Ana içeriğe geç
Sözlük

kararla ile cümle

kararla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom kendi kararlarını verebilecek kadar büyük.Tom is old enough to make his own decisions.
Verilecek kararlarımız var.We have decisions to make.
İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my decisions.
Tom'un Boston'daki işi alıp almayacağı henüz kararlaştırılmadı.Whether or not Tom gets the job in Boston is still very much up in the air.
Tom tüm kararları burada verir.Tom makes all the decisions here.
O benim yeni yıl kararlarımdan biri.That's one of my New Year's resolutions.
Hiç yeni yıl kararları aldın mı?Have you made any New Year's resolutions?
Verecek bazı kararlarımız var.We've got some decisions to make.
Tom'un alacak bazı kararları var.Tom has got some decisions to make.
Tom kendi kararların verir.Tom makes his own decisions.
Tom'un bazı kararlar alması gerekir.Tom needs to make some decisions.
Tom bazı kararlar vermek zorunda.Tom has got to make some decisions.
Tom kendi kararlarını vermek zorunda.Tom has to make his own decisions.
Kendi kararlarımı verebilecek yaştayım.I'm old enough to make my own decisions.
Kendi kararlarımı alacak kadar büyüdüm.I'm old enough to make my own decisions.
Bir dahaki sefere bir buluşma yeri kararlaştıracağız.Next time we'll agree on a meeting place.
Sen hep benim için kararlarımı aldın.You always made my decisions for me.
Şu andan itibaren kendi kararlarımı ben vereceğim.I'm going to make my own decisions from now.
Zaten onu kararlaştırdık.We've already settled that.
Biz hâlâ burada kararları veren kişiler değiliz.We still aren't the ones who make the decisions here.
Bütün gün kararlar veriyorum.I've been making decisions all day.
Otuz yaşından önce çocuk sahibi olmamayı kararlaştırdık.We agreed not to have children before the age of thirty.
Tom kararlaştırılan zamanda gelmedi.Tom didn't arrive at the agreed-upon time.
Onu nasıl kararlaştırdın?How did you determine that?
Kararlarımı kendim verebilirim.I'm capable of making my own decisions.
Zor kararlar ileride yatar.Tough decisions lie ahead.
Zor kararlar verilmeli.Tough decisions need to be made.
Tom akıllıca kararlar alır.Tom makes smart decisions.
Tahliye kararları çıkarıldı.Evacuation orders have been issued.
Ben 36 yaşındayım ve kendi kararlarımı alıyorum.I'm 36 years old and I make my own decisions.
Tom şirketin yalnızca isim olarak başkanıdır. Tüm önemli kararları oğlu alır.Tom is the head of the company in name only. His son makes all the important decisions.
Yeni yıl bahanesiyle ocakta alınan kararlar genellikle şubatta bozulmuş olur.New Year's resolutions made in January are often broken by February.
O onunla bir kafeteryada buluşmayı kararlaştırdı.She arranged to meet him at the coffee shop.
Tom'un yedeği kararlaştırılmadı.Tom's replacement hasn't been determined.
Benim kararlarımı kabul etmek istememen çok kötü.It's too bad you don't want to accept my decisions.
Burada kararları kim verir?Who makes the decisions here?
Biz bazı kötü kararlar verdik.We made some poor decisions.
Bazen insanlar yanlış kararlar verirler.Sometimes people make wrong decisions.
Keşke daha iyi kararlar verseydik.I wish we had made some better decisions.
Kendi kararlarımı vermek için sadece biraz daha özgürlük istiyorum.I just want a little more freedom to make my own decisions.
Her şey pazartesi günü kararlaştırılacak.Everything will be decided on Monday.
Kararları veren kişi Tom'dur.Tom is the one who makes the decisions.
Tom bazı zor kararlar vermemize yardım etti.Tom has helped us to make some tough decisions.
Bizim daha iyi kararlar almamız gerekiyor.We need to make better decisions.
Başbakan, hükümetin yeniden yapılandırılması gerektiğini kararlaştırdı.The prime minister agreed that the government needed to be restructured.
Biz onu henüz kararlaştırmadık.We haven't been able to determine that.
Kararlar veren kişi benim.I'm the one who makes the decisions.
Bazı zor kararlar vermek zorundayız.We have to make some tough decisions.
Kararla memnun edildik.We were pleased with the verdict.
Kendi kararlarını alacaklar.They'll make their own decision.
Kararla haklı olduğumu hissediyorum.I feel vindicated by the ruling.
Kolay kararlar yoktu.There were no easy decisions.
Bu kararlar nasıl alınır?How are these decisions made?
Tom iyi kararlar alıyor.Tom is making good decisions.
Kararlar nasıl ve nerede alınacak?How and where are decisions going to be made?
Ben zor kararlar vermeye alışkınım.I'm used to making difficult decisions.
Tom kötü kararlar aldı.Are you sure you want this one?
Tom bazı kötü kararlar aldı.Tom has made some bad decisions.
Leyla yaşamında bazı korkunç kararlar verdi.Layla has made some horrible decisions in her life.
Leyla hayatında bazı korkunç kararlar aldı.Layla made some terrible decisions in her life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod