Ana içeriğe geç
Sözlük

kararla ile cümle

kararla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ertesi sabah erken başlamayı kararlaştırdık.We agreed to start early the next morning.
Kararlarımızda önyargılarımızdan etkilenmemeliyiz.We should not be influenced in our decisions by our prejudices.
Tatil planlarımız hâlâ kararlaştırılmadı.Our holiday plans are still in the air.
Hiç yeni yıl kararları verdin mi?Did you make any New Year's resolutions?
Karar hâlâ kararlaştırılmamış.The decision was still in the air.
Proje şimdiye kadar kararlaştırılmamıştır.As yet, the project is in the air.
Bu ciddi sorunu derhal kararlaştırmalıyız.We need to settle this serious matter at once.
Konu henüz kararlaştırılmadı.The matter has not been settled yet.
Kararlaştırılır kararlaştırılmaz haber edin lütfen.Please let me know as soon as it's decided.
Müzakerelere devam etmeyi kararlaştırdık.We have agreed to continue the negotiations.
Bu kararlara dahil olma hakkımız olduğu için buradayız.We are here because we have a right to be involved in these decisions.
Yeni fabrika için yer kararlaştırılmadı.The site for the new factory has not been decided.
Hızlı kararlar tehlikelidir.Quick judgements are dangerous.
O, ailesine hükmeder ve bütün kararları verir.He dominates his family and makes all the decisions.
O, onun kararlarında yetersiz.He lacks decisiveness.
Onun nasıl yapılması gerektiğini kararlaştıramadılar.They could not agree how it should be done.
Kararlaştırılmış gün çok yakın.The appointed day is close at hand.
Hiç kimsenin kararlaştırılmış işlerini gevşetmelerine izin verilmemesi önemlidir.It is important that no one is allowed to slack off on their assigned work.
Yönetim önemli kararlar alır.The administration makes important decisions.
Mali kararlar çok önemlidir.Financial decisions are very important.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.They agreed to form a joint partnership.
Arkadaşlarımın kararlarını yargılamamaya çalışırım.I try not to judge my friends' decisions.
Hızlı kararlar vermeyi reddetti.He refused to make quick decisions.
O, dürüst, güçlü ve kararlar vermek için istekliydi.He was honest, strong, and willing to make decisions.
Başkan Truman zor kararlar almalıydı.President Truman had to make a difficult decision.
Daha çok düşünün ve sonra kararlar verin.Think more and make decisions after.
Tom ve Mary gece yarısından önce partiyi terk etmeyi kararlaştırdılar.Tom and Mary agreed to leave the party before midnight.
Tom hızlı kararlar vermeye alışkındır.Tom is used to making quick decisions.
Tom kararlar vermede zorluk çekiyor.Tom has difficulty making decisions.
Tom kesinlikle anlık kararlar vermede iyidir.Tom certainly is good at making snap decisions.
Fırtınadan dolayı, kararlaştırılan zamanda varamadık.Because of the storm, we weren't able to arrive at the appointed time.
Bunlar aldığımız kararlar.These are the decisions we've made.
Piknik içi tarih kararlaştıralım.Let's decide on the date for the picnic.
Tom birçok akıllıca kararlar aldı.Tom made a lot of smart decisions.
Ben senin kararlarını onaylamıyorum.I don't agree with your conclusions.
O sekreter olmayı kararlaştırdı.She's determined to become a secretary.
İnsanlar bazen mantıksız kararlar verirler.People sometimes make illogical decisions.
Tom onun kendi kararlarını alamaz.Tom can't make his own decisions.
Biz herhangi önemli kararlar vermeden önce birbirimize danışmamız gerektiğini düşündüm.I thought we agreed to consult each other before we made any major decisions.
Kendi kararlarını vermelisin.You must make your own decisions.
Bunlar yalnız vermek istediğim kararlar.These are decisions I want to make alone.
Bunlar vermeme yardım etmeni istediğim kararlardır.These are decisions I want you to help me make.
Hızlı kararlar verme.Don't make any quick decisions.
Kend kararlarımı verebilirim.I can make my own decisions.
Acele etmeden alınan kararlarım vardı.I had second thoughts.
Planın hakkında acele etmeden kararlar alıyorum.I've been having second thoughts about your plan.
Bazı kararlar verdim.I've made some decisions.
Yeni politika üzerine kararlar alıyorlar.They make decisions on new policy.
Mary kararlaştırılan zamanda gelmedi.Mary didn't arrive at the agreed-upon time.
Bir sürü aptalca kararlar veririm.I make a lot of stupid decisions.
Kendi kararlarımı ben veririm.I make my own decisions.
Maria sonuçları unutarak her zaman aceleci kararlar veriyor.Maria is always making hasty decisions, forgetting about the consequences.
Nasıl kararlar alıyorsun?How do you make decisions?
Onlar benim kararlarım değil.They're not my rules.
Dürüst olmak gerekirse, ani kararlarımdan asla üzülmediğimi söylersem, yalan söylerim.Honestly, I'd be lying if I said I never regret my sudden decisions.
Kararları kim veriyor?Who's making the decisions?
Tom'a benim için kararlar vermesine izin vermem.I don't let Tom make decisions for me.
Her şeyi kararlaştırabilecek gibi görünmüyoruz.We never seem to be able to agree on anything.
Tom ve Mary hiçbir şey kararlaştırmadı.Tom and Mary didn't agree on anything.
Sanırım o kararlaştırılmış.I guess it's decided.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kararla ile cümle - kararla kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App