Ulusal hukukun %70'inden daha fazlası Brüksel'de alınan kararlara dayalıdır.A nemzeti törvényhozások több mint 70%-át a brüsszeli döntések alapján végzik.
Kesin kararlar alır.Sorsdöntő lépéseket kell tennie.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.Sztálin azonban másképp döntött.
2017'den itibaren 4 senelik dönemlerle düzenleneceği kararlaştırıldı.2017-től négyévente rendezik.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.A határozatokat szótöbbséggel hozzák.
Bu kararlarının sonucunda insülin üretimi ve tedavisi hızla tüm dünyaya yayıldı.Ennek az önzetlenségnek köszönhetően az inzulinkezelés gyorsan elterjedt a világon.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.A határozatot kétharmados többséggel fogadták el.
Önemli olaylarda aldığı kararları Jack'e uygulatabilmiştir.A tervezett nagy teljesítményű processzor elérte a max.
Bakanlar kurulu kararlarını oy birliğiyle alır.A bizottságok készítik elő a tanács számára a döntési tervezeteket.
Lobicilik, hükümetler tarafından verilen kararları etkileme çalışmasıdır.A politikai sztrájk célja a kormányzati döntések befolyásolása.
Daha sonra hep birlikte bir gün kararlaştırılır ve çeyiz için alışverişe gidilir.Így végül nem tehet mást, mint hogy elkíséri őket a vásárba.
Bu kurada Almanya'nın Finalin birinci yarısında yer alacağı kararlaştırılmıştır.Érdekessége a sorsolásnak, hogy Oroszország már hetedjére került az első elődöntőbe.
Bu kararla, Batı Şeria duvarını inşa etmeye başladı.Ő kezdte el a külső vár építését.
Macaristan'ın finalde ilk yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.A kegyelemdöfést az utolsó percben kapta Magyarország.
Devrim mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.Az Alkotmánybíróság határozatai mindenkire kötelezőek és megfellebbezhetetlenek.
Ayrıca tasfiyecilerin taslak kararlarının tamamı reddedildi.A kerküraiak tárgyalási szándékát is visszautasították.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan kararları veto etmede Rusya başta gelmektedir.Oroszország sürgette az ENSZ BT soron kívüli ülésének minél hamarabbi összehívását.
6. Oyunun nasıl biteceği kararlaştırılabilir.6. Clone A játék betöltését és elmentését tudjuk itt végezni.
Yıkımların olması kararlaştırıldı.Elhatározzák, hogy elpusztítják őket.
UEFA'nın kuralları ve aldığı kararlar Avrupa Komisyonu ile ters düşmemelidir.Az EFDI nyilatkozatai és tevékenységei nem sértik a tagok szuverenitását.
Şehir heyeti de teslim olmayı kararlaştırdı.A kapitulációs pontokat ő is aláírta.
ILO politikaları hakkında kararlar alır.Segíti a humánpolitikával foglalkozók munkáját.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Berlint magát is négy megszállási övezetre osztották.
Bunun üzerine Avusturya'da 12 Mart 1938'de plebist yapılması kararlaştırılmıştır.Ez egy osztrák miniszter 1912. március 12-i interpellációjából derül ki.
Bu tartışma 1965'te alınan kararlarla sona erdi.Ez utóbbi program 1965-ben fejeződött be.
Yapımcılar onun enerjisini beğendiler ve Ana Lucia karakterinin sezon sonunda öldürülmesini kararlaştırdılar.Tuottajat pitivät hänen energiastaan, joten he suostuivat tappamaan Ana Lucian kauden lopussa.
Fakat bu galibiyet verilen bir aksi kararla bir kenara atılmıştır.Malinen: Ee se oo tääsin poessulettua.
Yazı-tura atışı yerine maçın tekrar oynaması kararlaştırıldı.Lisäksi sivurajaheittojen sijaan pallo potkaistaan takaisin peliin.
Dinelen Ayı ve yanındakiler bu kararla serbest bırakıldı.Pool ja hänen porukka vapautettiin noin.
Her köy ve kasabadan gelenler için ayrı bir yer ayrılmış ve buluşma yerleri kararlaştırılmıştı.Toukomaan koosta ja paikasta oli sovittava kyläläisten kesken ja tehtyyn päätökseen oli kaikkien alistuttava.
Kararda konseyin konuyla ilgili daha önceki kararlarına da atıfta bulunuldu.Päätöksistä valittaminen tapahtui samoin kuin ennenkin.
2008 yılında çıkan kararla Gebze'den ayrılıp ilçe olmuştur.Vapauduttuaan hieman etuajassa 2008 hän sai karkotuksen maasta.
Mahkemenin kararlarıyla 400.000 kişi rızası olmadan kısırlaştırıldı.Noin 400 000 joutui pakkosterilisoinnin uhriksi vastoin tahtoaan.
İki tanesi de yargı kararları ile de facto yürürlükten kaldırma yoluna gitmiştir.Molemmat maat lupasivat tyytyä oikeuden päätökseen.
Kurul kararlarını oy birliğiyle alır.Hallintoasiassa viranomainen tekee kirjallisen päätöksen.
Aldığı kararlar bağlayıcıdır ve iptal edilemez.Opiskelupaikan vastaanottamisilmoitus on sitova eikä sitä voi muuttaa tai peruuttaa.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.Päätökset tehtiin yksinkertaisen enemmistön perusteella.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan kararları veto etmede Rusya başta gelmektedir.Venäjä esti iskun tuomitsevan päätöksen YK:n turvallisuusneuvostossa.
Toplantıda savunma ve dış ilişkiler konusunda daha etkili ve yoğun bir işbirliğine gidilmesi kararlaştırıldı.Lisäksi sopimuksessa päätettiin tehostaa yhteistyötä oikeus- ja sisäasioissa.
Stüdyo filmin genel izleyiciye hitap etmesini kararlaştırdı.Näytelmä halusi varoittaa katsojia.
16 Eylül 2013 tarihinde verilen kararla doping yaptığı gerekçesiyle 9 ay ceza aldı.Hän sai 11. syyskuuta 2003 yhdeksän kuukauden vankeustuomion kannabiksen hallussapidosta.
Kararları vermede en yüksek mercii İdare Meclisidir.Jokaisen mekaanisen kellon heikoin kohta on johtorattaan voitelu.
Bu sayede doğru ve zamanlı kararlar alınabilecektir.Prosessien on sujuttava oikein ja ajallaan.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Kaiken tämän hän maksoi itse.
Toplamda bütün idam kararlarının sayısı 1.630 kişidir.Tuomittujen sakkojen määrä oli yhteensä 1 260 markkaa.
2008 yılı itibarıyla bu fonda biriken paraların geri ödenmesi kararlaştırılmıştır.Summa palautettiin rahastolle vuonna 1997 ilman korkoa.
Katılamayanların başka bir sergide yer almaları kararlaştırıldı.Sen vuoksi on päätetty ottaa joukko poissa olevia jäseniä.
Fakat son anda verdiği kararla Samsun'da kaldı.Suurimmat ansionsa hän saavutti kuitenkin Sampdoriassa.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.Sopimuksen hyväksymiseksi piti olla 2/3 enemmistö.
Sonuç olarak doğal dillerdeki her şeyi kararlaştırmak zorundayız (Ludwig Wittgenstein).Wikisitaateissa on kokoelma sitaatteja aiheesta Ludwig Wittgenstein.
Yani kadı kararlarına itiraz kazaskerliğe yapılırdı.Itsemurha oli ilmeisesti pettynyt protesti.
1928 - Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.Valtioneuvosto päätti 1928 keskittää selvitystyön yhdelle henkilölle.
Westphalia barışının ana kararları: Bütün gruplar 1555 yılındaki Augsburg Barışı'nı tekrar tanıyacaklar.Pääartikkeli: Augsburgin uskonrauha Seuraavat valtiopäivät kokoontuivat Augsburgissa vuonna 1555.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Puolustusministeriö päätti maavoimien räjähdealan kehittämisestä.
Bir madeni para kurasında, Hollanda'nın ev sahibi olması kararlaştırıldı.Yhtiön kotipaikaksi on rekisteröity Alankomaat.
2015 yılında, Las Vegas'ta gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.Väitetty raiskaus olisi tapahtunut vuonna 2009 Yhdysvaltojen Las Vegasissa.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Tästä kukin alue päättää itse.
Tümüyle yok edilene dek, viranenin üzerine kararlaştırılan yıkım inecek.Toistetaan, kunnes haluttu ennusteen pituus on täynnä.
Polonya'nın birinci parçalanması 5 Ağustos 1772 tarihinde kararlaştırıldı.Ο πρώτος διαμελισμός της Πολωνίας αποφασίστηκε στις 5 Αυγούστου 1772.
Karakterlerin verdiği kararlar ve kullandıkları stratejiler genellikle ahlaki açıdan karmaşıktır.Οι επιλογές που κάνουν οι χαρακτήρες και οι στρατηγικές που χρησιμοποιούν είναι συχνά ηθικά πολύπλοκες.