"Jack O'Neill'ın 10 yıl önceki hali gibi" değişmez kararları olan biridir.Je „jako Jack O'Neill před deseti lety,“ ale má ostřejší hrany.
Dodgson 1880'de fotoğrafı ani bir kararla bıraktı.Dodgson s fotografováním náhle přestal v roce 1880.
Devrim mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.Rozsudky Revolučního soudu jsou neměnné a nedá se proti nim odvolat.
Bu mahkemeler tarafından verilen kararlar 1985 yılında kaldırılarak cezalar düşürülmüştür.Tento dodatečný trest mu byl v roce 1985 soudem zrušen.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.V červenci téhož roku však hrabě všechny odsouzené podmínečně omilostnil.
Önceden siyasi kararlar siyasi liderlerce alınıyordu.Všechna klíčová hospodářská rozhodnutí byla přijata politickým vedením.
Hollanda'nın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Nizozemské Antily postoupily do druhé fáze.
İrlanda'nın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Pozn: Druhé místo Irska bylo určeno losem.
1983'te Sovyetler Birliği Mareşali olması kararlaştırıldı.V roce 1983 byl jmenován maršálem Sovětského svazu.
Bu kararlara rağmen çalışmalar devam etti.Přes veškeré tyto výhrůžky však přípravy pokračovaly.
Türkiye'de kuruluşundan bugüne değin üç iktisat kongresi yapılmış ve önemli kararlar alınmıştır.Deset dní po volbách již rozhodl o třech důležitých postech.
2008 yılında alınan kararla öğrenim süresi 5 yıla çıkmıştır.Od r. 2009, kdy skončila tříletá zkušební doba.
Bakanlar Kurulu da alınan kararları uyguluyordu.Evidenci vedly úřady, které rozhodovaly.
Alınan siyasi kararlarda bütün birlik üyelerinin kabul etmesi şartı vardı.Při schvalování společných strategií je třeba souhlas všech členských států EU.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Samotný Berlín byl vzhledem ke své důležitosti také rozdělen do čtyř samostatných zón.
Birleşmiş Milletlerdeki veto yetkisi de bu konferansta kararlaştırıldı.V tomto období byla právo národů na sebeurčení zakotveno v Chartě OSN.
Fakat bunun bir barışçıl hac mı yoksa bir askeri sefer şeklinde mi olacağı kararlaştırılmamıştı.Nikde nebylo upřesněno, zda se má nebo nemá jednat o vojenské řešení situace.
O yüzden azınlıkta olan partinin Temsilciler Meclisi kararları üzerindeki etkisi çok azdır.V první fázi měli zástupci měšťanstva daleko menší vliv na rozhodování parlamentu.
Oylama, kararları alabilmek için başvurulan yöntemlerden biridir.Volební model je odhad, jak by dopadly volby.
Mayonun rengi sponsorlar tarafından kararlaştırıldı.Byly vyšlechtěny barevné kultivary.
1995 yılında Avrupa Adalet Divanı tarafından alınan kararla, Bosman kuralları uygulamaya geçmiştir.Známý je díky soudnímu případu, ve kterém bylo v roce 1995 zavedeno tzv. Bosmanovo pravidlo.
Lehistan'ın Kırım Hanlığı'na vergi ödemeye devam etmesi kararlaştırıldı.Nadále však musela odvádět poplatky krymskému chanátu.
Başka bir deyişle, anayasa, iradenin siyasi kararları üzerinde temellenir.Ale jak o tom přesvědčit voliče, když emoce jsou na jeho straně? .
Kurumun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz.Vlastníci pozemků nechtějí ustoupit opravě průtahu obcí .
Fakat Richard bu güvenceye layık bir kişi olmadığını daha ilk günlerindeki aldığı kararlarla gösterdi.Richard se cítil špatně s toho, že nevěděl, kdo pro něj minule hlasoval.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Každá země by si měla tyto pravidla stanovovat sama.
2009 yılında Gazi Üniversitesi Senatosu tafafından alınan kararla iki ayrı fakülte haline getirilmiştir.V tomto případě je k odvolání děkana nutné dvoutřetinové usnesení fakultního akademického senátu.
Temyiz edilen kararlar Yargıtay tarafından incelenir ve karara bağlanır.Rozhodnutí Rady budou respektována a naplnění rozhodnutí bude kontrolováno.
Bu yanlılıklar nedeniyle siyasal ve örgütsel bağlamlarda kötü kararlar alındığı görülmüştür.Pouze tam byla totiž přijímána rozhodnutí o politických a vojenských záležitostech.
Yani kadı kararlarına itiraz kazaskerliğe yapılırdı.K sexuologii se podle vlastních slov dostal náhodou.
Mahkeme şu kararları verdi.Rozhodl o tom soud.
Bakanlar kurulu kararlarını oy birliğiyle alır.Shromáždění pak rozhoduje o návrzích výboru.
2015 yılında, Las Vegas'ta gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.První verze v roce 2015 je v Las Vegas.
Ulusal hukukun %70'inden daha fazlası Brüksel'de alınan kararlara dayalıdır.Mai mult de 70% din legislația națională se bazează pe deciziile luate la Bruxelles.
Küçük Eurovision-2008 için üretim takımı, EBU tarafından kararlaştırıldı.Echipa de producție pentru Eurovision Junior 2008 a fost decisă de EBU.
Bunun yanı sıra Berlin'in de 4 sektöre bölünmesi kararlaştırıldı.Urma să aibă loc și o divizare a Berlinului în patru sectoare.
Kararlar yukarıda belirtilen iki yasama modeline alternatif bir yol sunabilir.Deciziile oferă o alternativă la cele două moduri de legislație de mai sus.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.Dar Stalin era deja hotărât.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Consiliul Apărării lua deciziile majore în problema dezvoltării principalelor sisteme de arme.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.În afară de aprobarea problemelor bugetare, rezoluțiile nu depind de membri.
Mass Effect 2 oyun akışı, ilk ve orijinal Mass Effect içinde verilen kararlardan etkilenir.Jocul este influențat de deciziile luate în primul Mass Effect.
Bu kararlar Walker ile takım arkadaşlarının ilişkilerini farklı olarak etkilemektedir.Aceste decizii afectează relația dintre Walker și tovarășii săi, iar aceștia vor reacționa diferit.
Kararlar oy birliğiyle alınır.Deciziile vor fi luate doar prin consens.
10 Mayıs - ABD Yüksek Mahkemesi, domatesin meyve değil sebze olduğunu kararlaştırdı.În anul 2001 Uniunea Europeană a decis oficial că roșia este fruct, și nu legumă.
Oyuncu'nun seçmesi gereken bazı kararlar vardır.În acest moment jucătorul putând alege anumite decizii.
Erişim tarihi: 30 Ağustos 2014. ^ a b c "TFF Yönetim Kurulu Kararları".Actualizat pe 4 iunie 2014 ^ a b „HOTĂRÂRI CONSILIUL DE ADMINISTRAȚIE Cf.
ILO politikaları hakkında kararlar alır.Dicționar de politici sociale.
Alınan kararla yaratılan uçuşa yasak bölge de bu tarihte kaldırıldı.Expediția neautorizată pe care o face în această regiune se soldează cu dispariția sa.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Aceste decizii afectau modul în care se desfășura jocul.
Hedefi Hiroşima olarak kararlaştırıldı.Callisto a fost stabilită ca țintă.
FIFA disiplin kararlarıyla cezaları birden fazla maç uzatabilir.Sub rezerva hotărârii disciplinare a FIFA, suspendarea putea fi extinsă pentru mai mult de un meci.
İleriye yönelik projeksiyonlar yaparak stratejik kararlar için önerilerde bulunur.Alții avansează teze normative, făcând recomandări politice specifice.
Konya Hukuk Mektebi ise 1907 yılında alınan bir kararla kurulmuş, 1908 yılında da eğitime başlamıştır.De profesie era avocat, profesie care a început-o în anul 1908.
Orduya Duilius'un donanmaya ise diğer konsülün komuta etmesi kararlaştırılmıştı.Acesta a fost decis ca Asina se va ocupa de flota și că Duilius ar comanda armata.
Kararlar çoğunluğa göre verilirdi.Deciziile erau luate cu majoritatea simla de voturi.
Eylül 1525'te meclis, kilise hazinesinin kalanlarına da el koymayı kararlaştırdı.În septembrie 1572 Anna a decis să conteste hotărârea Curții Imperiale pentru drepturile sale financiare.
Birçok önemli davaya katıldı, radikal kararlar verdi.Convenția a evitat-o acceptând o serie de măsuri radicale.
Bundan sonra kendi aralarında nişan gerçekleşir, düğün günü kararlaştırılır.După logodnă se alegeau nașii și se fixa data nunții.
Bu sebeple örgüt üyelerinin çoğu kez örgütün aldığı kararlara uymadıkları gözlemlenmiştir.De obicei non-membrii sunt invitați să participe, atunci când sunt părți la litigiile discutate de Consiliu.
Bir sonraki sezon ise -30 puanla lige başlaması kararlaştırıldı.Israel - 30 de vehicule comandate inițial.