Vatandaşlıkla ilgili kararlarda yargı denetimi açıktır.Vprašanje uveljavljanja razsodbe ostaja odprto.
Kararda konseyin konuyla ilgili daha önceki kararlarına da atıfta bulunuldu.Na koncilu so potrdili sklepe prejšnjih koncilov.
Mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.Sodba je dokončna in se nanjo ni možno pritožiti.
Bu kararla birkaç onyıl boyunca kadın futbolu tamamen yok oldu.Za nekaj stoletij je bila telovadba popolnoma pozabljena.
Kesin kararlar alır.Enoglasno se odločijo.
İdari yargıda idare mahkemelerinin verdiği kararlara karşı da temyiz mümkündür.Na sodbe patrimonialnih sodišč je bila mogoča tudi pritožba.
Bu durum Hermann'ın hapis ve idam kararlarına sebebiyet verdi.Zaradi tega teksta je bil Vilhar obsojen na denarno kazen in zapor.
Kararlar genelde açık oylama ile yapılır.Sprendimai priimami balsų dauguma atviru balsavimu.
Bu kararlar İzlanda'nın savaş zamanında sahip olduğu iyi yaşam şartlarını sürdürmek için alınmıştı.Taip buvo stengiamasi išlaikyti islandų pragyvenimo standartą tokį pat aukštą, koks buvo karo metais.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Ši korta keičia žaidimo eigą.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.Nutarimai paprastai buvo priimami balsų dauguma.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.Dauguma nutarimų turi būti priimta dviem trečdaliais visų balsų.
Ortaklığın kararları, bütün ortakların oy birliğiyle alınır.Įprasti EPSA nariai turi teisę balsuoti visuose asociacijos organizuojamuose balsavimuose.
Kararlar, bulgulara göre verilmelidir.Debatai priklauso nuo apibrėžimų.
Mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.Rungtynių teisėjo sprendimai yra galutiniai, jų negalima užginčyti.
Avrupa'da bu üç ülkenin Balkanlar'a üç koldan taarruz etmesi kararlaştırıldı.Aštrėjanti tarptautinė situacija Europoje tris Baltijos šalis skatino apsibrėžti savo pozicijas.
Fuat Bey'in gezeceği şehirleri kararlaştırdık.Apatanių kaimai gatvinio plano.
"Jack O'Neill'ın 10 yıl önceki hali gibi" değişmez kararları olan biridir.Ta on "nagu Jack O'Neill kümme aastat tagasi", kuid veel teravmeelsem.
Kararlar nasıl verilir?Kuidas inimesed otsuseid teevad?
Dublin Şehir Yöneticisi ise Şehir Konseyinin aldığı kararları uygulamakla sorumludur.Linnavolikogu otsuste elluviimise eest vastutab linnahaldur (Dublin City Manager).
Sempronius mümkün olduğunca hileli bir savaş biçimi bulmayı kararlaştırdı.Seega püüdis Plettenberg kasutada sõjaks võimalikult soodsat momenti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan kararları veto etmede Rusya başta gelmektedir.ÜRO Julgeolekunõukogu vastavasisulise resolutsiooni vastuvõtmise vetostas Venemaa.
Kararlar oy birliğiyle alınır.Resolutsioonid võetakse vastu ühehäälselt.
Estonya'nın finalde birinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Loosi tahtel osaleb Eesti 1. poolfinaalis.
Sonraki diğer kararlarında da annesinin etkili olduğu açıktır.Pärast ristimist sai selgeks, et ema olukord on tõsine.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Leppega oli ette nähtud omavalitsuse arendamine saarel.
14 Temmuz 2006 tarihinde 2006 Serie A Skandalı'nın kararları açıklandı.Danzumees, 14. august 2006 Ühe skandaali märkmed.
TFF'nin aldığı bu kararlar üzerine "Yargılamanın yeniden yapılması" başvurusunda bulundu.CREW poolt väljastatud avalduse järgi toob Ülemkohtu otsus "kaasuse lõpule".
Ama bazen bazı kararları verebilmek için büyük değişiklikler yaşamak iyi gelir.Mõnikord on kohtutel siiski vaja oma seisukohti muuta.
Kararlar birliğin resmi gazetesinde yayınlanır.Väljaannet trükitakse ajalehe formaadis.
Grup üyelerinin alınan kararları benimsemesi ve sahiplenmesini sağlar.Grupi liikmetelt nõutakse allumist ja korralduste täitmist.
Finansal analiz ve kararlarda önemli bir etken paranın zamansal değeridir.Finantsvahenduses ja finantsinvesteeringute valdkonnas on oluline ressurss loomulikult raha.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Kõik, mis ta teeb, on tema valik.
Kesin kararlar alır.Käib otsuste juurde.
"24 Ocak Kararları: 12 Eylül darbesinin öncüsü"."Tartu 21. juunil 1940: mälestusi 21. juuni sündmustest".
Jukov çıkmazı bozma zamanın geldiğine kararlaştı.See-eest sudoku keeleruumist ei sõltu.
Sadece toplantı kararları kayıt altına alındı.Sõnavõttude järele protokollitakse vastuvõetud otsused.
Oylama, kararları alabilmek için başvurulan yöntemlerden biridir.Meeleavaldajad kasutasid otsuste vastuvõtmiseks konsensusmeetodit.
Mahkeme, üç yıl sonra seçimde alınan kararların iptaline karar vermiştir.Põhikirja kohaselt pidi erakond likvideeritama kolm kuud pärast Riigivanema valimiste teostamist.
5 Nisan - TBMM, erken seçimlerin 5 Haziran'da yapılmasını kararlaştırdı.Ennetähtaegsete parlamendivalimiste kuupäevaks määrati 5. juuni.
Bu kararların arka planında her zaman siyasi nedenler yer almıştır.Teinekord on tegemist üldiste poliitiliste otsuste kõrvalmõjudega.
Ortaklığın kararları, bütün ortakların oy birliğiyle alınır.Kodanike maksimaalne osalus valimistel on kõigi erakondade ühine eesmärk.
Genel Müdür, Yönetim Kurulu'nun doğal üyesidir ve kararlarda oy sahibidir.Aktsionäride esindaja on alati nõukogu president ja tema hääl on otsustav.
Yunanistan'ın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Teisel poolajal Kreeka viigistas.
Açıklamada "Hükümetin aldığı kararlara katılmamak hapis cezası ile cezalandırılmamalıdır.Mööndlause: Mida sa politseinikust ka ei arva = arvad, trahvi pead ikka maksma.
1.Bu kısımda anılan Avrupa kararları, oybirliğiyle hareket eden Bakanlar Konseyi tarafından kabul edilir.1.Európske rozhodnutia uvedené v tejto kapitole prijíma Rada ministrovkonajúc jednomyseľne.
1.Bu kısımda anılan Avrupa kararları, oybirliğiyle hareket eden Bakanlar Konseyi tarafından kabul edilir.1.Ministerineuvosto tekee tässä luvussa tarkoitetut eurooppapäätökset yksimielisesti.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.우리에겐 상원의 결정 하에 2000년, 대통령 선거가 있었고
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Abbiamo avuto un'elezione presidenziale del 2000 decisa dalla Corte Suprema.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Ada pemilihan presiden tahun 2000 yang diputuskan oleh Mahkamah Agung.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Am avut alegeri prezidenţiale în 2000 decise de Curtea Supremă.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.En el 2000 tuvimos una elección presidencial decidida por la Corte Suprema.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Năm 2000 diễn ra cuộc bầu cử tổng thống do tòa án tối cao quyết định.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Nous avons eu une élection présidentielle en 2000 décidée par la cour suprême.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Tivemos uma eleição presidencial em 2000 decidida pelo Supremo Tribunal.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.We hadden een presidentsverkiezing in 2000, beslist door het Hooggerechtshof.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Wir hatten im Jahr 2000 eine Präsidentschaftswahl, die durch den Obersten Gerichtshof entschieden wurde.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.W roku 2000 o wynikach wyborów prezydenckich zadecydował Sąd Najwyższy.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Είχαμε τις προεδρικές εκλογές του 2000 που αποφασίστηκαν από το Ανώτατο Συμβούλιο.
2000 yılında yüksek mahkeme tarafından alınan kararla başkanlık seçimine gittik.Имахме президентски избори през 2000-та година разрешени от Върховния Съд.