Bu tür kararlar, değer mühendisliği olarak bilinen geniş bir disiplinin parçasıdır.Такие решения — часть более широкой дисциплины, известной как функционально-стоимостный анализ.
1951 yılında alınan bu kararla, Kıbrıs’ın 48 yıllık demiryolu macerası sona ermiş oldu.Именно здесь завершился 58-летний жизненный путь романтика моря.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Земля установила эмбарго на производство и продажу современного оружия.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Обширные доходы, поступавшие на остров тратились разумно.
Turnuvanın her sene düzenlenmesi kararlaştırılmıştır.Турнир решено было сделать ежегодным.
Burada alınan kararlar bağlayıcıdır ve sadece Genel Organizasyon Şurası değiştirebilir ya da iptal edebilir.Но где община уступила место участковому хозяйству, там пар или совсем отменен, или видоизменён.
"24 Ocak Kararları".Народные приметы 24 января.
Alman saldırısının orijinal başlama tarihi 26 Ağustos saat 04:00 olarak kararlaştırılmıştı.Японское соединение было обнаружено противником рано утром 7 апреля.
Nisan ayında EBU tarafından yapılan toplantıda Ukrayna'nın 22. sırada çıkacağı kararlaştırılmıştır.В ходе встречи было отмечено огромное значение проведения в Баку 23-й ежегодной сессии ПА ОБСЕ.
Açıklanan kararlar ile 592 sanıktan 123'ü beraat etti.Обвинение было предъявлено по 123 пунктам.
Kararların gözden geçirilebilirliği.Контроль за ходом решения.
Bu kararla Cardiff City, üçüncü turu otomatik olarak geçti.Вида и Гвадалахара прошли в третий раунд автоматически.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.Но это не повлияло на ход кампании.
ILO politikaları hakkında kararlar alır.О речевом поведении политиков.
İspanya'nın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Испания будет выступать во второй половине.
Gerektiğinde aldığı zor kararların ve sonuçlarının ardında durmasını bilir.В конце концов, она остается наедине со тяжелым решением, которое ей предстоит принять.
Organizasyonlar, kararlar yoluyla kendilerini üreten sistemlerdir.Она желает устанавливать правила сама.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.Но уже в следующем году князь эту присягу нарушил.
10 Mayıs - ABD Yüksek Mahkemesi, domatesin meyve değil sebze olduğunu kararlaştırdı.В 2001 году Евросоюз решил, что помидоры не овощи, а фрукты.
Ortaklığın kararları, bütün ortakların oy birliğiyle alınır.Было объявлено, что решение принято при обоюдном согласии всех участников коллектива.
PADH ağ bir örgütüdür yani tüm kararlar oylamayla veriliyor.«Это не партия одного лица, все решения у нас принимаются коллективно.
Azerbaycan'ıın finalde ilk yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.Азербайджан участвовал в первом полуфинале.
Fakat takımın sahibi Marc Cuban radikal kararlar almıştı.Жюри ММКФ шокировало радикальным выбором.
Amy'nin diziden ayrılışı Gillan ve Moffat arasında kararlaştırılmıştı.Её независимость была гарантирована Гвинедом с одной стороны и Мурином с другой.
Yol yöneticileri alınan kararlara göre yolu genişletebilir.Они рассказывают, что предводитель, возможно, жив.
Tapie Asya'ya üretimi dışarıdan yapmayı kararlaştırdı.قرر تابي نقل الإنتاج إلى آسيا.
Stüdyo filmin genel izleyiciye hitap etmesini kararlaştırdı.قرر الاستديو إرسال الفيلم الي المراقب العام.
Devrim mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.قرارات المحاكم الثورية نهائية وغير قابلة للاستئناف.
Kamu politikası genellikle "anayasalar, yasama eylemleri ve yargı kararlarında" somutlaştırılmıştır.وتتجسد السياسة العامة عادة "في الدساتير، والقوانين التشريعية، والقرارات القضائية".
Cumhurbaşkanı, millet meclisini feshetme hakkına sahip değildir ancak onun kararlarını veto edebilir.لا يملك الرئيس الحق في حل الجمعية الوطنية ولكن لديه حق نقض قراراته.
1836 yaz ve sonbaharını Trier'de geçirdikten sonra Marx öğrenimi ve hayatı hakkında daha ciddi kararlar aldı.قَضى ماركس الصيف والخريف في ترير عام 1836، وسرعان ما أصبح أكثر جدية حول دراسته وحياته.
İkonlara yönelik 1547 kararları 1538 versiyonunun daha bir sıkı biçimiydi ve daha bir kesinlikle uygulandı.كانت الأحكام الصادرة في عام 1547 ضد الصور أكثر رسوخًا من تلك التي صدرت عام 1538، ولكن تم فرضها بشكل أكثر شدة.
Sürgün Hükûmeti, daha sonra Beneş Kararları olarak anılacak bir dizi yasa çıkardı.ثم أصر أيضًا على قول الحق، ثم وصف عذاب الظالمين ونعيم المتقين.
Bu kararlar 1913 Paris Arap Konferansı'nda alınmıştı.هذا على الأقل ما كانت عليه الأمور حتى المؤتمر العربي الأول في باريس عام 1913.
Bu tarz altyapılar ancak ulusal düzeyde kararlar sonucu yapılabilir..ويمكن عمل نتيجة قرارت بهذا النوع من البنية التحتية ولكن على المستوى الوطني.
Kocasının onu kurtarmak için verdiği karar, dünyayı fethetme yolundaki en önemli kararlardan birisidir.وربما كان قرار زوجها باسترجاعها هو المفتاح في شروعه بالسير لغزو العالم.
Mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.أحكام المحكمة وقراراتها نهائية وغير قابلة للطعن.
Kararlarının yasal bir bağlılığı yok" diye belirtmiştir.ليست هناك قضايا قانونية وراء القرار".
Bu önemli adımla birlikte 22 Ocak 2010'da cihazların devreye sokulması kararlaştırıldı.وبعد هذه الخطوة المحورية، بدأ تشغيل الآلات في 22 يناير 2010.
Eski kararları analiz etmek ve değerlendirmek karar vermeyi tamamlayan adımlardır.يعد تقييم وتحليل القرارات السابقة مكملا لعملية اتخاذ القرار.
İdari mahkemeler, resmi kararların alındığı davaları işleme koymaktadır.تنظر المحاكم الإدارية في حالات الطعن بالقرارات الرسمية.
NATO 1997'de komuta yapısındaki altmış beş merkezin yirmiye düşürülmesini kararlaştırdı.وفي 1997، توصلت منظمة حلف شمال الأطلسي إلى اتفاق بشان تخفيض كبير في هيكل قيادتها من 65 مقر قيادي إلى 20 فقط..
1959-60 sezonu öncesinde ligdeki takım sayısının 20'ye çıkarılması kararlaştırıldı.وقد تم تخفيض عدد ألوية من four - 20-15 قبل تفكيك تسعة ألوية الدفاع الإقليمية.
Bu kararla hükûmet kalkınma programları harcamalarına 10 milyar dolar fazladan para harcamıştı.وتسبب هذا في دهشة الكاتب لأن الحكومة استثمرت 3 مليارات دولار في تطوير أجهزة التصويت الفعالة.
Savaş ve barış kararları toyda verilir.من يتخذ القرارات المتعلقة بالحرب والسلام في هذا البلد.
Ortaklığın kararları, bütün ortakların oy birliğiyle alınır.وتهدف مثل هذه الجمعيات إلى التوصل إلى توافق في القرار بين جميع المشاركين.
Kesin kararlar alır.اتخذا القرارات.
"24 Ocak Kararları"."اعتصام 27 يناير".
Birleşik Krallık'ın finalde ikinci yarı'da çıkmasına kararlaştırılmıştır.علم الأتحاد (علم المملكه المتحده) تم تنزيله إلى النصف.
Ve bunu "Korkarım uyuyan devi uyandırdık ve korkunç kararla onu doldurduk." şeklinde dile getirdi.يقول:"أخشى أن كل قمنا به كان لإيقاظ عملاقا نائما جرى شحنه بالفضب مع تصميم رهيب."
Bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.وبالتالي فإن رئيس الوزراء والوزراء المعنيين مسؤولون عن هذه المراسيم.
Makamların karar sesleri, güçlüsü, yedeni ve asma kararları olur.الكلام في الأسماء والأحكام والوعد والوعيد.
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.ويحتاج تبنى أي مقترح في هذا الشأن إلى موافقة بأغلبية الثلثين في المؤتمر.
Kararlar, muhatapları için tüm koşullarıyla bağlayıcıdır.في جميع الظروف، هي المسؤولة عن كل النقاشات.
Bu yanlılıklar nedeniyle siyasal ve örgütsel bağlamlarda kötü kararlar alındığı görülmüştür.هناك أمثلة عدّة على القرارات السيّئة الناتجة عن الانحياز التأكيدي في السياق السياسي والتنظيمي.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.غير أن هذه التفسيرات لا تعكس توافق الآراء الذي تم التوصل إليه في المؤتمر.
Filmin 2012 yılında bir zaman yayınlanacağı kararlaştırılmıştır.ويعتقد أن هذا الفيديو يرجع تاريخه إلى بعض الوقت في عام 2012.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.كانت مهمة المختبر تصميم وبناء أول أسلحة ذرية.
Ayrıca tasfiyecilerin taslak kararlarının tamamı reddedildi.ولذلك رفض مرقيون العهد القديم بأكمله.
1946 - Müttefikler, On iki Ada'nın Yunanistan'a verilmesini kararlaştırdı.كانت معاهدة باريس لعام 1947 تتطلب من إيطاليا تسليم جزر دوديكانيس إلى اليونان.