Bu kararla Afrika, Asya ve Kuzey Amerika'dan daha fazla takım katılmaya başladı.Така се дава възможност на повече отбори от Африка, Азия и Северна Америка да вземат участие.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.Решенията се вземат с мнозинство.
Yapılan bu toplantılarda alınan kararlar dernekler tarafından uygulanmıştır.Решенията, които се вземат, се подготвят от специални комисии.
Yönetim, kararları en hızlı şekilde alır.Аз съм от типа мъже, взимащи бързо решение.
Çok çabuk ve iyi kararlar verir, halkının olabilecek en iyi şekilde yaşaması için çabalardı.Целта ѝ е да работи здраво и да постигне най-доброто, на което е способна.
Parti merkezinin Varna'da olması kararlaştırıldı.Във Варна е въведен полицейски час.
Kararlar genelde açık oylama ile yapılır.Въпреки това, процедурните въпроси се решава чрез гласуване с обикновено мнозинство.
Şehir heyeti de teslim olmayı kararlaştırdı.Гарнизонът на града се предава.
Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.Привежда в изпълнение решенията на Общото събрание и Изпълнителния комитет.
Suikastın 11 Temmuz'da yapılması kararlaştırıldı.Самото убийство е извършено вечерта на 15 юли.
Üvey annesi Efrosini 16 yaşındaki imparatorun bazı kararların hala alıyordu.Като втора майка на Теофил Ефросина оказва известно влияние върху шестнадесетгодишния император.
Mahkeme, üç yıl sonra seçimde alınan kararların iptaline karar vermiştir.След три години Конституционният съд отменя решението.
Kararlar nasıl verilir?Как да ги разпознаем?
Ancak kanaate bağlı kararlar veren, bazı özerk hukuklar (spor hukuku gibi) bunun istisnasıdır.Сред тях са каянийските царе – кавите – които управляват благодарение на и са овластени от хваренах.
Çarlık Rusyasında bu mahkeme kararları meşru kabul edilmiştir.На съвещание в Куфалово единодушно е решено присъдата да се изпълни.
Oylama, kararları alabilmek için başvurulan yöntemlerden biridir.Това, което се променя, са стратегиите, чрез които тези нужди да бъдат осъществени.
FTC, Google'ın Waze'i satın almasına itiraz etmeyeceğini kararlaştırdı.Някои компании в САЩ не одобряват употребата на Google Glass.
2007 yılı Aralık ayında alınan kararla görev süresi 2008 yılı sonuna kadar yeniden uzatılmıştır.Влизането ни в Шенген до края на март 2011 г. е реалистично.
2008 yılında alınan kararla öğrenim süresi 5 yıla çıkmıştır.През 1986 г. приемът по специалността е преустановен за пет години.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.Същата година през декември е осъден задочно от Плевенския военнополеви съд на смърт.
Hükümet de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uymak zorundadır.Изпълнителната власт се осъществява от губернатор, избиран от населението.
Almanya'ın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Доставени втора ръка от Германия след допълнителна модернизация.
Wayans'ın farklı bir oyuncuyla değiştirilmesi kararlaştırıldı.Odlučeno je da će Wayansa zamijeniti drugi glumac.
Hemen hemen bütün neticeler kararlardan, karakter ve kişilikten doğar; çok az şey şans eseri gerçekleşir.Skoro svi ishodi su rezultati odluka, likova i osobina; samo nekoliko stvari dogodilo se zbog prilike.
Burton, 20th Century Fox için Edward Makaseller filmini yönetmeyi kararlaştırdı.Burton je odlučio režirati Edwarda Škarorukog za 20th Century Fox.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.Odluke se donose većinom glasova.
2008 yılında alınan kararla öğrenim süresi 5 yıla çıkmıştır.2008. održan je u Opatiji gdje će se zadržati pet godina.
Bunu bir Pokémon maçı ile kararlaştırmaya anlaşmış ve aralarında bir müsabaka düzenlemiştir.Zbog toga su organizirali mali turnir s Pokémon borbama, a pobjednik bi dobio Totodilea.
1990'da alınan bir kararla belde konumuna gelmiştir. ^Nešto lijepo treba da se desi 1990.
Yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır.I što naučava, to su zapovijedi ljudske.
Son olarak, kararlar bir de 28 Şubat 1938'de tartışıldı.Nakon rezultata izbora, uspostvljena je vlada 28. veljače 1918.
Ertesi gün İstanbul’a dönmeyi kararlaştırırlar.Konačno će se odlučiti na vraćanje u Srbiju.
Kurul kararlarını oy birliğiyle alır.Odluke Predsjedništva donosile bi se konsenzusom.
Bunlar kaçınılmaz değildi ancak siyasi kararlardı.Bili su slobodni, ali nisu imali politička prava.
"Jack O'Neill'ın 10 yıl önceki hali gibi" değişmez kararları olan biridir.On je "ako Jack O’Neill pred 10 rokmi", no teraz je ešte ostrejší.
Bu yanlılıklar nedeniyle siyasal ve örgütsel bağlamlarda kötü kararlar alındığı görülmüştür.Zlé rozhodnutia vďaka týmto skresleniam boli zaznamenané v politike a organizáciách.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.S tým vraj súhlasil aj Stalin.
Mahkeme şu kararları verdi.Súd potom vyberal z týchto návrhov.
FIFA disiplin kararlarıyla cezaları birden fazla maç uzatabilir.Za vážnejšie previnenia môže disciplinárna komisia FIFA udeliť dodatočné tresty.
Ancak bu kararları Rusya federasyonu tarafından iyi karşılanmadı.Toto rozhodnutie sa však nestretlo s pozitívnou odozvou Ruskej korčuliarskej federácie.
Monmarte Mezarlığı'na gömülen cenazesi, meclisin aldığı bir kararla 4 Haziran 1908'de Panthéon'a taşındı.Bol pochovaný na cintoríne Montmartre v Paríži, jeho pozostatky previezli do Panthéonu 4. júna 1908.
Mahkemenin kararlarının uygulanıp uygulanmadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.Výbor ministrov Rady Európy dohliada nad výkonom rozsudkov Súdu.
Kararlar oy birliğiyle alınır.Rozhodnutia musia byť prijaté jednomyseľne.
Sonuç olarak doğal dillerdeki her şeyi kararlaştırmak zorundayız (Ludwig Wittgenstein).Táto rekonštrukcia má svoje východisko vo Ludwig Wittgenstein idei jazykovych hier.
Kararlar yukarıda belirtilen iki yasama modeline alternatif bir yol sunabilir.Môže ísť aj o kombináciu oboch vyššie spomenutých spôsobov interpretácie.
Verilen kararlar sonunda karmaşık bir sonuç doğdu.Na prekvapenie všetkých sa voľba skončila veľmi vyrovnaným výsledkom.
Kurul kararlarını oy birliğiyle alır.Valné zhromaždenie prijíma rozhodnutia hlasovaním.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Viedeň bola (rovnako ako Berlín) tiež rozdelená do štyroch sektorov.
Bir madeni para kurasında, Hollanda'nın ev sahibi olması kararlaştırıldı.Svoj tretí titul v rade získalo domáce Holandsko.
Avustralya'nın finalde birinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.V Austrálii skončil tretí po štarte z 13. miesta.
Yazılımın özellikleri kararlaştırıldıktan sonra yazılım geliştiricileri sorun için bir çözüm geliştirir.Po vzájomnej diskusii vývojárov bol tento problém vyriešený.
Yeter sayıda takviyeli olan Haçlı ordusunun doğrudan doğruya Kahire üzerine yürümesi kararlaştırıldı.Nikto presne nevedel, s akým veľkým vojskom Caesar postupuje na juh.
1983'te Sovyetler Birliği Mareşali olması kararlaştırıldı.Maršalom Sovietskeho zväzu sa stal v marci 1983.
68'de Galba, herkesi şaşırtan bir kararla, Vitellius'u Germania Inferior eyaleti ordu komutanlığına seçti.Konec leta 68 ga je Galba na splošno začudenje imenoval za poveljnika vojske v Spodnji Germaniji.
1924 yılında şirketin adının Columbia Pictures Corporation olması kararlaştırılmıştır.Kasneje so se leta 1924 preimenovali v Columbia Pictures.
Bu kararlara rağmen çalışmalar devam etti.Ne glede na slabosti sta nadaljevala z delom.
Taraflar hakem heyeti kararlara karşı on beş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.Zoper odločbo velikega župana je bila možna pritožba v 15 dneh na državni svet.
Aralık 1991'de ise 46/86 no'lu kararla bir önceki karar feshedildi.To resolucijo so leta 1991 ukinili z Resolucijo 46/86.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Kmalu so se ministri odločali vsak po svoje.
Bakanlar Kurulu da alınan kararları uyguluyordu.Izvršilni odbor pripravlja sklepe, ki jih sprejme upravni odbor.