaşandığı bir çağda olduğumuzu biliyorum.I know that we live in an age of daunting problems.
İnsan-kaçakçılığı verileri iç karartıcı.Human-trafficking figures are discouraging.
Hükümetten kuzey Kosova hakkında iç karartıcı raporGovernment drafts gloomy report on northern Kosovo
Emilen enerji pirimidin karartıcıları dahil kusurlara neden olabilir.The absorbed energy can result in defects including pyrimidine dimers.
Kısa bir süre sonra yayımcı eseri iç karartıcı olduğu gerekçesiyle reddetti.Peu après, le ministère s'est rétracté à la suite du malaise engendré.
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."No hay nada más deprimente que un estudiante de secundaria se gradue".
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."Нет ничего более удручающего, чем школьник с лысиной».
Manala karanlık, iç karartıcı bir yerdir.Rodinia teve caracteristica de um local árido e desolado.
Benim gördüğüm iç karartıcıydı.Wat ik zag was deprimerend.
Manala karanlık, iç karartıcı bir yerdir.Jehal var ett bergigt, ofruktbart land.
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."Ei ole mitään niin masentavaa, kuin lukiolainen paljaassa osassa".
Karartan, karartıcı demektir.Nó đồng nghĩa với từ tiêu điểm.
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."きょうりゅうのたまご』のエキストラとして以外出番が無い。
Kel bir liseliden daha iç karartıcı bir şey yoktur."短大畢業,除了靈感特別強以外,幾乎沒有什麼一技之長。
Karartan, karartıcı demektir.Z odločitvijo, razumljivo, zavlačuje.
Parçalarda iç karartıcı, hüzünlü, rahatsız edici bir atmosfer oluşturmak amaçlanır.Selles segmendis on atmosfääris tunda ebamugavust ning ärritust.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.60대와 70대인 우리들에게는 비교할 만한 우울한 이야기들이 있죠.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Cu toții avem povești deprimante comparabile din anii '60 și '70.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.En wij zestigers en zeventigers hebben allemaal vergelijkbare deprimerende verhalen.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Kaikilla meillä 60-70-vuotiailla on vastaavia masentavia tarinoita.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Kita semua di usia 60 dan 70an memiliki kisah muram yang sama.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Nous avons tous dans nos années 60 ou 70 des histoires déprimantes comparables.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Tất cả chúng tôi trong những năm 60 và 70 có những câu chuyện đầy chán nản
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Todos nosotros en los años 60 y 70 tenemos historias tristes comparables.
60'larında ve 70'lerin deki hepmizin buna benzer iç karartıcı hikayeleri var.Tutti noi 60enni e 70enni abbiamo storie come questa.