Bu en temel kararlar sizi farklı dallara ulaştıracak.These very fundamental decisions will take you down various branches.
Kişisel kararlar vermek yeterli değildir istediğiniz geniş dünyadaIt's not enough to make the personal decision that you want a wider world.
Geçmişle karşılaştırmanın kararlarımızı şaşırttığına başka bir örnek daha.Here's another example of how comparing to the past can befuddle our decisions.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.This problem of shifting comparisons can bedevil our attempts to make rational decisions.
Tek şey -- bizi yok edebilecek tek şey -- kendi kararlarımız.The only thing -- the only thing -- that can destroy us and doom us are our own decisions.
Küresel sermaye sahiplerinin yatırım kararlarında bel kemiğini oluşturacak bir durum.The backbone of making investment decisions for global holders of capital.
Önemli ve büyük kararlar veriyoruz: "Kimiz?" ve "Gerçekte kim olmayı seçiyoruz?"We are making a huge decision about "Who are we?" and "Who do we really choose to be?"
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.All these choices involve value judgments and social norms, not objective facts.
Su anda dunyanin yapmasi gereken evrensel kararlar alabilmek icin yetkiyi iade etmektir.What the world needs now is to restore the authority to make common choices.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.I'm here to tell you the secret to successful decision-making: a cheese sandwich.
Çoktan kararlaştırılmış.It's already been decided.
Sayılar kararlar vermede kullanılıyor.And the numbers are used to make decisions.
Bu kararları sorgulamayız.We don't second guess or question those decisions.
İşlem sırası üzerine kararlaştırılmış yol parantezleri öncelikle yapmaktır.So, the agreed upon order of operations is to do parentheses first.
Enerji kararlarını kişisel seçimlere bırakıyor.Leaves energy decisions to individual choices.
Bu kararla bir anda yüz binlerce askerleri oldu.And so they were able to immediately raise several hundreds of thousands of soldiers.
Müfredat programı kararlaştırmıştık.I told you to stick to the assigned curriculum.
Evet, ve açıkladığım gibi, kararlaştırılmış müfredat programı...Yes, and as I explained to you, the assigned curriculum was...
Ve insanların seçimler yaptığı ve kararlar aldığını unuttuk.And we forgot that people made choices and decisions.
Sırada, son resmi kararlar ile artan tehlikeler.Coming up, more dangers in the latest official decisions.
Buna benzer birkaç tane daha önyargı vardır, kavramsal yargılar, ve risk kararlarımızı etkilerler.There are a bunch of other of these biases, these cognitive biases, that affect our risk decisions.
Ve çoğu güvenlik kararları çok farklı insanları içerir.And most security decisions have a variety of people involved.
Kararlarında seni tetikleyen duyguların olmalı.It should always be your feelings wich trigger your actions.
- Senin için kararları o mu veriyor?- Does it decides things to you?
Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar?Have they settled upon a plan?
Yusuf'u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar.So, when they took him out they planned to throw him into an unused well.
Kadınlardan biriyle evlenerek faydalandığınız takdirde mehirlerini kararlaştırıldığı veçhile verin.Then give those of these women you have enjoyed, the agreed dower.
Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır.And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.
Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.Then give those of these women you have enjoyed, the agreed dower.
Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz.A time is fixed for every prophecy; you will come to know in time.
Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.This is a thing already decreed."
Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar?Have they settled upon a plan?
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.Surely a time is fixed for the Day of Judgement.
Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır; Siz de yakında öğrenirsiniz.”Say: "I am not a warden over you."
Benim verdiğim kararlar değiştirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!”I had announced the promise of doom in advance.
ALLAH'ı düşünsünler ve uygun kararlar versinler.So fear God and say the right things to them.
Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
"Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık," dediler."Other than his wife who, it is decreed, will remain with those who will stay behind."
Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir' diyor."This is a thing already decreed."
Sana Kuran'ı özgüleyen, kuşkusuz seni kararlaştırılmış noktaya döndürecektir.He who has assigned (the propagation) of the Qur'an to you will bring you back to the destination.
İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.And when the matter has been determined it is best for them to be true to God.
Kararlarının sonucunu tattılar. Kararlarının sonucu bir hüsran oldu.So they tasted the pain of their actions; and the consequence of their deeds was ruin.
O gün kimsenin kimseye yardımı dokunmaz. O gün tüm kararlar yalnız ALLAH'a aittir.It is the day when no soul will have power to do the least for a soul, and God's alone will be done.
Göklerin ve yerin kararları O'na aittir.unto Him belong the keys of the heavens and the earth.
Kararlar onun divanından çıkar.Unto Allah is the end of all affairs.
Bu karşılaşmayı siz kararlaştırsaydınız karşılaşma konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz.And if ye had mutually appointed ye would surely have failed the appointment.
Bütün işler O’na götürülür, (bütün kararlar O’nun kapısından çıkar).And to Allah return all the matters (for decision).
Onlar kararlarnı verip tuzak kurarlarken sen yanlarında değildin.You were not present with them when they plotted and agreed on a plan.
O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir.And He knows where it lives and where it rests.
Düzene girişerek yapacakları işi kararlaştırdıkları zaman yanlarında değildin ya.You were not present with them when they plotted and agreed on a plan.
Halbuki her iş gibi bu nübüvvetin de kararlaştırılmış bir sonu elbette vardır.Yet everything will come to a decision
Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır.Surely their evil auspice was only with Allah.
O gün tüm kararlar yalnız ALLAH'a aittir.The (absolute) command on that day is Allah's.
Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın.So resolve upon your plan and [call upon] your associates.
İran mahkemelerinin insanlık onuruna aykırı bu tür kararlar vermeye hakları yoktur.Iran’s judiciary has no right to order such punishment which goes against human dignity.
Kararlar ulusal çıkarlara uygun alınmalı ve topluma yönelik tüm riskler azaltılmalıdır.Decisions should be based on national interest — reducing the risk to Chinese society.
.@IntlCrimCourt PNG (Papua Yeni Gine) mahkeme kararları yeniden çiğneniyor.come to our country come the proper way not through the backdoor like a crim.
Suad Misini, "Anayasa Mahkemesinin hala uygulanmamış başka kararları da var."There are other decisions from the Constitutional Court that are still not implemented.
Aralık 2007'de Sırbistan, parlamentoda kabul edilen bir kararla askeri tarafsızlık söz verdi.In December 2007, Serbia pledged military neutrality through a resolution adopted in parliament.
Juncker, "Her şey kararlaştırılana kadar hiçbir şey kararlaştırılmış değil." dedi."Nothing is agreed until everything is agreed," Juncker stressed.