Ve bu, tartışmaya açık bir karardı.And this was kind of a controversial decision.
Çok büyük bir karardı.It was such a major decision.
Derim karardı, soyuluyor, Kemiklerim ateşten yanıyor.My skin grows black and peels from me. My bones are burned with heat.
Bu yüzden yüreğimiz baygın, Bunlardan ötürü gözlerimiz karardı.For this our heart is faint; For these things our eyes are dim;
Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.Your Lord has made this incumbent on Himself.
Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o inkar edenlerin yüzleri kötüleşip-karardı.When they realise it has come upon them, distraught will be the faces of unbelievers.
Ay karardığı,The moon eclipsed,
Ve karardıkça kararan bir dumanın gölgesindeler.Under the shadow of thick black smoke
Gözler kamaşıp karardığı,Yet when the eyes are dazzled,
İçinizden oraya gelmeyecek yoktur; bu, Rabbinin gerçekleştireceği kesin bir karardır.There is not one among you who will not reach it. Your Lord has made this incumbent on Himself.
Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır."That is what God has already said before."
Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.)the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
De ki, "Siz bizi izlemiyeceksiniz. Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır."Say: 'You shall not follow us; so God said before.'
Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.And not one of you but shall pass over it: it is for thy Lord an ordinance decreed. *Chapter: 19
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.No calm reasoning will ever help once their eyes get bloody.
Bu, iki ülke arasında alınmış bir karardır ve CEFTA ile ilişkileri etkilememelidir.This is a bilateral decision between two countries and should not influence relations with CEFTA.
Bu çağdışı bir karardır." dedi.This is about an anachronistic ruling," said Stevan Pavleski, an attorney for the MZT-FOP head.
Bu benim dayatacağım değil, sizin de üzerinde anlaşma sağlamanız gereken bir karardır."This is not a decision I can impose -- it is one you must agree on."
Fransız devrimi kıvılcımı bu yolda ki ilk önemli ve radikal bir karardı.The French Revolutionary spirit took the first significant and radical step down that road.
Dossey: "Balder öldü ve tüm dünya karardı.Dossey: "Balder died, and the whole Earth got dark.
Hava karardığında Canfield erkekleri aramalarına ertesi gün devam etmeye karar verir.When it grows dark, the Canfield men decide to continue their murderous search the next day.
Yıllar geçtikçe, taş işçiliği göösteren bazı yapılar parçalanmaya başladı ve cepheler karardı.Over the years, some of the stonework began to crumble and the façades were blackened.
Kararımız karardır, sefere çıkacağız.Hingewischt, beim nächsten Male weg.
Bu altmış yıl boyunca lekenin karardığı tespit edildi.Dort muss etwas passiert sein, was seit 60 Jahren vertuscht werden soll.
Bu karar, doğru bir karardır.Die Entscheidung erwies sich als richtig.
Benim için çok önemli bir karardı buraya gelmek.Auf diese Abkunft legte sie großen Wert.
Benim için çok önemli bir karardı buraya gelmek.C'était très important pour moi d'être là.
Pencereden gökyüzünün karardığı görülür.Le Diable quitte par la fenêtre.
Bu, senatomuzun oy birliğiyle aldığı karardır.Ce que contredit Air Sénégal.
Her şey karardı.Todo se oscureció.
Onun gözleri karardı.Sus ojos se oscurecieron.
Kolay bir karardı; çünkü sizi o dünyaya geri odaklıyor.Fue un corte definitivo, ya que te centra de vuelta en ese mundo.
Hanuka ışıkları hava karardıktan sonra en az bir buçuk saat yanmalıdır.Las luminarias de Janucá deben arder por lo menos media hora luego de que oscurezca.
Bu karar, doğru bir karardır."Yo creo que fue la decisión correcta.
"Renklerimiz SİYAHLAŞTI, hayatımız KARARDI" (Türkçe).«"Meine Hautfarbe hat mir Glück gebracht"» (en alemán).
Bu, ilk başrol William Hartnell'ın sağlık sorunlarından dolayı hızlıca verilen bir karardı.Esto apareció debido a la frágil salud de de William Hartnell.
Tom'un gözü karardı ve Mary'ye vurdu.Tom perse la testa e colpì Mary.
Bu karar, doğru bir karardır.La decisione si rivelò giusta.
Bu altmış yıl boyunca lekenin karardığı tespit edildi.In seguito, l'edificio cadde in rovina per circa sedici anni.
O akıllıca bir karardı.Это было мудрое решение.
Bu cesur bir karardı.Это было дерзкое решение.
Bu son derece vakitli bir karardı.Это было очень своевременное решение.
"Renklerimiz SİYAHLAŞTI, hayatımız KARARDI".Они исчезнут, как наше детство, наша жизнь”.
Kararımız karardır, sefere çıkacağız.Мы решили: пора уходить.
Bu karar, doğru bir karardır.Это оказалось правильным решением.
Bu sadece oyuncunun karardı.Выбор зависит от игрока.
Kolay bir karardı; çünkü sizi o dünyaya geri odaklıyor.Foi um corte limpo, porque te focava de volta para aquele mundo.
Bu sadece oyuncunun karardı.A decisão fica a critério do jogador.
Benim için çok zor bir karardı."Het was een erg moeilijke beslissing.
Hava iyice karardıktan sonra ortaya çıkarlar, şafağa kadar aktiftirler.Finist verschijnt en samen praten ze tot zonsopgang.
Benim için çok önemli bir karardı buraya gelmek.Voor hem was dit een zeer betekenisvolle inwijding.
Güneş batıp ve hava karardığında ise tüm bunların tam tersi yaşanır.Vlak voor de zon ondergaat verandert hij de tijd.
Bu karar, doğru bir karardır.Decyzja ta okazała się słuszna.
Benim için çok önemli bir karardı buraya gelmek.Był to dla niego znaczący wybór.
Kararımız karardır, sefere çıkacağız.Przepraszam, teraz idziemy się pieprzyć.
Türken kommen" ("Hava çoktan karardı.Jerzy Durał) „War Is Over” (muz.
Kararımız karardır, sefere çıkacağız.Нове рішення — йдемо далі.
Bu karar, doğru bir karardır.Toto rozhodnutí se ukázalo být správným.
Fransız Devrimi kıvılcımı bu yoldaki ilk önemli ve radikal bir karardı.Francouzská revoluce znamenala radikální a definitivní ukončení vzestupu.
Şabat Cumartesi günleri hava karardığında sona erer.Na Bílou sobotu končí postní doba.