Ne söyleyeceğime kararsızım.I'm at a loss for what to say.
Onun kararsızlığı tarafından sinirlendirildim.I was irritated by his indecision.
Kararsızlığı beni rahatsız etmişti.I was irritated by his indecision.
O, yapmak istediği şey hakkında kararsız görünüyordu.He seemed vague about what he wanted to do.
Sadece yedi senatör kararsız kaldı.Only seven Senators remained undecided.
Tom ve Mary her ikisi de kararsız.Tom and Mary are both indecisive.
Hâlâ kararsızım.I'm still on the fence.
Tom kararsız.Tom's unstable.
Kararsızdım ama şimdi o kadar emin değilim.I used to be indecisive, but now I'm not so sure.
Sen kararsızsın.You're indecisive.
Tom kararsız görünüyor.Tom looks indecisive.
Tom kararsız duruyor.Tom looks uncertain.
Tom kararsızdı.Tom was hesitant.
Tom hala kararsız görünüyor.Tom still looks doubtful.
Aklım kararsız.My mind is torn.
Tom ne yapması gerektiği konusunda kararsız.Tom is uncertain what he should do.
Onlar kararsız. Onlar ne istediklerini bilmiyorlar.They're indecisive. They don't know what they want.
Tom bana Mary'nin duygusal yönden kararsız olduğunu söyledi.Tom told me Mary was emotionally unstable.
Genellikle bu kadar kararsız değilim.I'm usually not this indecisive.
Ben hâlâ çok kararsızım.I'm still very undecided.
Tom fazla kararsız.Tom is too indecisive.
Yüzde on üçü kararsız kalıyor.Thirteen percent remain undecided.
Yüzde on üçü kararsızdı.Thirteen percent were undecided.
Bu noktada kararsızım.I'm undecided at this point.
Tom'un kararsız olduğunu düşünüyorum.I think Tom is unstable.
Senin çok kararsız olduğuna şüphe yok.No wonder you're so indecisive.
Tom kararsız olduğunu söylüyor.Tom says he's undecided.
Tom hâlâ kararsız.Tom is still undecided.
Ben kararsızdım.I was indecisive.
Leyla son derece kararsızdı.Layla was extremely unstable.
Tom, Mary'ye bunu yapmakta kararsız olacağını söyledi.Tom told Mary that he'd be hesitant to do that.
Tom Mary'nin bunu yapmak için kararsız olduğunu söyledi.Tom said Mary wasn't hesitant to do that.
Tom bunu yapmak için kararsız.Tom is hesitant to do that.
Bunu yapmakta kararsızım.I'm hesitant to do that.
Sence Tom hala kararsız mı?Do you think Tom is still undecided?
Tom hâlâ kararsız olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is still undecided.
Tom biraz kararsız görünüyordu.Tom seemed to be a little hesitant.
Sanırım Tom hâlâ kararsız.I think Tom is still undecided.
Tom bana kararsız olduğunu söyledi.Tom told me that he was undecided.
Tom kararsız görünüyordu.Tom seemed hesitant.
Tom kararsız değildi.Tom wasn't vague.
Tom bunu yapmakta çok kararsız olduğunu söyledi.Tom said that he was very hesitant to do that.
Tom bunu yapmak için kararsız olduğunu söyledi.Tom said that he was hesitant to do that.
Tom ilk başta kararsızdı.Tom was hesitant at first.
Tom bunu yapmak için kararsız olduğunu herkese söyledi.Tom told everyone he was hesitant to do that.
Tom onu yapmak için benim kadar kararsız değil.Tom isn't as hesitant to do that as I am.
Sami ve Leyla'nın çok kararsız bir ilişkisi vardı.Sami and Layla had a very rocky relationship.
Tom hâlâ kararsız, değil mi?Tom is still undecided, isn't he?
Onun cinselliğe karşı olan kararsızlığı sonunda erkeği uzaklaştırır.Her ambivalence towards sex eventually drives the male away.
Stabilite: Bazı virüsler genetik olarak kararsızdır ve genomları hızle biçim değiştirebilir.Stability: Some viruses are genetically unstable and can rapidly rearrange their genomes.
Buna ek olarak, yaklaşık otuz kararsız izotop ve izomer bilinmektedir.In addition, about thirty unstable isotopes and isomers are known.
BH3 sulu çözeltileri, son derece kararsızdır.Aqueous solutions of BH3 are extremely unstable.
Yarı kararsız olan barış yaz boyunca devam etti.This somewhat unsteady peace continued throughout the summer.
MSN 2.0 yazılımı da kararsız ve sıklıkla beklenmedik şekilde çıktı.The MSN 2.0 software was also unstable and would often quit unexpectedly.
Fakat bununla birlikte binlerce izotopun kararsız olduğu karakterize edilmiştir.However, thousands of isotopes have been characterized as unstable.
Kararsızlığı ve kimlik bunalımları sonraki yıllarda ortaya çıkacaktır.Notions of indecisiveness and identity problems can be seen in the next years.
Diğer kusurlar gibi lokalize değildirler ve kararsızdırlar.They are not as localized as the other defects, and are unstable.
Nemli hava kuru havadan daha hafiftir ve bu kararsız durum yaratır.Moist air is lighter than the surrounding dry air, creating an unstable situation.
Pervasız ve kararsız ama fevrî davranışları tamamen bipolar bozukluğa işaret etmektedir.Reports of his reckless and indecisive yet impulsive behavior all point towards bipolar disorder.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.Dispute on them ranges from all-inclusive to all-denial.